“İşi Kolay Kılmak”

  Ehlullâhın sohbetlerinde bildik soruların beklenmedik cevap­ları ortaya çıkar. Herkesin anladığını düşündüğü konular, bir velînin lisânında yeni açılımlara kavuşarak yüksek derecelere ulaşır. Bir gün Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî, İbn Meşîş hazretlerine Efendimiz in (s.a.s.) * “Kolaylaş­tırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.”[19] hadîs-i şerifi hakkında sormuş. İbn Meşîş hazretleri çoğu kimsenin bildiği bir rivâyet olmakla birlikte herkesin farklı yönlerden kavradığı […]

Daha fazla oku
Nefesten Harfe, Sözden Varlığa

  İbnü’l-Arabî hazretleri. Molla Fenârî tarafindan şerh edilen bir nihâîsinde şöyle buyururlar: “Biz söylenmemiş yüce harflerdik. Tepelerin zirvesinde asılı bir vaziyette. Oradayken ben sensin, biz şeniz ve sen O’sun. Her şey hüviyette böyledir, bunu bir vâsıl olandan sor!”[66] Bu­radaki yüce harfler (hurûf-ı âliyât), Hakk’ın zâtından isimle­rine, oradan diğer varlık mertebelerine doğru olan hareketi anlatıyor. Tıpkı […]

Daha fazla oku
Kemâlin Mânâsı ve Yakınlaştıran İlim

Kemâlin Mânâsı ve Yakınlaştıran İlim Hakk’ın acze düşürme fiilinin üzerimizde rahmet olarak zuhûr edeceğini, hakîkat-i Muhammediyye’de zâhir olan rah­metin ilimleri ve kabiliyetleri kemâle erdirdiğini konuşmuş­tuk. Kemâl kelimesi, tamlık, yetkinlik, yerli yerinde oluş gibi anlamlara gelir. Bu kelimeyi çeşitli durumlarda sıfat yâhut ta­mamlayıcı bir vurgu olarak sıkça kullanırız. Nerede kemâlden söz ediyorsak orada bize var olma […]

Daha fazla oku
Mutlak Vasıta, Mümkün Varlık

MUTLAK VASITA, MÜMKÜN VARLIK Şendedir mecma’-ı kavseyn-i vücûb u imkân Şensin ey nûr-ı ezel vâsıta-i Rabb u ibâd “Sen benim, halk senin edin içindir.”[1] dedi Hak Bundan a lâ dahi bir mertebe olmaz müzdâd Sana ikrâr iledir sıhhat-i îmân-ı enâm Rütbeni anlamağa kimsede yok istfdâd Nâbî[2] Kuvveden Fiile lâ şey’e illâ ve hüve bihî menût […]

Daha fazla oku
Kötülüğün Mahiyeti

    Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor? O hâl­de O erksizdir. Gücü yetiyor da istemiyor mu? O hâlde O, kötü­cüldür. Hem kötülüğü önlemeye gücü yetiyor hem kötülüğü önle­mek istiyor mu? O hâlde kötülük nereden geliyor? Epiküros’un di­lemması[104] olarak bilinen bu sorular Tanrı-âlem münasebetleri çer­çevesinde daha sonra “teodise”[105] problemi şeklinde formüle edile­rek tartışılmıştır. […]

Daha fazla oku
Ahlaki Niteliklerin Belirleyici Bir Unsuru Olarak Mizaç

  İbnü’l-Arabî, antik Yunan filozoflarından İslam filozoflarına tabiat felsefesinin bir dalı olarak intikal eden mizaç teorisini be­nimseyerek ahlak kuramının önemli bir parçası hâline getirmiştir. Ona göre insanın ahlak yapısı, fizyonomik ve ahlaki özelliklerinin teşekkülünde belirleyici bir etkiye sahiptir. îbnü’l-Arabi’nin kozmoloji öğretisinde makro kozmos olan evrende bulunan her şey mikro kozmos olan insanda da münde­miçtir. Evrende […]

Daha fazla oku
İnsan Seçiminde Belirleyici Unsur:İstidad

  İbnü’l-Arabî düşüncesinde insan ezelî bir taayyündür, insan­dan zuhur eden bütün fiiller ve ahval onda mündemiç bulunan dâ­hili kanunların icbar etmesi ile ortaya çıkar. Daha önceki bölüm­de bunun “Sübutunda olan zuhurunda ortaya çıkar.” cümlesi ile ifade edildiğini belirtmiştik. İbnü’l-Arabî bu dâhili kanunları ta- nımlamak için “istidat” kavramını kullanmıştır. İbnü’l-Arabî ye göre istidat; bir şeyi kabul […]

Daha fazla oku
İlahi Mu’tekad’dan İlah-ı Meşru’ya Tanrı Tasavvuru

  İlah-ı mutekad kavramı İbnü’l-Arabi’nin insanın Tanrı hakkındaki tasavvuru problemi çerçevesinde ortaya koyduğu bir kav­ramdır. İbnü’l-Arabî bu kavramdan yola çıkarak insanların Tanrı hakkında sahip oldukları bilgi ve verdikleri hükümler Tan- n’nın hakikatine mutabık mıdır sorusuna cevap aramaktadır, îlah-ı mu tekad, her insanın kendi zihninde yarattığı ilah de­mektir.[1] İbnü’l-Arabi’ye göre her insanın zihninde yarattığı bir Tanrı […]

Daha fazla oku
Kimyâ-i Saadet:Her Şey Kemali Talep Eder

  Kimyâ-i saadet, İbnü’l-Arabi’nin kimya ilminden ahlaka geçiş yapmak için yararlandığı bir terimdir. Düşünürümüz madenlerde­ki başkalaşma ile insan nefsi arasında bir analoji kurar. Benzer bir analojiyi tıp ilminden ahlaka geçiş yapmak için de kurmuştur. Bu­nunla maddi ve manevi kemal arasında irtibat kurarak ahlaki te­rakkinin gelişim safhalarını muhataplarının zihnine yaklaştırma­yı amaçlamaktadır. Okuyucu “Seyr ü sülük yapmak […]

Daha fazla oku
Ahlak’ın İlahi Niteliği:Fıtrat

  İbnü’l-Arabî evvelemirde orjin problemine dikkat çekerek in­sanın ilahi surete göre yaratılmış olması ile ahlakın ilahi niteliği arasında bağıntı kurar. O, bununla ahlaki görecelilik fikrinin yol açtığı problemleri bertaraf etmeyi ve ahlaki eylemlerimize, üze­rinde uzlaşı sağlanmış bir dayanak noktası tespit etmeyi amaçla­maktadır. insanın ilahi surete göre yaratılmış olması ahlaka doğ­rudan doğruya ontolojik bir veçhe kazandırmaktadır. […]

Daha fazla oku