Düşünce Yazıları
Ali Sait Sadıkoğlu – Düşüncenin Kıyameti 2...25 Mart 2026
Arif
20:30 - 31 Aralık 2014
Aşıklık ille de şöyle tecellî eder diye kaide ile îzah edilecek durumda değildir. Hiç olmadık şeylerden Allah aşkına yol bulunabilir. Bazen de Hz. Allah, aşkını doğrudan kuluna ihsan edebilir. Bu ve buna benzer bazı beyitlerden dolayı Hz. Pîr’in çok sarih şekilde anlattığı mânâlar çarpıtılmak da istenmiştir, işte 77. beyitte geçen “gerek bu baştan, gerek öbür […]
Arif
18:00 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Bu lâtife öyle bir latife ki isteyen okusun, gönül isterse artlasın, gönlü istediği halde anlamayan sırtındaki heybeye koyuversin. Dağarcıkta bulunsun, bakarsın bir gün lâzım olur, Ama anlamayan hemen inkâr etmesin… Derler ki kâinattaki bütün zuhûrat, âlemler, hilkat, hepsi 28 harfte açıklanmıştır. Bu harflerin hepsi noktanın eğilip bükülmesiyle oluşmuştur. 28 harf 28 mertebeye de işâret eder, […]
Arif
17:30 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
‘Vicdan’, Arapça v-c-d (vecd, bulmak) kökünden gelir.İîmân cevherinin farkında olmayan kişinin vicdanı olması mümkün değildir. Bu îmândan ve kendisindeki cevherden bihaber yaşayan, vicdanlıymış gibi davranan kişi imansız olduğu halde mümin gibi görünen münâfık gibidir;Din, aşk, hak, güzellik, cennet, hizmet, sevap gibi kavramlar hâin insanların eline düştüğünde ‘su-i istimal’ edilmiş bozul-muş deformasyona uğramıştır. Bu anlam kargaşasından […]
Arif
17:00 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Mesele sadece sevmekte değil.Çünkü Hz İsa’ya Allah’ın oğlu diye iftira atanlar Hz İsa’yı sevdiklerini iddia ediyorlardı.Koskoca bir peygamberin getirdiği şeriat ve din bozulur da veli bir zatın yolu bozulmaz mı?Tarihte bazı tarikatlar buna mâruz kalmışlardır, Hacı Bektaşi Veli’nin adab,erkân ve yaşayışıyla bugün kaç kişi amel etmektedir? Mesele, sadece takım tutar gibi sevmek değil; Allah’ın sevdiği […]
Arif
16:00 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Kader,Allah Teala’nın her şeyi bilmesidir.Kaza ise o bilinenin mahlukatı tarafından da zahir olmasıdır. Yani bizim başımıza gelen hadiseler ve yaptığımız işler, Hak celle ve ala hazretleri bildiğinden mecbur olduğumuz fiiller değildir. Kader tabiri caizse kulun Allah’ına sürpriz yapamaması demektir. Her yaptığımız fiilin muhakkak neticesi vardır. Bunun zuhuruna kaza denir. Benim muhterem hocalarımdan biri şöyle anlatırdı: […]
Arif
15:30 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Kuran-ı Kerim’in bize sonradan gelmiş olması onun mahluk olduğunu göstermez, Bizler kainat, yani oluş,yaradılış dâiresindeyiz. Kur’ân-ı Kerim ise bizim dairemizde indirilmiş ve ancak bizim idrak edeceğimiz kısmıyla bildirilmiştir, O sebepten dolayı aslında Kur’an’ı Kerîm Cemalullahtır.Söz burada biter. Görmeye göz, göstermeye kudret lâzımdır, Kainat mahlûktur ama Kuran-ı Kerîm, Allah Tealâ’nın ilmiyle mahlûk değildir. Bizim âlemimize yansıması […]
Arif
14:30 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Bazı âlimler demişler ki besmelenin başındaki b harfinin noktası, ‘ol’ emriyle nur-ı Muhammedi’nin oluşumuna işârettir. Sin harfine geçiş, insanın yaratılışına; bu harfin uzatılarak mim le sulanması Hz. Âdem’den Efendimize gelinceye kadarki cümle peygamberlere işârettir. Sin, ebced hesabıyla altmıştır. Adem ve Havva kelimeleri de altmıştır. Sûre-i Yasinin başındaki Yâsîn gene bazı âlimlere göre Hazret-i insan ve […]
Arif
14:00 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Ayine olarak ilk görünen Hz. Âdem’dir. Nitekim Hz. Adem ‘safiyullahtır’ yansıtan âyinedir. Peki ona nereden yansımıştır? Yansıyan nedir, nerededir? Allah u Tealâ’nın esma ve sıfatının yansımasıdır diye cevap verilebilir fakat bu, tek başına doğru olmaz. O zaman âlemlerden münezzeh olan Allah Teâlâ ya mahal isnad edilmiş olur. O halde Ehli Sunnet akaidine göre söylenebilecek söz […]
Arif
13:37 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Olmak ya da olmamak… İşte asıl mesele bu. Neye ‘ol’ denilmiş ve ne olmuş? Neye ‘olma’ denilmiş ve ne olmamış? ‘Olmak’, senin tek başına yapabileceğin bir şey değil. Görmez misin nice yıldız sistemleri, galaksiler, samanyolları bir kara deliğin yutuvermesiyle kayboluyor. Milyarlarcası ak deliklerden tulü ediyor, doğuyor. Ne kadar büyük olsan da, ne kadar bilsen, ne […]
Arif
13:35 - 31 Aralık 2014
0 Yorumlar
Herkes kendi hayatı binasının mimarıdır. Faraza sen yaptığın bir yapıyı, fena malzeme kullanarak, çürük ve hesapsız yaparsan, yaptığın binâ yıkılır, neticede seni mes’ûl ederler. İnsanların buldukları ferah, keder, cennet, cehennem, iyilik ve fenalık da hayat binasını iyi veya fena kurmuş olduklarındandır. Erdiğimiz neticenin mesûliyeti başkalarının değil, kendimizindir. Eğer biz vücûdumuz binasını çürük ahlâklar ve kötülüklerle […]

0 Yorumlar