Tanrı ve Nesnel Ahlak

Rabbini Bil, İyiyi/Doğruyu Bil Yorucu bir iş gününün ardından evinize döndünüz ve te­levizyonu açtınız. Kanallar arasında gezerken bir başlık sizi hayrete düşürüyor ve popüler bir uluslararası haber kanalın­da duruyorsunuz. Beklenildiği gibi, haberin başlığı hakikaten ürkütücü: Adam Beş Yaşında Bir Çocuğu Boğazladı. Şimdi size bir soru sorayım. Bu adam, ahlâkî açıdan yanlış bir şey mi yapmıştır? […]

Daha fazla oku
Tanrı’sız Bir Hayat -Ateizm Nasıl Bir Hayat Sunar?

Ateizm, hayatta karşılığı olmayan, içi boş ve hayalî bir entelektüel vaziyet/tavır değildir. Eğer iddiaları doğru ise, ateizmin nasıl bir hayat sunacağı hususunda pek de iç açıcı olmayan bazı kaçınılmaz, varoluşsal ve mantıksal çıkarımlar­da bulunulması gerekiyor. Ateizmin perspektifinden bakıldı­ğında hayat, saçma ve gülünç bir şeydir. Aşağıda sunacağım argümanın gayesi Tanrı’nın varlığına dair aklî bir delil sunmak […]

Daha fazla oku
Hadisin Haber Değerine Yönelik Tartışmalar

Nakle dayanan ilimlerde en önemli problem her zaman “rivayetler arasındaki uyum” olmuştur. Rivayetler arasındaki uyumsuzluklar/ihtilaflar küçük bile olsa, bazı önemli meselelerde ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İhtilaflı rivayetler, dinle ilgili olduğunda daha da önem kazanmaktadır. İnsanlar dinî konulardaki ihtilaflardan daha ziyade rahatsız olmaktadır. Bu nedenle, ilk dönemlerde, hadis rivayetleri arasındaki ihtilaflar, muhaddisler kadar fakîhler […]

Daha fazla oku
Allah Teâlâ’nın Kelime-i Tevhidi Benzettiği Şeyler

Birincisi: Allah Teâlâ imanı ateşe benzeterek şöyle buyurdu: “Onların (münâfıkların) durumu (karanlıkta) bir ateş yakan kimsenin misâli gi­bidir.” (Bakara, 2/17) Başka bir âyette de şöyle buyurdu: “…Bir ziynet ve­ya (diğer) bir değerli mal yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur…” (Ra’d; 2/17) Bu âyetlerde iki işaret vardır. 1.Nasıl ki, saf olmayan altın, […]

Daha fazla oku
Kalbi Kötü Hislerden Korumak Farzdır

Şer’i şerîf, kalbin vasıflarına çok büyük ehemmiyet vermiştir. Daha evvelden dedik ki, çamurun özünden oluşup tohum haline gelen insan bedeninin içerisinde = gende nefs yani rûh-i hayvânî bulunmaktadır, makamı süflî ve nihayet ardîdir = toprağa nisbet edilir. Kendisiyle ruh birleştikten sonra ruha itâat ederse, makamı Ahsen-i Takvîm olup meleklerle birleşir. Hayır, ruh nefse esir olursa, […]

Daha fazla oku
Nefs ve Kalbin Misali

Âlem-i emrden iniş yapan ruh, toprak cüzlerinin özünden oluşan rûh-i hayvânî yani nefs, birleştikten sonra bir tek şeydir. Ve bu itibarla nefs denildiği zaman, insanın hakikati kasdedilir. Bu hakîkat ise bölünmeyi kabul etmez. Ancak nefs, işlemiş olduğu fiilinin ismiyle isimlendirilir. Mesela şeriat dairesinden çıkıp istek ve arzularına uyduğu zaman, kendisine «nefs-i emmâre» denilir. Yaptığı kötü […]

Daha fazla oku
İmam Mâturîdî’nin Düşünce Sisteminde İnsanın Anlamı ve Değeri

Hülya Alper İslam düşünce geleneği içinde ilk dönemden itibaren “in­san” bir mesele olarak ele alınmış, neye insan denilece­ğinden başlayarak özünün neden teşekkül ettiği, nasıl bir varlık olduğu, niçin yeryüzünde var kılındığı, gayesinin ne olduğu, yetkileriyle sorumluluklarının nelerden ibaret bulunduğu ve bunların neye dayanarak belirleneceği gibi bir dizi sorunun cevabı tarih boyunca tartışılagelmiştir. Bu bağlamda ruh […]

Daha fazla oku
Fıkhı Açıdan İnsan Kavramı

Bezm-i Elestten Kabire İnsanın Mükellef Oluşunun Serüveni Tuba Erkoç Baydar İlk bakışta insanın mahiyetinden ziyade muhatap oldu­ğu şer’î amelî hükümler ile ilgilenen fıkıh İlmî aslında in­sanın kendi iç dünyasını anlama sürecidir. Zira fıkhî bir bükme ulaşmada kritik noktayı oluşturan “mükellefiyet kavramı” ancak insanın mahiyetini anlamak ile mümkün olur. Nitekim Hz. Peygamberden (s.a.v) itibaren bilfiil Müslümanca […]

Daha fazla oku
Mâtürîdîyye ve Tasavvuf İlişkisi

İslamî ilimler genel olarak ele alındığında Kur’an ve hadis, diğer İslamî ilimlere malzeme sunan ilimler olarak görülür. Bu malzemeleri alıp yorumlayan en önemli ilimler ise fıkıh, kelâm ve tasavvuftur. Cibril hadisi diye bilinen ve Cebrail’in Hz. Peygamber’e bazı sorularını içeren meşhur hadiste “İslam nedir? Sorusunun cevabı olan namaz, oruç, hac, zekat gibi konular sonraki asırlarda […]

Daha fazla oku
Önkabuller: Ehl-i sünnet, mutezile, şia, modernizm

Hemen hatırlatmam gerekir: Önkabuller derken kastımız ehl-i sünnet, mutezile veya şianın kendisi değildir. Bunlar tüzel kişilik veya devlet gibidir. Devlet soyut bir kavramdır. Ancak devleti temsil edenlerin görüşleri vardır. Devleti tem­sil edenlerin yaklaşım ve bakışları devleti yönlendirir. Yer yer yeni konseptler de ortaya çıkabilir. Ama devletin en temel bakış açısı bellidir. O devleti devlet yapan […]

Daha fazla oku