Hz.Mevlana ‘Notlarım’

mevlana_738 Hz.Mevlana 'Notlarım'

———————–

Hayatta Neler Öğrendim Bilmek İstersen

Sonsuz bir karanlığın içinde doğdum. Işığı gördüm, korktum, ağladım.

Zamanla ışıkla yaşamayı öğrendim.

… Karanlığı gördüm, korktum.

Gün oldu sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi.

Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu,

Aradaki bölümün ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

Zamanı öğrendim.

Yarıştım onunla.

Zamanla yarışılamayacağını, zamanla barışılacağını zamanla öğrendim.

İnsanı öğrendim.

Sonra insanlar içinde iyiler ve kötüler olduğunu…

Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.

Sonra güvenmeyi.

Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu

Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.

Evreni öğrendim.

Sonra evreni aydınlatmanın yolları olduğunu öğrendim.

Sonunda evreni aydınlatmak için önce çevreni aydınlatmak gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.

Sonra barış içinde ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.

Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,

Ekmeği bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.

Kendime yazıyı öğrettim sonra.

Ve bir süre sonra yazı, bana kendimi öğretti…

Gitmeyi öğrendim.

Sonra dayanamayıp, dönmeyi.

Sonra da kendime rağmen gitmeyi…

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine inandım.

Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi.

Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek gerektiğini öğrendim.

Namusun önemini öğrendim.

Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;

Gerçek namusun günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün…

Gerçeğin acı olduğunu..

Sonra dozunda acının,

Yemeklere olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını,

Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Dostlarım,

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.

Olur ya ,

Kalp durur…

Akıl unutur…

Ben dostlarımı ruhumla severim.

O ne durur, ne de unutur.

____________________

İnsanların çoğu, Allah’ın nimetlerini inkâr eder de yazın kışı ister, kış gelince de ondan hoşlanmaz.

Bir hâle insan katiyyen razı olmaz; ne darlığa razı olur, ne de genişliğe.

“Kahrolası insan, Rabbi’ne karşı ne kadar da nankördür!” Doğru yolu bulunca da, bir hâlde kalamadığı için, tutar Hakk’ı inkâra sapar.

İşte nefis böyle aşağıdır; nimetleri inkâr edicidir. O yüzdendir ki Cenâb-ı Hakk “Ne…fislerinizi öldürünüz diye buyurdu?

Nefis, üç köşeli dikendir. Her nasıl koyarsan koy, sana batar. Sen, onun yarasından nasıl kurtulabilirsin?

Hevesten geçiş ateşi ile o diken gibi olan nefsi yak da, işi gücü hayır olan, güzel olan Allah’ın lûtfuna ve keremine SARIL!

 

Mesnevi Tercümesi,Şefik Can,377-382.beyit

____________________

 

Ey bir tarafından yaratılan, yaşatılan ve öte yandan çürütülüp yok edilenlerin aleminde yaşayanlar! Eğer velilerin gönüllerinden, yükselen sesi duymuyor, eğer çevrenizde ilahi varlığın türlü tecellileri görmüyorsanız, bilin ki sizin vücudunuzda ebedi ve baki olan hakiki can yoktur. O ruh sizinle birlikte doğmamıştır.Yahut canınızın kulağı açılmamış,gönlünüzün gözleri görmez kalmıştır.

Hakikatte o evliyanın gönüllerindeki mukaddes nağmelerden herhangi biri dünya aleminde bir duyulacak olsa değil yanlız canlılar, yüzyıllardan beri ölmüş ve toprak altına gömülmüş bulunanların ruhları bile kabirlerinden başlarını kaldırırlardı.

Can kulağını sana mana lisanıyla böyle nağmeler söyleyene tut! sana o güzel sesi duyuracaklar, dünyanın her asrında her yerinde ve her zaman vardır. Lakin çok kere o ledün musikisini söz ve mana haline koyup sana söylemeye izinli değildirler.

Gönül kulağını yaklaştırırsan ,onların derunundaki sesi duyarsın. Çünkü Allah velileri, yaşadıkları zamanın ve çevrenin İsrafil’idir….

Şerhli MESNEVİ-İ ŞERİF’ den Sf 274….

____________________

 

Sözdeki birlik daima yol vurur. Kafirle müminin birliği, ten bakımındandır.

Bedenler ağızları kapalı testilere benzerler. Her testide ne var? Sen ona bak. O beden testisi, abıhayatla doludur, bu beden testisi ölüm zehriyle. içindekine bakarsan padişahsın, dışına bakarsan yolunu azıttın gitti. Söz,bil ki şu bedene benzer, manası da içindeki candır. Baş gözü, daima bedeni görür, can gözü ise, hünerli canı.

