Ortadoğu Türkiye’nin Ne(re)si Olur?

  Sonda söylenecek olanlardan birini başta söyleyerek başlayalım: Ortadoğu Türkiye’ye, Müslüman Türklere karşı kurulmuş, “kurgulanmış”, adlandırılmış bir yer, bir coğrafya, bir haritadır. Aslında “şark meselesi”nin bir parçası olarak fikren ve fiilen bizden koparılmış ve başkalaştırılmış, hatta bize düşman kılınmış bir “çalışma” ve çatışma sahası… Uzun bir zamandan, bir, birbuçuk asırlık bir tarihten bahsediyoruz, maalesef bizim […]

Daha fazla oku
Hür Caddenin Kül Yolcuları

Şeyma Kaya Zamanın hızla aktığı, binaların yükselip ruhların daraldığı, ekranların ışığında kalplerin yalnızlaştığı çetin bir asrın eşiğindeyiz. Modern insan; kendi kurduğu şehirlerde, kendi çizdiği sınırlarda ve nefsinin hevalarında mutlak bir özgürlüğe erdiğini zannetti. Oysa ne garip bir aldanıştır bu; insanoğlu başkalarının zahiri kölesi olmaktan kaçarken kendi benliğinin, kibir tahtının ve sanal illüzyonların en katı tutsağı […]

Daha fazla oku
-Bazı irfansızların inkâra yayınları münasebetiyle-

    Bunlara, ‘Yeryüzünü fesada vermeyin’ denildiği zaman ‘Öyle değil,biz ancak ıslah edicileriz’ derler.Asıl bunlar ortalığı ifsat edenler fakat şuurları yok,farkında değiller.1 Kur’ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi’nin başında ilâhı kitabın ko­nusunun insanlar olduğuna işaret ederken; gayesinin ve indiriliş hikmetinin de onları doğru yola iletmek ve irşad etmek, yani Allah’ın nimetlerinin dosdoğru yolunu göstermek ve o yola […]

Daha fazla oku
Terbiye: İnsanoluşun Yapıtaşı

  İnsanlığın başladığı o çağlarda, beşerden insana geçtiğimiz dönemlerde eğitim nasıldı? Eğitim, insanolmanın başta gelen unsuru, etkenidir. İnsanlaşmada eği­timden daha önemli hiçbir şey olamaz. Hangi öbekte yer alırsak alalım, han­gi eğitim seviyesinde olûrsak olalım, mutlak sûrette eğitilmiş olmamız gere­kiyor. Eğitimi yakın çevremizden almağa başladığımızdan söz etmiştik. İşte en başta anne, baba ve ailenin öteki fertleri […]

Daha fazla oku
İslam Felsefesi Çalışmalarında Oryantalizmin Dönüşümü:Etkileşim-Bağımlı Yorumlamaya Geçiş

  KÜBRA BİLGİN TİRYAKİ* Wael Hallaq, Edward Said’in Oryantalizm eserinden yola çıkarak ortaya koyduğu oryantalizm eleştirisinden hareketle modern bilginin epistemolojik kökenlerini incelediği Şarkiyatçılığı Yeniden Düşünmek: Modern Bilginin Eleştirisi adlı eserinde oryantalizmin, içinde kök saldığı aydınlanman modern bilginin oluşumundaki sorunları içermiş olduğunu ortaya koyar.[1] Hallaq’ın çok boyutlu bir Said eleştiri­si üzerinden ortaya koyduğu bu durum, oryantalizmin […]

Daha fazla oku
Teoman Duralı’nın Ufkuyla Beşer’den İnsan’a

  Teoman Duralı’nın teşhis ettiği ve adını koyduğu “Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti”ne tam bir adlandırma, niteleme bulamadığımız için sürekli farklı isimlendirmeler kullanıyoruz. Avrupa, Batı, Çağdaş diyoruz, muasır ve yüksek medeniyetler diyoruz fakat tam olarak küresel zihniyeti ifade eden bir adlandırmayı henüz dilimize yerleştirebilmiş değiliz. Batı yön, Avrupa coğrafya, çağdaş ise tarihe ilişkindir. Hiçbiri tam manasıyla […]

Daha fazla oku
Harf Sembolizmi

  Harfler, sözcüklerin yapı taşlarıdır. Sözcükler ise dilin yapı taşlarıdır. Harfler birleşerek sözcükleri, sözcükler de dil sistemini oluşturur. Dilin temel fonksiyonu, duygu ve düşünceleri aktarmak, bunlarda yaşanan değişimleri göstermek, yani iletişimi sağlamak­tır. Ancak insanoğlunun hayal gücü, harflerde ve sözcüklerde, ile­tişimin işlevinden fazlasını öngörmüştür. Harflerin sözcüklerin te­mel unsuru olmanın yanı sıra, kimi zaman metafizik gerçekliklere işaret […]

Daha fazla oku
Sanat ve Güzel: Kavramsal Bir Çerçeve

SANAT ve GÜZEL: KAVRAMSAL BİR ÇERÇEVE Halide YENEN* Giriş Sanat ve güzel birbirinden ayrılmayan, biri diğerini hatırlatan, manaları kolayca idrak edilen iki sözcük; fakat bir o kadar da filozofları, dil bilimcileri, sanatkarları üzerinde düşünmeye sevkeden iki kavram çifti olmuştur. Sözcük anlamı itibariyle sanat, eser üretme kabiliyeti, güzel ise göze güzel görünen şeklinde anlaşılmaktadır. Bir terim […]

Daha fazla oku
Yeryüzünün Sonbaharından Dünyanın Sonbaharına

  Oysa ben akşam olmuşum Yapraklarım dökülüyor usul usul Adım sonbahar Attila İlhan, Ayrılık Sevdaya Dahil, s. 103. Sait Faik Abasıyanık, 1934 yılında Varlık, dergisi için kaleme aldığı Sonbahar yazısında çiçeklerin ve ağaçların, toprağın en ka­ranlık derinliklerinde mevcut olan esrarı aslında kokularıyla ve renkleriyle ifşa ettiklerini, lâkin insanın bu tecellileri bir türlü an- lamlandıramadığını yazar. […]

Daha fazla oku
Türkiye’nin Ahlak Daralması

  Bir yerde bir konuya İlişkin sorun varsa, bu konu farkında olmadan, sürekli bir gündem oluşturuyor, kendini farklı sa­halarda karşımıza çıkarıyor. Türkiye’de herkesin herkesi ah­lâkın bir boyutu üzerinden itham ettiği, yargıladığı, mahkûm etmeye çalıştığı, ilginç bir şekilde kendini var olan bütün hercümercin dışında gördüğü bir süreci epey bir zamandır yaşıyoruz. Bu durumu ülkenin genel siyasi […]

Daha fazla oku