Düşünce Yazıları
Ali Sait Sadıkoğlu – Düşüncenin Kıyameti 2...25 Mart 2026
Arif
18:33 - 29 Nisan 2015
Türk, aklının ve gönlünün takılıp kaldığı ülkelerin hasretini çekerken nasıl olur da onları unutabilir? İşte gene İstanbul’un yanı başındaki Belgrat Ormanları… Şehri kucaklayan bu ormanı, isim bulamamış gibi, Belgrat adı ile çağırmak ne kadar mânîdar… Belgrat… Bir zamanlar tuğların dikildiği, orduların hareket noktası olarak kaynayan Dârülcihat adlı şehir… Türklerin bir sevgiliye hayran olur gibi gönül […]
Arif
18:22 - 29 Nisan 2015
0 Yorumlar
1878’de cereyan eden Türk-Rus Muharebesinde memleketin her bir köşesinden Silistre’ye de bir grup gönüllü gelmişti. Kumandan paşa, bu gönüllülere hoş-âmedî ederken, aralarında yedi sekiz yaşlarında olan bir çocuğa gözü ilişti ve merak ederek, “Bu çocuk kimin?’ diye sordu. Gönüllüler arasındaki yaşlıca bir adam, Mûsâ Paşa’ya: “Ben kulunuzundur efendim. Sefer açıldığınu duyunca bir türlü arkamdan ayrılmadı’’ […]
Arif
18:00 - 29 Nisan 2015
0 Yorumlar
Yirminci asırda dahi eşi olmayan şâhâne bir devlet hukukunu dünyâya göstermiş olan ikinci Sultan Mehmed’in, Bizans’ı fethinden sonra, ülkenin sâkinlerine gösterdiği şefkat, merhamet ve âlicenapça muâmele gerçekten ne o devirlerde ne de bugün, benzeri olmayan nasıl bir medenî ve insân-i tutum idi ki, yerli halk, Bizans devrinde dahi göremediği serbestliği bulmuş, böylere de huzûrun tadını […]
Arif
16:51 - 27 Mart 2015
0 Yorumlar
Devlet-i Aliyye’nin çöküş tarihi, yok oluş tarihi 1826’dır. Yeniçeri topa tutulduktan sonra yeni bir ordu kurmak lazım. Bu ordu nasıl kurulacak? Bu orduyu kurmak için Batı’ dan hocalar getiriyoruz. Tasavvur edin, insan deli olur. Asırlarca mücadele ettiğimiz, tarihte gazalarımız olan ve onu hidayete getirtmek için sel gibi kanlar akıttığımız bir düşmana el açıyoruz, “gel bizi […]
Arif
15:51 - 26 Mart 2015
0 Yorumlar
Tanzimat intelijansiyası için Avrupalılaşmak diye bir mefhum yoktur. Sadece Batı’yı bazı sahalarda örnek alarak müesseselerimizi ıslâh etmek, kendi ahlâkî değerlerimize sımsıkı sarılmak söz konusudur. Tunuslu Hayreddin, Batı medeniyetinin ışığında kendi müesseselerimizi yeniden gözden geçirmenin lüzumuna inanır. Namık Kemal “Dünyada mevcut kanunların en mükemmeli” diye vasıflandırdığı şeriat ahkâmının sadık müdafîidir. Sadece bütün insanlık için faydalı ve […]
Arif
19:06 - 17 Mart 2015
0 Yorumlar
Büyük atamız Yavuz Sultan Selim’in ilme ve âlime hörmetini ifade eden pek meşhur bir hâdiseyi de anlatmak istiyorum. Yavuz Mısır’ı aldıktan sonra bu ülkenin idaresini bir Kölemene teslim ederek İstanbul’a dönüyordu. Ordu, Adana civarında yürür ken, Padişah kendisinin sol tarafında at üstünde giden, Sinan Paşanın Mısır’da düşman tarafından katledilmesiyle tâyin ettiği yeni sadrazam Yunus Paşaya […]
Arif
13:26 - 12 Mart 2015
0 Yorumlar
Maddî zaferlerin arkasında manevî sebepleri aramayanlar, zafer kelimesini tarihlerine yazdıramazlar. Zira Allah müsaade etmeyince duyan kulaklar duymaz ve isteyen gönüller istemez oluverir. Bu mânâyı hisseden ve yaşamaya çalışan müslüman ecdadımız da duanın ehemmiyetini idrâk etmişler ve kazandıkları zaferlerini Allah’ın ihsanına borçlu olduklarını hiç bir zaman unutmamışlardır. “Gölgelerin bile yerlere kapanışı sahiplerinin değil, Allah’ın emrine bağlı […]
Arif
20:19 - 3 Mart 2015
0 Yorumlar
‘’Osmanlı 16.yüzyıldan itibaren geriledi ‘tezi hakim Osmanlı tarihçiliğinde.Ancak siz buna karşı çıkıyorsunuz. Osmanlı gerilemesi sathî bir yakıştırmadan ibarettir. Bazı tarihçiler Kanuni devrini zirve olarak düşünür: sonra sırası ile duraklama, gerileme ve dağılma gibi bir dönemlendirme yaparlar. Bunların gerçekte olup bitenlerle fazla alakası yoktu. Osmanlı sistemi Kanuni’den sonra da yüzyıllar boyu bütün kurumlarıyla gelişme ve değişme […]
Arif
13:28 - 28 Ocak 2015
0 Yorumlar
Meşrutiyet döneminde Gökalp’ın dine devletin hukuk sistemi açısından giriştiği siyasî müdahale teşebbüsleri; Müslüman kadınların tesettürlü olmasını emreden kanuna itirazı, şer’i mahkemelerin kaldırılması, yargılamanın meclisten çıkacak kanunlarla yapılması ile şeyhülislamın ve evkaf nazırının kabineden çıkarılması yönündeki teklifleridir. Gökalp, o zamana kadarki uygulamaların, “Ümmet devrinden kaldığını söylemekte ve bu durumu da tam anlamıyla millet olamadığımıza bağlamaktadır. İttihad […]
Arif
21:00 - 27 Ocak 2015
0 Yorumlar
1908 Meşrutiyet», Devlet çekirdeği etrafında et-kemik bağlamış bulunan Türk harsının an-anevi tahtını kaybedip, yeni bir kalıpta yenı tecrübeye tâbi tutulduğu talihsiz devirdir. “Fakat alelacele tezgaha konup aktif bir renk alan bu ideolojinin elbette ki ömrü kısa olacaktı. Zıra bir nevi kutsiyet ve saygı havası neşredegelmış tarihi Devlet anlayışının açık bıraktığı yeri dolduramayacağı aşikârdı. Nitekim dolduramadı da. […]

0 Yorumlar