Mesnevinin sözlerindeki suret de surete kapılanı azdırır, yolunu kaybettirir, manaya bakan kişiye de yol gösterir, doğru yolu buldurur.

Allah da “Bu Kuran, gönül yüzünden bazılarına doğru yolu gösterir, bazılarının da yolunu azıtır” buyurmuştur.

____________________

 

Her  nefeste  dünya  yenilenir.  Fakat  biz,  dünyayı  öylece  durur  gördüğümüzden  bu  yenilenmeden  haberdar  değiliz.  Ömür  su  gibi  yeniden  yeniye  akıp  gider.  Fakat  cesette  bir  daimîlik  gösterir.

Elinde  hızlı  hızlı  oynattığın  ucu  ateşli  bir  sopa  nasıl  upuzun  ve  tek  bir  ateş  hattı  gibi  görünürse  ömür  de pek  çabuk  akıp  geçtiğinden  daimî  bir  şekilde görünür. Ateşli  çöpü  sallasan  ateş  gözüne  upuzun  görünür.  Bu  ömür  uzunluğunu  da  Allah  Teâlâ’nın  tez  tez  halk etmesindendir.  Allah  Teâlâ’nın  yeniden  yeniye  ve  süratle  halk  etmesi,  ömrü  öyle  uzun  ve  daimî  gösterir. Bu  sırrı  bilmek  isteyen,  pek  büyük  ve  derin  bir  âlim  bile  olsa  (kendiliğinden  bilemez,  ona  de  ki:  işte  Husâmeddin  buracıktadır.  O  yüce  bir  kitaptır  ondan  öğren.

Mesnevi,  c.I,  b.  1144‐114  9

———

«Ey Hak yolu yolcusu! Senin bedenin ve hâllerin bir mektup gibidir; ona dikkatle bak! Pâdişaha (yâni Hakk’a) layık olup olmadığını anla da, onu, ondan sonra yerine gönder!

Bir köşeye çekil, kendini sorgula; mektubu, yani kendini, iç dünyanı aç da oku bakalım! İçindeki hisler ve hâller, Rabbine lâyık mıdır? Eğer o mektuptaki yazı (yâni senin bedenindeki huylar) velîlere layık değilse, o mektubu parçala, yırt at da, (yani kendini ıslah edip) başka bir mektup yazma çâresini ara!

Fakat beden mektubunun açılmasını ve okunmasını kolay sanma! Öyle olsaydı, herkes, gönül sırlarını kolayca, apaçık görürdü! Kapalı bir mektup gibi olan bedeni açmak, içindeki yazıları, yâni insanın huyunu, iç durumunu anlamak, yani kendi hakîkatini keşfetmek ne kadar güçtür! Bu; olgun kişilerin, âriflerin işidir; sokak çocuklarının işi değildir!»

Kendi iç âlemini okuyacak duruma gel!.. Çâre, Hakk’ın kelâmına gönül vermektedir. Cenâb-ı Hak buyurur ki:

«Nefsini kötülüklerden arındıran felâha ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.» (eş-Şems, 9-10)

Unutmayalım ki;

Bir gün hayat kitabımız açılacak. Kıyamet günü bize denilecek ki:

«Kitabını oku!»

O gün, bütün uzuvlarımız ağız hâline gelecek. Yaptıklarımızı onlar söyleyecek. Kendi şahidimiz kendi uzuvlarımız olacak…

Rabbim, o gün amel defterleri tertemiz olanlardan eylesin… Âmin

____________________

Kuran’ın zahiri, insanın terkibine benzer. Sureti görünür ama can gizlidir. Günümüz ateist, materyalist, kafirleri şaşırtan şeylerin başında Kuran’ın Allah kelamı değil kendileri gibi bir insan sözü olduğu kanaatinde olmalarıdır. Hattâ kendileri gibi olduğunu bile kabul etmezler. Onu yalnız Arapça sözlerden meydana gelen eski bir kitap kabul ederler.

…Sarımsak yiyenin ağzı koktuğu gibi, uyuşturucu, kullananın tenini ve huyunu kötü yönde etkilediği gibi okuduklarımız bizi daha çok etkiler. Çünkü ye­diklerimiz vücudumuz tarafından dışarı atılıncaya kadar bizi etkiler. Okuduklarımız ölünceye kadar etkilediği gibi öldükten sonraki ahiret hayatımızı da etkiler.

Miden, reyhan ve güllerle ülfet etsin de pey­gamberlerin hikmet ve gıdası feth olsun.

Ey oğul, âlemi ağzına kadar ilim ve güzellik do