Haris el Muhasibi – Ahlak ve Arınma

Bil ki, mü’minin sadâkati her hâlde denenmektedir. Nefsi belâlarla incelenmektedir. (Onun) üzerinde Allah’ın murakıbı (denetleyicisi) vardır. O hâlde,Hakk’a götüren yolda sâbit ol; çünkü sen, yardımı murâd edilensin. Talebinde sâdık ol ki basiret ilminin vârisi olasın. (O  zaman) sana marifet pınarları açılır.Allah’ın hâlis tevfîki ile senin için seçtiği ilmi kendine ayır. Muhakkak çalışan öne geçecektir. Haşyet, […]

Daha fazla oku
Keramet Hakkında

Burada, seyr u sülûkun bir meyvesi olarak kerameti kısaca tanıyıp, sûfilerle müfessirlerin bu konudaki yakla­şımlarını tesbit etmeye çalışacağız. Kerâmet, “kerûrne’’fiilinden masdardır. isim olarak kullanılır. Çoğulu ‘’kerâmât’tır. (Ebû Bekir eİ-Cezâiri,Aldetu’l-Mü’min, 177.)Kelime anlamıyla, bolca, kolayca ihsan etmek, cömertçe lütufta bulunmaktır. Yine bu fiilden türemiş olan “el-Kerim”, Allah Teâla’nın sıfat ve isimlerinden birisidir. Hayrı çok, ihsanı bol, ikrâmının sonu gelmeyen lütuf sahibi, her […]

Daha fazla oku
Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şühud Hakkında

Vahdet-i vücûd meselesine girmeden önce, bu kav­ramın tarihî seyir içerisindeki gelişmesi ve sonuçları hak­kında birkaç noktaya dikkat çekmeyi faydalı buluyoruz. İlk sûfiler arasında yaygın olarak kullanılan “fenâ- beka”, (1) ‘’vuslat” (2) “cem’u’l-cem’” (3) gibi terimler, taşıdıkları anlam itibariyle vahdet-i vücûd anlayışına in­tikal ettirecek niteliktedirler. Hatta, herkesin takdirle karşıladığı, “bizim yolumuz, her hâliyle Kitab ve sünnetle içiçedir, ” diyen Cüneyd-i Bağdâdî nin […]

Daha fazla oku
İslâm Tasavvufunda Yabancı Tesirler Meselesi

Herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde görülen bir kültür unsuruna başka bir zamanda ve başka bir yer­de de rastlandığında, bu ikisinin bir kültür difüzyonu yo­luyla birbirine bağlantılı olduğunu iddia etmek, bizi ge­reksiz zorlamalara götürebilir. İnsanın insan olarak sahip bulunduğu ortak özelliklerden doğan birtakım neticeler vardır ki, bunların başkalarından kopya edilmesi gerek­mez. Meselâ, din olayının bir […]

Daha fazla oku
İbn Arabi-Futuhat-ı Mekkiyye,cild:18 ‘de Geçen Tavsiyeler-Nasihatler

Büyük cihada girişmen gerekir! Büyük cihat en büyük düşmanın olan arzularınla (heva) cihattır.Arzu gücü aynı zamanda seni takip eden ve en yakın düşmanındır, O güç içindedir. Allah şöyle buyurur: ‘Ey iman edenleri Sizi takip eden kâfirlerle savaşın’ Senin yanında nef­sinden daha kâfir bir şey yoktur. Nefis her nefes Allah’ın kendisine göndermiş olduğu nimetleri inkâr eder. Onunla […]

Daha fazla oku
Keramet

Alemde (kerametle) tasarruf etme ve gaybı bilme nevinden olmak üzere muta­savvıflar için hasıl olan hususlar, bizzat değil, bilarazdır, (tesadüfen ve kazaradır, occidental). Bu durum, işin başında kastolunmuş değildir. Çünkü gaybı bilme ve kâinatta tasarrufta bulunma hususu kast olunsa, ona yönelmek, Allah’tan başkasına teveccüh etmek olurdu. Bu ise eşyada tasarrufta bulunmayı ve gayba vakıf olmayı gaye […]

Daha fazla oku
Tashihe muhtaç tutumlar

Gerek tarih içinde gerekse günümüzde Tasavvuf pek çok çevre tarafından tenkit ve hücum konusu yapılmıştır. Ancak bunların Tasavvuf ve ehli üzerinde yıkıcı bir etki yapmadığı müsellem bir hakikattir. Özellikl günümüzde Tasavvufa asıl büyük zararın, “içeriden”geldiğini üzülerek müşahede ediyoruz. Bilhassa uydurma hadisler konusunda, İlm-i Hadis’te behresi olan Tasavvuf büyüklerinin ikazlarını hiçe sayarak, hatta “Kim benim üzerimden […]

Daha fazla oku
Hz.Mevlana ‘Notlarım’

———————– Hayatta Neler Öğrendim Bilmek İstersen Sonsuz bir karanlığın içinde doğdum. Işığı gördüm, korktum, ağladım. Zamanla ışıkla yaşamayı öğrendim. … Karanlığı gördüm, korktum. Gün oldu sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. Ağladım. Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu, Aradaki bölümün ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla. Zamanla yarışılamayacağını, zamanla barışılacağını zamanla öğrendim. […]

Daha fazla oku
İbn Arabi’den ‘Söz Hastalıkları’ Hakkında

Bu hastalıklardan biri, hak sözü, doğru sözü iltizam etmektir. Bu en büyük hastalıklardan biridir. Bunun ilâcı ise, hak sözün, doğru sözün nerede, hangi alanda sarf edileceğini bilmektir. Hiç kuşkusuz gıybet doğrudur, gerçektir; fakat gıybet yasaklanmıştır. Dedikodu da (nemime} doğrudur, gerçektir; fakat o da yasaklanmıştır. Bir adam eşiyle yatakta başbaşa yaptığı şeyleri açıklasa, onları başkalarına anlatsa, […]

Daha fazla oku
Ebu Talib el-Mekki’de Namazda Şekil ve Mana İlişkisi

…İbadetin özü Allah’a saygı ve itaattir. Bu da Allah’ı gereği gibi takdir etmekle olur. Sırf cennet ümidiyle ibadet etmek veya cehennem korkusuyla isyandan ka­çınmak, Mekkî’ye göre Allah’ı hakkıyla takdir edememekten ileri gelmektedir.. Namazda Şekil ve Mana İlişkisi Mekkî,namazın sözlü ve şeklî rükûnları olan tekbir, kıyam, rükû’, kıraat gibi fenomenlerin bedenen ve lisanen yerine getirilişi esnasında […]

Daha fazla oku