Zühd ve Manaları

Zühd ve hakikati hakkında bazıları şöyle demişlerdir: “Fuzulî (ihtiyaçtan fazla) olanı terk edip umuda Allah’a yönelmektir! Bir kısım kimseler ise şöyle demişlerdir: “Zühd, nefsi arzularından uzaklaştırıp; onu, kendisini gören, var eden (tekvin) ve Yaratan a yöneltmektir.” Zühd, ahiret rahatı için dünya rahatını terk etmektir. Zühd, insanlar arasında şöhret görüntüsünden kalbi soyutlamak ve tama- mini değil, […]

Daha fazla oku
Tashihe muhtaç tutumlar

Gerek tarih içinde gerekse günümüzde Tasavvuf pek çok çevre tarafından tenkit ve hücum konusu yapılmıştır. Ancak bunların Tasavvuf ve ehli üzerin­de yıkıcı bir etki yapmadığı müsellem bir hakikattir. Özellikle günümüzde Tasavvufa asıl büyük zararın,”içeriden”geldiğini üzülerek müşahede ediyoruz. Bilhassa uydurma hadisler konusunda, İlm-i Hadis’te behresi olan Tasavvuf büyüklerinin ikaz­larını hiçe sayarak, hatta “Kim benim üzerimden bilerek […]

Daha fazla oku
Hakîkat-i Muhammediyye

Hakîkat-i Muhammediyye anlayışının Hıristiyan mistisizminden alındığını iddia etmek ise doğrusu çok zorlama bir yaklaşımdır… Hakikatle bağdaşma­yan bir tutumdur. Çünkü Hıristiyan mistisizmi Hz. Mesih üzerine yoğunlaşır. İslam’da ise tasavvufun etrafında döndüğü merkez ve mihver, Allah Gelle ve A’lâ’ya teveccühtür. Evet Rasûlullâh (s.a.v)’in büyük, şerefli ve kâmil bir makamı vardır ancak 0 (s.a.v), merkez ya da mihver değildir. […]

Daha fazla oku
Alem Hakîkat-i Muhammediyye’nin Yansımasıdır

Sûfîler, anlatabildikleri kadarıyla, tecelliyatın kendisinden neş’et ettiği yani Hakk’ın umûr-ı dünyeviyyeye yönelik kısmı olan o Logos’a “Muhammedi Hakikat” demişlerdir. Hakîkat-i Muham- mediyye kavramı bedenlenmiş, Mekke’de doğmuş, Medine de vefat etmiş, Abdullah’ın oğlu, Âmine’den doğma Hazret-i Muhammed dediğimiz o şahs-ı mücessemin hakikatidir. Bu hakikat yara­tılmamış olması hasebiyle, zaman zaman Hazret-i Muhammed le hakîkat-i Muhammediyye arasında anlatımda […]

Daha fazla oku
Zikirle Allah’ı Bulma

Allah’ın isimlerini zikretmek yani saymak suretiyle o isimlerin ruhaniyeti, manası kişiye gelmeye, aksetmeye ve üzerinde hakimiyet kurmaya başlar. Bir müddet sonra o kişinin artık sırf dili değil, bütün azalan zikretmeye, o ismi söylemeye devam eder. Buna giden yol önce dil ile yani lisanı hareket ettirmek suretiyle olur. Lisanı hareket ettirmek, “Allah, Allah…”, “Lâ ilâhe illâllah, […]

Daha fazla oku
Hayır ve Şer Allah’tandır

Bir hadis-i kudsîde “Kullarımdan bazısına fakirlik layık olur, eğer ona zenginlik versem hâli bo­zulur; bazı kullarıma da zenginlik layık olur, eğer onu fakır kılsam hâli bozulur” buyrulmuştur. Bu hadis yukarıda adı geçenlerin hepsini içine alır. Herkesin istidat ve kabiliyetine gerektirirse ona göre mu­amele olunur. Mesela Zeyd’in tavır ve fiilleri Amr’ın  tavır ve fillerin­den iyi ve […]

Daha fazla oku
Huda-i Mevhum

Ey arif! Hakikatta malûmun olsun ki, Âdemoğullarından pek çok kimseler farazi ve sahte (mevhum ve masnu’) bir İlaha taparlar ve daima da tapmaktadırlar. Çünkü her şahıs kendi fikir ve hayalinde bir şey tasavvur eder. O tasavvur ettiği şeye İlah  diye inanıp ona tapar. Herkesin tasavvur ettiği şey onun farazi ve sahte İlahı olur. Bütün insanlar […]

Daha fazla oku
Nebiler ve Velîlerden Yardım ve Şefaat istemek

Nebiler ve velîlerden yardım ve şefaat istemek (istimdâd ve istisfâ) Hakk’ın iradesiyle olabilir. Allah’ın iradesiyle ilgili olmadıkça bir kimseye yardım ve şefaat edemezler. Zamanımızda böcekler gibi olan insanlar o ılâhî emir ile amel etmeyip yasaklardan kaçınmayarak çeşitli haram ve münkerleri işlerken falan makamı ziyaret, filan makamın mevlidi için masraflar ve falan yerde zikr edilir diye […]

Daha fazla oku
Kaza ve Kader

Ey arif! Allah’ın hükmü, kazası ve kaderi vardır. Bunların her biri başka başkadır, yani zıt isimlerdir, eşanlamlı isimler değildir. Hakk’ın ezelî ilmi O’nun hükmüdür. Bildiği şeyleri ortaya çıkarmak O’nun kazasıdır. Ve o şeyleri var ettikten sonra birden yaratıp zahire çıkarması O’nun kudret ve kaderidir. Her şey O’nun kaza ve kaderiyledir. Bu âlemde ne olursa O’nun […]

Daha fazla oku
Tasavvuf Hakkında Sorular ve Cevapları

Prof. Dr. H. Kamil Yılmaz   TASAVVUFUN GENELİYLE İLGİLİ SORULAR – Sağlam bir tasavvuf çizgisinde hangi özellikler bulunmalıdır? – Bu sorunun tasavvuf konusundaki belirsizlikleri gidermek amacıyla sorulduğu anlaşılmaktadır. Bugün tasavvuf konusunda sapla saman birbirine karıştığı, şeyhlerin sahtesi ile gerçeği yaygın bir biçimde her yanda bulunduğu için bunları birbirinden tefrik etmek zordur. Bunların doğrularını tanımak için […]

Daha fazla oku