Tasavvuf-Cihad Ayrılmazlığı

Tasavvuf bütünüyle cehd ve emekten ibarettir. Ona vurdumduymazlık ve tembellik karıştırmayın. Ruzbârî İnsan ile “İslam” arasına giren engellerin kaldırılarak, fertlerin fıtrî yapı ve yaratılışlarına en uygun nizama kavuşturulması cihad; insan ile “ihsan” arasındaki maniaların bertaraf edilerek, müminlerin kâmil bir iman ile şuurlu bir hayat yaşamalarını temin etmek de “tasavvuf”tur. Bunlar Cenab-ı Hakk’ın cihad emr-i celilinin […]

Daha fazla oku
Sufiler ve Zühd

Gerçek zühd ahiret ve uhrevi amel ve değerlerin maddi ve dünyevi menfaat, haz ve işlerden daha önemli ve değerli tutulması esasına dayanır. Kısaca zühd daima ahireti dünyaya, maneviyatı maddiyata tercih etmektir. Bu anlamda zühd dünyanın ve maddiyatın tamamen ve kökten red ve terk edilmesi mânâsına gelmez. Bu şekilde tanımlanan zühd (ascetism) bütün dinlerde, ahlâk sistemlerinde […]

Daha fazla oku
Sufiler,Veliler de Hata Yapabilir…

Peygamberlerin bile zelle adı verilen ufak tefek hataları varken, bu sebeple sıkça tevbe ederken sûfîlerin ve velilerin mutlak surette hatasız ve günahsız oldukları nasıl söylenebilir? Öyle olsaydı onların bütün söz ve davranışları bütün Müslümanlar için delil olmaz mıydı? Kuşeyrî, müridlerin ve şeyhlerin masum olduklarına itikat etmeleri doğru değildir, diyor. Sûfîlerin nefslerini arındırdıkları, kalplerini kötü duygulardan […]

Daha fazla oku
Şeyh var! Şeyh var!

İster tasavvuf ve tarikat anlamındaki şeyh olsun, isterse diğer ilimlerin hocaları olsun üstadlara hürmet etmek ve tazimde bulunmak dinî geleneğimizde önemlidir. Hz. Ali, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” demiştir. Hakiki mürşidlere gösterilen saygıyı ve bağlılığı onlara çok görmemek gerekir. Üstad hakkı önemlidir. Üstada saygı ilme saygı demektir. Bununla beraber üstada saygı, gerektiği […]

Daha fazla oku
İnsan

Âdemoğlunun yaratılışı ne acâiptir! Yaratıcı onda ne enteresan defineler saklamıştır. Hevâsına tâbi olmazsa, bir melektir. Kesâfet onu kaplamazsa latîf bir mânâdır. Gaybın ilginç sırlarını saklayan ve bütün ilimleri kendinde toplayan bir hazînedir. Nûr ve zulmet dolu bir kaptır. İçinde, ruh gelininin ağyârın gözlerinden sûret örtüleri ile gizlendiği bir kalıptır. Kader, onun güzelliğini “Biz onları üstün […]

Daha fazla oku
Mükaşefe ve Müşahede

Allahu Teâlâ’nın fiillerinden, akla üstün gelen, şekli ve kalıbı kıran bazı keşifler evliyâya vâki olur. Bu da iki türlü gerçekleşir: 1-Celâlî müşâhede. 2-Cemâlî müşâhede. Celâl ve azamet müşâhedesi kalbe havf/korku, endişe, ürperti, darlık ve büyük bir sıkıntı bırakır. Bunların uzuvlarda da belirtileri görülür. Hz. Peygamberin namaz esnâsmda sadr-ı şeriflerinden (şerefli göğüslerinden) havfin şiddetinden dolayı, kaynayan […]

Daha fazla oku
Hz Aişe (r.a) Hakkında

Ezelî irâde, Muhammedi gayreti bazı seferlere çıkma husûsunda harekete geçirdi. Hz. Peygamber o eşsiz,inciyi de bu yolculuğunda kendisine hemdem yapmıştı. Hizmetini görmesi, sabah akşam çadırını kurması için kölesi Misteh’ı onun (Hz. Âişe) emrine vermişti. Kâfile dinlenmek için bir yerde konakladı. Uyku onların rahatsızlıklarını dindirdi. “Kul”u (Mistah) geceleyin uyku bastı ve uyuyakaldı. Ehadiyet irâdesi, Âişe safiyye […]

Daha fazla oku
Hz.Muhammed (a.s) Hakkında

Nûrânî savmaa/ibâdethâne sâkinlerinin burunları “Ben çamurdan bir beşer yaratacağım” ıtırını kokladıklarında ve en yüce melekût “Ben yeryüzünde bir hatife yaratacağım” nârlarıyla aydınlandığında, kudsiyet savmaalarının azizlerine “ Sürelini tamamlayıp, rûhumdan üfledikten sonra onun için hemen secdeye kapanın” dendi. Toprak “ Teşbih ederler” dilinin burunlarında bir misk oldu. Âdem dâmâdı/gelini “Muhakkak ki Allâh [Âdem’i] seçmiştir” elbiseleri ile […]

Daha fazla oku
Hz.İbrahim (a.s) Hakkında

İbrahım yavrusu, kıdemin lütûf ve ihsan beşiğinde, kerem ağacının gölgesinde büyüdü. Fazilet yelpâzesi “Biz İbrahim’e rüşdünü (doğru yolu bulma kâbiliyetini) önceden vermiştik” nesimi ile onu serinletti. Kader; zerrelerin zerrelerini ve canların ruhlarını “Rabbin (onlardan ahit) aldığı zaman” toplayıp, “Ben sizin. Rabbiniz değil rmyim?”in kölelerine hitâb ettiğinde, İbrâhîm (a.s.)’ın fasîh ve saâdet lisânı o yakınlık ve […]

Daha fazla oku
Mü’minin Kalbinde Parlayan İlk Yıldız

Mü’minin kalbinde parlayan ilk yıldız “hüküm yıldızı”dır; sonra “ilim ayı”, sonra “ma’rifet güneşi” gelir. Mü’min, hüküm yıldızının ışığıyla dünyâya bakar. İlim ayının ışığıyla âhirete bakar. Ma’rifet güneşinin ışığıyla Mevlâ’sına bakar.. Nefsi mutmainne bir yıldızdır. Kalb-i selîm bir aydır, saf/tertemiz sır, bir güneştir. Nefsin makâmı kapıdadır. Kalbin makâmı huzurdadır. Sırrın makâmı ise özel odada, Cenâb-ı Hakk’ın […]

Daha fazla oku