Felsefe
Sevginin Epistemolojideki Rolü ve Yaşamın Sezgisel Rolü30 Eylül 2026
Arif
19:46 - 10 Haziran 2026
Bil ki Allah yukarıda zikrettiğimiz şeyleri insan dışındaki diğer canlılara da vermiştir. Nitekim hayvanların da şehvet ve gazap güçleri, dış ve iç duyuları vardır. Bundan dolayı bir koyun kurdu gözüyle görür, kalbi ile onun düşman olduğunu bilir ve ondan kaçar. İşte bu batini idraktir. İnsanın kalbine özgü olup onunla şerefinin yükseldiği ve Allah’a yakınlaşmaya […]
Arif
17:06 - 13 Mart 2026
0 Yorumlar
Rızkın Sağlanmasıyla Alakalı Faydalı ve Ayrıntılı Bilgilerin Dile Getirilmesi Bu ifâdelerden sonra şimdi de elde ettiğim nükteleri sana anlatmak istiyorum. Bu nükteleri hakkıyla düşünürsen kalpte etkisi ortaya çıkar ve rızık konusunda sana yeterli gelir.Aynı şekilde bu nükteleri derinlemesine düşünür ve gereğini yaparsan seni hak yola apaçık bir şekilde iletir. Başarılı kılacak olan ise yalnızca Allah’tır. […]
Arif
17:04 - 13 Mart 2026
0 Yorumlar
Soru: Şeytanın tuzakları nasıl bilinir? Bunu bilmenin yolu nedir? Cevap: öncelikle bilmelisin ki şeytan tıpkı fırlatılan oklar gibi vesveselere sahiptir. Bunun senin için aşikâr hâle gelmesi ancak kalbe doğan düşünceleri (havâtır) ve onların kısımlarını bilmekle olabilir. İkinci olarak yine bilmelisin ki şeytanın tıpkı ağlar gibi hileleri vardır. Bunların senin için açık hâle gelmesi ise tuzaklar […]
Arif
17:00 - 13 Mart 2026
0 Yorumlar
Derim ki -başarı Allah’tandır-: Ey ihlas ve ibadete talip olan kişi! -Allah seni başarılı eylesin- Sana gereken ilk şey ilimdir. Zira ilim her şeyin başıdır, her şey ilim etrafında döner. İlim ve ibadetin iki cevher olduğunu bilmelisin. Musanniflerin eserlerine, ilim erbabının öğrettiklerine, vaizlerin sözlerine ve tefekkür edenlerin düşüncelerine dair gördüğün ve duyduğun ne varsa […]
Arif
17:18 - 7 Şubat 2026
0 Yorumlar
Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:4 Özsel varlığın örneğe ihtiyacı yoktur; o zâhiri anlama uygun olarak anlaşılır ve te’vil edilmez. O mutlak ve hakiki varlıktır. Rasülullah’ın arş, kürsi, yedi kat gök halkında verdiği haber buna örnek verilebilir. Bunlar, ister duyu ve hayalle algılansınlar ya da algılanmasınlar, özleri itibariyle var olan cisimler olduklarında zahiri anlamlarıyla anlaşılırlar. […]
Arif
16:34 - 7 Şubat 2026
0 Yorumlar
Din Felsefesinin Ana Konuları cilt:2 ”Notlarım” Evrenin asıl yapısı birbirinden farklı tabiatlar (tabâyi) ve zıt konumlar (vücûh) üzerine kurulmuştur; özellikle birleşebilenleri bir araya getiren ve ayrılması gerekenleri de ayırabilen aklın amaçlayıp yöneldiği varlık. Bu da hikmet ehlinin “küçük âlem” (el âlemü’s-sagir) diye isimlendirdiği insandır. Doğrusu insanlar çeşitli arzulara (ehvâ”) ve farklı tabiatlara sahip kılınmıştır. Onların […]
Arif
15:37 - 7 Şubat 2026
0 Yorumlar
Basiretli bir kimse tüm çabasını dikkatli düşünmeye, tefekküre, kalbini ve aklını araştırma ve tetkikle meşgul etmeye, inayete uygun ve aktif incelemenin (nazar) şartlarına tam bir şekilde riayet ederek akıl yürütmeye, Yüce Allah’ın zâtı için ve rızasını kazanma uğruna bu ezayı yüklenmeye ve sıkıntıya katlanmaya yöneltirse mükâfat kazanır ve imanından faydalanır. Bu kimse tüm çabasını […]
Arif
15:57 - 26 Ocak 2026
0 Yorumlar
Kendini Bilmek, Hakk’ı Bilmenin Anahtarıdır Bil ki, geçmiş peygamberlerin kitaplarında onlara söylenen şu ifade meşhurdur: “Kendini bil ki Rabbini bilesin.” Ayrıca hadislerde ve büyük zatların sözleri içerisinde de “Kendini bilen, Rabbini bilir.” sözü meşhurdur. Bütün bunlar göstermektedir ki insan nefsi bir aynaya benzer; ona bakan, Hakk’ı görür. Bununla birlikte birçok insan kendine bakar fakat Hakk’ı […]
Arif
18:09 - 29 Kasım 2024
0 Yorumlar
Bu ifade kelamcılara aittir. Gazali ve Razî gibi… İlk planda çarpıcı ve sarsıcı olduğu görülür. Akla bu kadar vurgu, bu kadar ehemmiyet fazla olmadı mı? Naklin doğruluğu haber verenin doğruluğu ile bilinmiyor muydu? Hemen belirtelim ki, burada nakilden kasıt hadis değil, Kur’an’dır, Kelamullah’tır. Bu durumda yukarıdaki ifade “Kur’ahın doğruluğu ancak akılla bilinir” şeklinde anlaşılmalıdır. […]
Arif
18:05 - 29 Kasım 2024
0 Yorumlar
Enis Doko, Gazalî’nin bir ara agnostik olduğunu söylüyor. Bazıları da Gazalî’nin 6 aylık gibi bir dönemde sofist olduğunu iddia ediyor. Oysa agnostizm veya sofizm bizzat Tanrının yahut bilginin varlığından şüphe içerisinde olmak demektir. Agnostiğe göre Tann’mn varlığını ve yokluğunu ispat edecek kadar yeterli delil yoktur. Bunlar sadece bir yöntem olarak değil, epistemik olarak da ontolojik […]

2 Yorumlar