Davet, Görüş ve Müjde

  Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kullarını saf ve temiz bir fıtrat, tam ve eksiksiz bir suret ile onurlandıran Allah’a hamd olsun. Onları içle­rinde gizli olarak bulunan ve dışlarında da apaçık görülen delillerle kendi­ne çağırarak özel kıldı. Melekût alemini kalben görerek hidayete erdirdi. Mülk alemini de gizlice görerek kalplerini sabit kıldı. Mücahede makamından sonra […]

Daha fazla oku
Bilginin Kuruluşunda Nazari Aklın Rolü

  Nazari aklı şimdi de bir başka açıdan; insanın bilgiye ulaşma süreciyle ilgili olarak değerlendirmeye çalışalım. İnsanlar bireysel olarak hayatlarının çok büyük bir bölümünü tecrübe düzeyinde yaşarlar. Bir belirsizlikle karşılaştıklarında ise, nazari akıllarındaki o belirsizliğe ait boşluğu, insanlığın kümülatif bilgi birikimiyle; okuyarak ve öğrenerek kapatırlar. Sorun, aradığımız cevap insanlığın türsel nazari bilgi bankasında bulunmadığında ortaya […]

Daha fazla oku
Doğru, İyi, Hikmet ve Epistemik Tekâmül Üzerine

İnsanlık bilgiye her zaman fıtrî hakikati esas alarak ulaşmıştır. Bu nedenle bilgi sistemleri zamanla iyilik, yani Tanrı’nın muradı olan sevgi temelinde inşa edilmiştir. Bu inşa süreci, genel olarak canlılığı, özel olarak ise insanın fıtrî tahakkukunu destekleyen bir yönelim taşır. Bu perspektifi yakalayamayan doğrular ise kalıcı olamaz. Çünkü doğru dediğimiz şey, iyilikten bağımsız düşünüldüğünde zaten nispi, […]

Daha fazla oku
İnsan Kalbinin Özellikleri

  Bil ki Allah yukarıda zikrettiğimiz şeyleri insan dışındaki di­ğer canlılara da vermiştir. Nitekim hayvanların da şehvet ve gazap güçleri, dış ve iç duyuları vardır. Bundan dolayı bir ko­yun kurdu gözüyle görür, kalbi ile onun düşman olduğunu bilir ve ondan kaçar. İşte bu batini idraktir. İnsanın kalbine özgü olup onunla şerefinin yükseldiği ve Al­lah’a yakınlaşmaya […]

Daha fazla oku
Bilmenin Hakikati

  Bilmek insanın en asli vasfıdır. Bilmekten daha özet daha ayrıştırıcı bir vasfımız yoktur. Dolayısıyla insan başka herhan­gi bir nedenle değil, insan olduğu için bilir. Bu açıdan bak­tığımızda insan olmak zaten bilen bir özne olmak demektir. Fakat bilme özelliğinin nasıl işlevsel hale geldiği, yani nasıl olup da kendimizi ve ulaşabildiğimiz tüm mevcutları bilebil­diğimiz, kadim dönemden […]

Daha fazla oku
Ali Sait Sadıkoğlu – Düşüncenin Kıyameti 2 (Hikmetin Dirilişi) Notlarım

Hikmet, bilginin Varlık ile tam uygunluğudur: Diğer türlü ifadeyle, Varlık’a birlik içinde teslim olarak faal ve hâkim bilme durumuna geçmektir. Birlik içinde teslim olma idrakinin getirdiği bilme şeylerin kendisinde faal ve hâkim hareketi mümkün kılar. Ama hikmetteki hakimiyet özne ve nesne ayrımında kalan beşerin nesne üzerindeki hoyrat ve haksız egemenliği asla değildir; hikmetteki hakimiyet bilinen […]

Daha fazla oku
Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:4-5 ”Notlarım”

  Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:4 Özsel varlığın örneğe ihtiyacı yoktur; o zâhiri anlama uygun olarak anlaşılır ve te’vil edilmez. O mutlak ve hakiki varlıktır. Rasülullah’ın arş, kürsi, yedi kat gök halkında verdiği haber buna örnek verilebilir. Bunlar, ister duyu ve hayalle algılansınlar ya da algılanmasınlar, özleri itibariyle var olan cisimler olduklarında zahiri anlamlarıyla anlaşılırlar. […]

Daha fazla oku
Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:2-3 ”Notlarım”

Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:2 ”Notlarım” Evrenin asıl yapısı birbirinden farklı tabiatlar (tabâyi) ve zıt konumlar (vücûh) üzerine kurulmuştur; özellikle birleşebilenleri bir araya getiren ve ayrılması gerekenleri de ayırabilen aklın amaçlayıp yöneldiği varlık. Bu da hikmet ehlinin “küçük âlem” (el âlemü’s-sagir) diye isimlendirdiği insandır. Doğrusu insanlar çeşitli arzulara (ehvâ”) ve farklı tabiatlara sahip kılınmıştır. Onların […]

Daha fazla oku
Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:1 ”Notlarım”

  Basiretli bir kimse tüm çabasını dikkatli düşünmeye, tefekküre, kalbini ve aklını araştırma ve tetkikle meşgul etmeye, inayete uygun ve aktif incelemenin (nazar) şartlarına tam bir şekilde riayet ederek akıl yürütmeye, Yüce Allah’ın zâtı için ve rızasını kazanma uğruna bu ezayı yüklenmeye ve sıkıntıya katlanmaya yöneltirse mükâfat kazanır ve imanından faydalanır. Bu kimse tüm çabasını […]

Daha fazla oku
Düşüncesizliğin Direnci

Şimdi hangi yöne gideceksiniz öyleyse?1′ et-Tekvîr 81/26 Karşıt Dirençler Kur’ân’ın tefekkür konusunu kabaca ‘düşünenler’ (tefekkür) ve ‘düşün­meyenler’ (düşüncesizlik) şeklinde ikili yapı içinde ele alması ve kimi zaman bunu ‘görmek ve görmemek’ arasındaki farka benzetmesi[2ge­nel olarak direnç mantığı ile ilgilidir. Kur’ân tarihsel ve coğrafî olarak yerleşik dinî inançlara sahip insanlara seslendiği ve onları bu inançları bırakıp […]

Daha fazla oku