Kıyamette Neye İhtiyacımız Olacak?

Kıyamet gününde Allah: “Ey kullarım!” diyecektir, “bana hediye olarak hangi güzel ve iyi davranışlarınızı getirdiniz? Ömrünüzü neye ve nereye harcadınız? Size nimetler verdim, ne yaptınız? Size kuvvetler verdim, nereye sarf ettiniz? Size akıl verdim ne yolda kullandınız?” Kıyamet günü, Hakk’ın huzuruna iletilmesi gereken, îman, amel (dinin emirlerini yerine getirmek için yapılan iş) ve muhabbet (sevgi) […]

Daha fazla oku
Allah Dostlarına Saldıranlar

Niçin bu câhiller Allah’a yakın olan sâlih kimseleri, mekânın her yerinde ve zamânın her çağında dinlemez olurlar? Bilmezler mi ki, Allah dostlarının ruhlarını incitmeye gelmez çünkü onların ruhu, Allah ile devamlı vuslat halindedir. Bir hadis-i kudside;Allah ”Bir velîme kötü muamele eden kişi hakikatte bana savaş açmış demektir” buyurur: Bir hadîs-i şerifte ise “Beni inciten, Hakk […]

Daha fazla oku
Allahu Teâlâ’yı Sevmek

Resulullah Efendimiz, Rabbinden hikâye yollu şöyle anlatıyor: “Allah Teâlâ, şöyle buyurdu: ‘Beni bilen taleb eder, Beni taleb eden bulur, Beni bulan sever, Beni seveni öldürürüm. Bir kimseyi öldürürsem diyeti bana düşer. Bir kimsenin diyeti Bana düşünce, onun diyeti, bizzat Ben olurum.’” Mârifet talebi gerektirir. Taleb ise bulmayı îcâb ettirir. Bulmak da, sevgiyi gerektirir, sevgi de […]

Daha fazla oku
Kulluğun Gayesi; Allah’a Teslim Olmak

Bil ki kimsede bir şey yoktur. Sana bir zarar gelecek olsa onu kimse çevirmeye muktedir değildir. Bir hayır da gelecek olsa, onu da kimsenin tebdil (değiştirme) etmeye kudreti yoktur. Bunun için kimseye beddua etme. Her şeyi Hak’dan bil. Her ne şey ki vâki olur Allah’ın emri iledir. Çünkü hüküm onundur: Elhükmü lillâhi- aliyyi’l-kebîr: Semâvât ve […]

Daha fazla oku
Şeytan’ın Aldatmacası

Şeytan, Cenâb-ı Hakk’a: Ya Rabbi, beni dalâlete memur ettin. Ama söyle, kullarını ne ile aldatayım? Bana âlet ver, âcizim! deyince Cenâb-ı Hakk: Sana içkiyi verdim, buyurdu. Şeytan: Ya Rabbi, bundan zevk almayanlar da bulunur, diye itiraz edince: O halde sana para, debdebe ve dârâtı (heybet, akamet) verdim! Karşılığı geldi. Şeytan yine kabul etmeyip: Bunlar ile […]

Daha fazla oku
Manevi Sofradan Nasiplenemeyenler

Dünya, türlü türlü nimetlerle dolu bir bağdır. Fare ile yılan ve bunlar gibi olanların, bunların tabiatında bulunanların kısmeti yine topraktır. Yâni bunlar mânevi sofradan nasiplerini alamazlar. İster kış olsun, ister yaz; onların yiyecekleri topraktan gelen gıdalardır. Fakat sen ey insan, kâinatın emîrisin. En üstün bir varlıksın. Öyle olduğu halde neden yılan gibi topraktan gelen gıdaları […]

Daha fazla oku
İyi ve Kötülüğün Bir Arada Olmasındaki Sır

Ulu Allah her ikisinin de belli olması için, insanlıkla hayvanlığı bir araya getirmiştir. Eşya zıddı ile belli olur. Zıddı olmayan bir şeyi tarif etmek imkânsızdır. Yüce Allah’ın zıddı olmadığından: “ Ben gizli bir hazine idim bilinmek istedim”(Hadis-kudsi) buyrulduğu gibi, bu nurun belli olması için, karanlık olarak yaratılmış bulunan bu âlemi yarattı. Bunun gibi nebilerin ve […]

Daha fazla oku
Allah Neyi Nehyetmişse Onda Hikmet Vardır

Ey mürid, Cenab-ı Hakk’a senin taatin fayda, masiyetin zarar vermez. Sana taati emredip masiyeti nehyetmesi senin menfaatin içindir. Muhakkak emr ü nehyi Kibriya’nın Sana ait olur nef’i nihayet, Cenab-ı Hak efâlinde garazlardan münezzeh olduğu için amel edenlere ihtiyacı yoktur. Ona ne iyi kişinin ibadeti fayda, ne de kötü kimsenin masiyeti zarar verir. Kullarına ibadet etmeyi […]

Daha fazla oku
Allahu Teala, Kulunun İbadetinden Fayda Sağlamaz

Allah kulunun ibadetinden fayda sağlamaz, masiyetinden de zarara uğramaz. Hiç ihtiyacı olmadığı halde kullarına ibadet etmekle emredip mecburiyet zincirleriyle kulluğa sevk etmesi, onların tabiatlarındaki zayıflık ve tembellikten dolayı gönüllü olarak ibadet etmekte gevşek davranacaklarını bildiğindendir. Bu yüzden onları azaba uğratmakla korkutarak kulluk zorlama zincirleriyle sürüklemiştir. Cenab-ı Mevlâ sanki şefkatli bir babanın çocuklarına davrandığı gibi muamele […]

Daha fazla oku
Mevlana ve Şems’in ilk Konuşması

Ledün ilimlerine anadan doğma istidatlı olmakla beraber zahir ilimlerle de fevkalade şöhretli olan Hak lisanının tercümanı Şems Tebrizî Hazretleri, Mevlâna Celâleddin Rûmî Hazretlerini irşad etmek için Tebriz’den ta Konya’ya gelmiş, irşad etmeden önce Mevlana’nın medresesinden hücresine döndükleri sırada yol üzerinde bekliyordu. Hazreti Mevlâna mehtabın etrafında çevreleyen hâre gibi yanlarında toplanan talebelerle birlikte büyük bi debdebe […]

Daha fazla oku