Kelamcılar ve Islam Filozoflarına Göre Kudret ve irade Sıfatları

  2.1 Lügavî olarak “gücü yetmek; bir işi ölçülü ve planlı bir şe­kilde yapmak, planlamak; kıymetini bilmek; bir şeyin vasıf ve şeklini belirlemek; rızkını daraltmak” mânalarına gelen kudret kelimesi, isana nisbet edilebildiği gibi Allah Teâlâ’ya da nisbet edilir. Allah’a nisbet edildiğinde “dilediğini eksiği ve fazlası olmaksızın hikmet çerçevesinde yapmak” manasında kullanı­lır.[1] Ehl-i sünnet âlimleri, aklî […]

Daha fazla oku
İmâm-ı Rabbâniye Göre Kelam Sıfatı

3.3. İmam-ı Rabbânî, Ehl-i sünnet tarafından ittifakla kabul edilen kelam sıfatının varlığını isbat hususunda sadece aklî bir  delilden söz etmiştir. Meseleyi  konuşamamanın noksanlık olacağı açısından ele almış, kelam sıfatı olmadığı takdirde Allah-uTeâlâ’nın konuşamayan bir âciz  olması ihtimalini O’nun mükemmelliğine ve azametine uygun bulmamıştır.1 Diğerleri gibi hakiki sıfat kabul ettiği kelamın parça ve cüzlere bölünmeyen basît […]

Daha fazla oku
İmam-ı Rabbâniye Göre İlim Sıfatı

4.2 İmâm-ı Rabbânî de kelam âlimleri gibi kâinattaki her şeyi Allah Teâlâ’nın yarattığına inanmanın her şeyi bildiğine de inanmaya mecbur kıldığını söyler, bilmeden yaratmayı aklen imkânsız bulur.1 Dolayısıyla İlahî zata zait ve onunla kaim ol­duğuna inandığı hakikî/sübütî sıfatlardan birinin de ilim sıfatı olduğuna inanır.2 İmâm-ı Rabbânî, sıfat-ı sübûtiyye arasında yaptığı sırala­mada ilim sıfatım tekvîn, irade, […]

Daha fazla oku
Imâm-ı Rabbâniye Göre İlham

  Imâm-ı Rabbânî, ilham ile sıradan insanların kalbine doğan sezgiyi değil, mutasavvıfların manevî tecrübeleri esnasında kalbe gelen bilgiyi kast etmiştir. Onu “Hz. Peygamber’e (as) tabî olmanın bereketiyle veleyet(-i hassa) derecesine gelenlerin kalbine gelen mana” olarak tarif etmiştir.1 Birçok mutasavvıf gibi İmâm-ı Rabbânî de geliş şekli iti­bariyle vahye benzettiği ilhamın “ledünnî ilim” olduğunu belirtmiş, böylece onun […]

Daha fazla oku
Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:4-5 ”Notlarım”

  Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:4 Özsel varlığın örneğe ihtiyacı yoktur; o zâhiri anlama uygun olarak anlaşılır ve te’vil edilmez. O mutlak ve hakiki varlıktır. Rasülullah’ın arş, kürsi, yedi kat gök halkında verdiği haber buna örnek verilebilir. Bunlar, ister duyu ve hayalle algılansınlar ya da algılanmasınlar, özleri itibariyle var olan cisimler olduklarında zahiri anlamlarıyla anlaşılırlar. […]

Daha fazla oku
Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:2-3 ”Notlarım”

Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:2 ”Notlarım” Evrenin asıl yapısı birbirinden farklı tabiatlar (tabâyi) ve zıt konumlar (vücûh) üzerine kurulmuştur; özellikle birleşebilenleri bir araya getiren ve ayrılması gerekenleri de ayırabilen aklın amaçlayıp yöneldiği varlık. Bu da hikmet ehlinin “küçük âlem” (el âlemü’s-sagir) diye isimlendirdiği insandır. Doğrusu insanlar çeşitli arzulara (ehvâ”) ve farklı tabiatlara sahip kılınmıştır. Onların […]

Daha fazla oku
Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:1 ”Notlarım”

  Basiretli bir kimse tüm çabasını dikkatli düşünmeye, tefekküre, kalbini ve aklını araştırma ve tetkikle meşgul etmeye, inayete uygun ve aktif incelemenin (nazar) şartlarına tam bir şekilde riayet ederek akıl yürütmeye, Yüce Allah’ın zâtı için ve rızasını kazanma uğruna bu ezayı yüklenmeye ve sıkıntıya katlanmaya yöneltirse mükâfat kazanır ve imanından faydalanır. Bu kimse tüm çabasını […]

Daha fazla oku
Allah Teâlâ’nın Sıfatlarının ve Fiillerinin İspâtı

  Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarının belli başlı olanları vardır ve bun­ların birincisi hayat sıfatıdır, öncelikle bilmelisin ki şimdi bahsedeceğim bu sıfatları Allah Teâlâ bize haber vermemiş, an­latmamış ve öğretmemiş olsaydı anlayamazdık. Çünkü yüceli­ğinden dolayı hiçbir dil Onu ifade edemez ve hiçbir beyan O’nu ortaya koyamaz. Allah’ın güzel isimleri (esmâü’l-hüsnâ) ve yüce sıfatları vardır. Biz O’nu ancak […]

Daha fazla oku
İlâhi Zâtın İspatı

  Bu kısım Allah’ın zâtının isbâtı ile ilgilidir. Bunun da kendi­ne mahsus kaideleri olup bunların ilki şudur: Bilmelisin ki din Allah’ın zâtının mahiyeti hakkında hiçbir şey söylememiştir. Dolayısıyla aklın bu konuda düşünmesi lüzumsuzdur. Aslında aklın bu hususta düşünmesine fikrin buna dair hükmü sebep olmuştur, yoksa akıl taklide her şeyden daha müsaittir. Diğer yandan akıl ilahı […]

Daha fazla oku
Dört Mukaddime -Hüsn ve Kubh Meselesi

  Sadruşşeria Tercüme:Prof.Dr.Asım Cüneyd Koksal* Sadruşşeria, Teftâzânî, et-Tavzîh şerhu’t-Tenkîh (Teftâzânî, et-Telvîh ilâ keşfi hakâ’iki’t-Tenkîh bera­berinde), thk. Muhammed Adnan Derviş, Beyrut: Dârul-Erkam, 1998. Çevirmenin Notu: Tercüme edilen metin, iki ciltlik bu neşrin birinci cildinde yer almakta olup, metindeki sayfa numaraları bu neşre göre verilmiştir. Ayrıca Telvîh üze­rine bazı haşiyelerin de yer aldığı üç ciltlik Kahire, 1324 […]

Daha fazla oku