Usul Okumak Ne Demek?

Sadece usul-i fıkıh için değil bütün İslamî ilimler [ve hatta belki de bütün beşerî ilimler] için şunu söyleyebiliriz: “Bir ilim dalına ilişkin medlulleri [deliller ile ulaşılmış sonuçları] bilmek ile o medlulleri elde etme sürecini bilmek farklı şeylerdir.” Fıkıh ilminden örnek verelim: Fıkıhta mükelleflerin fiillerine ilişkin farz, vacip, sünnet, mübah, mekruh, haram vb. hükümler, fıkıh ilminin […]

Daha fazla oku
Şer’i Delillerin Farklı Bir Taksimi

Usul kitaplarında şer’î deliller farklı açılardan taksim edilir. Bu taksimler içinde lk olarak büyük Hanefî usulcü İmam Ebu Zeyd Debûsî’nin (v. 430) “Takvîmü’l-edille fî usuli’l-fıkh” adlı eserinde rastladığımız “bilginin kesinlik değeri” bakımından yapılan taksim son derece münâsip ve aynı zamanda önemli sonuçları bulunan bir taksimdir. Debûsî dinî konuda bize kesin bilgi verip vermemesi açısından delilleri […]

Daha fazla oku
Ben Demiyorum Allah Diyor

“Bizim mahalle”de modern zamanlara has “enteresan” durumlardan biri de mebzûl miktarda “İslam’da” ve “Kur’an’da” diye başlayan eserin yazılmasıdır. Sanırım sizler de araştırdığınızda ne kadar çok “İslam’da” ve “Kur’an’da” diye başlayan kitap olduğunu göreceksiniz.! Sadece yazılı eser mi? Konuşmalarımızda da sürekli bu kelimeleri vurgular olduk! “Bunda ne var ki!” diyebilirsiniz. Peki bu durum neyin işareti? Bunu […]

Daha fazla oku
Sünnet Üzerine

“Ağacı budamak” ile “ağacı kökünden kesmek” arasındaki farkı anlatmaya gerek yok… Biri ağacın ömrüne ömür katar, güçlendirir, gürbüz hale getirir. Diğeri ağacı kurutur, öldürür… Allah Resûlü’nün (s.a.v.) sünnetini bir ağaca, o ağacın dikili olduğu zemini Kur’an’a benzetebiliriz. Sünnetin kökleri Kur’an toprağının dört bir yanına sapasağlam yayılmıştır. Sünnetin gövdesini amelî tevatür oluşturur. Dallar, yapraklar ve meyveler […]

Daha fazla oku
İcma:Nuh’un(a.s) Gemisine Binmek

İslam ümmeti, 1400 yıllık süreçte ne bâdireler atlattı… Ne tûfanlar gördük, ne kasırgalar yaşadık, ne zelzeleler salladı bizleri… Resûlullah (s.a.v.) döneminden günümüze gelinceye kadar ümmetimiz içinde dudak uçuklatacak kadar farklılıklar çıktı… Sarsıldık, sendeledik, tökezledik… Bununla birlikte bu ümmetin ana gövdesi yoldan sapmadı, raydan çıkmadı, istikametini kaybetmedi. Ümmetin dönem dönem “fiziği” bozuldu belki ama “kimyası” asla […]

Daha fazla oku
Hanefî Usul Düşüncesinde Kötülük Problemine Bakış

Hanefî usul düşüncesine göre bir şeyin yasaklanması, yasaklanan şeyin Allah nezdinde kötü / çirkin olmasını gerektirir. Çünkü bu yasağı koyan Allah hikmet sahibidir. Hikmet sahibi, abes bir iş yapmaz. Bir şeyi yasakladıysa onun kötü olması sebebiyle yasaklamıştır. Bu, yasaklanan şeydeki kötülüğün yasak öncesinde mevcut olmasını gerektirir. Bu, Eş’arîlerin “bir şey, Şâri yasakladığı için kötü olur” […]

Daha fazla oku
Sebep – Hüküm İlişkisi

Bir sebebe bağlı olarak indirilen bir âyet veya bir sebebe bağlı olarak Allah Resûlü (s.a.v.) tarafından söylenilen bir söz acaba yalnızca o sebebe mi özgüdür yoksa genel midir? Bu konu usul tarihinde farklı tartışmalara sebep olmuştur. Bu konuda MâlikÎlerin meseleye toptancı yaklaşmayıp bir ayrım yaptıkları görülür. [Zaten Mâlikî mezhebinin özellikle furu fıkıhtaki genel yaklaşımı, toptancı […]

Daha fazla oku
Bir Mezhep Nasıl Doğar?

Mezheplerin, “kurucularının” isimleriyle anılması zaman zaman “kurucu imam” sonrasındaki fukahanın mezhep içi faaliyetlerinin öneminin gözden kaçırılmasına yol açmaktadır. Oysa mezhep dediğimiz kurumsal yapı, yalnızca “kurucu imam”ın ictihadlarına indirgenemeyecek kadar önemlidir. Mezhebin, “kollektif bir çabanın ürünü” olduğunu anlamak, mezhebin nasıl doğup kurumsal kimlik kazandığı sorusuna cevap vermeyi gerektirir. Mezhep kelimesi fıkıh ve usul literatüründe biri dar […]

Daha fazla oku
Mezheplerin Kurucu İmamlarının Ümmet İçin Önemi

Hanbelî fıkhının en önde gelen âlimlerinden Muvaffakuddin İbn Kudâme (v. 620), kendi mezhebi yanında diğer mezheplerin görüşlerini de delilleriyle birlikte ele aldığı muhteşem eseri el-Muğnî’nin girişinde mezheplerin kurucu imamlarına yönelik mükemmel bir bakış açısı ortaya koyarak şunları söyler: *** Yüce Allah, rahmeti, lütfu, kuvveti ve kudretiyle, kıyamete kadar bu ümmetten bir grubun hak üzere kalacağını, […]

Daha fazla oku
Tartışmalarımız Niye Sonuçsuz Kalıyor?

Bir konuda tartışma yapabilmek için tartışma yapacak olanların ortak bir zeminde, ortak kavramlarda buluşması gerekir. Mesela sizinle havanın sıcak mı soğuk mu olduğunu tartışabilmem için her ikimizin “sıcak”, “soğuk” ve “hava” kavramlarından aynı şeyi anlamamız gerekir. Ben hava deyince bir şeyi kastediyor, siz başka şeyi anlıyorsanız, ben sıcak dediğimde siz soğuğu anlıyorsanız kıyamete kadar tartışsak […]

Daha fazla oku