Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
10:37 - 10 Aralık 2014
Meselenin can alıcı noktası tam da burasıdır. Bu noktanın aydınlatılması, son dönemlerde oluşturulmaya çalışılan “hıdâc” Nübüvvet anlayışının çarpık ve sakat yönlerinin de gözler önüne serilmesi anlamına gelecektir. Öncelikle şunu belirtelim ki, Hz. Peygamber (s.a.v)’in Kur’an dışında vahiy almadığı konusunu de-lalet-i kat’iyye sarahatinde ifade eden bir Kur’an ayeti mevcut değildir. ÖZTÜRK’ün yaptığı gibi mesela, “O arzusuna […]
Arif
21:17 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Ulu Allah her ikisinin de belli olması için, insanlıkla hayvanlığı bir araya getirmiştir. Eşya zıddı ile belli olur. Zıddı olmayan bir şeyi tarif etmek imkânsızdır. Yüce Allah’ın zıddı olmadığından: “ Ben gizli bir hazine idim bilinmek istedim”(Hadis-kudsi) buyrulduğu gibi, bu nurun belli olması için, karanlık olarak yaratılmış bulunan bu âlemi yarattı. Bunun gibi nebilerin ve […]
Yusuf Aslan
17:08 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Yazımızın başlığı bize tarihî bir hadiseyi tedâî ettirir (çağrıştırır).Bir zamanlar takib edeceği yolu şaşıranlara çare olarak sunulmuş reçetenin adıdır bu mefhûm/kavram. Bir başka ifadeyle yolunu doğru seçenlere alem olmuş bir tabirdir. SÜNNET’e ve Sünnet’in ilk tatbikatçıları olan Ashâb-ı Kirâm kafilesine tâbi olanlar demektir ki, “icmâ” denildiğinde ilk akla gelen; Ashâb’ın icmâıdır. Şu halde iş geldi […]
Yusuf Aslan
17:04 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Ulema hem sahih bilginin nesiller boyu intikalini sağlamak, hem de insanların din adına diledikleri gibi konuşmalarının önüne geçmek için koruyucu usuller geliştirip uygulamıştır. Bu usuller İslamî bilginin safiyetini muhafaza ettiği gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanan ihtilafların çözümlenmesinde de hakem rolü üstlenmişlerdir. Bunlar içerisinde inşası itibariyle müslümanlara ait olan ve İslam’ın erken yıllarından itibaren uygulanan “isnad” sistemi […]
Arif
11:15 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Bir defa Irak vaizi ve halk arasında pek itibarlı olan Hasan-ı Basrî’nin fetva vermiş olduğu bir meseleyi münakaşa yaparken: Hasan-ı Basrî bu meselede yanılmış, dedi. Adamın biri küstahça söze karışarak: Ey îbn zaniye, sen mi Hasan hata etti diyorsun? dedi. Ebû Hanîfe’nin ne rengi bozuldu, ne yüzü değişti. Çünkü âcizler kızar. Evet, vallah Hasan hata […]
Arif
11:00 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Halife Muvaffak zamanında bazı fitneciler sûfîleri halifeye şikâyet edip, haklarında iftira ettiler. Olay; hicrî 262, mîlâdî 875’de meydana geldi. Sûfileri zındıklıkla ithâm eden, Hanbeli mezhebi fakih- lerinden “Gulam-ı Halil” isimli bir zattı. Bu adam, Halife Muvaffak ve annesi yanında sûfilerin bazı görüşlerini şiddetli tenkit edip onları zındık olmakla suçladı. Onların Allah Te- âlâ’ya âşık olmaktan […]
Arif
10:45 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Ebu Kılabe el-Basri (r.a) anlatıyor: Şamdan Basra’ya dönmüştüm.İhtiyaç hasıl oldu,kuytu bir yere girdim ve gusül abdesti aldım,iki rekat namaz kıldım,ardından oradaki bir mezarın tümseğine başımı koyup uyudum.Bir ara uyandım,bir de baktım ki kabrin sahibi başımda dikilmiş şöyle diyor: Bütün gece bana eziyet ettin durdun.Sizler amel ediyorsunuz,fakat onların ne kadar kıymetli olduğunu bilmiyorsunuz.İşte biz bunu anladık,ancak […]
Arif
10:30 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Zünnûn-i Mısrî (rah) anlatıyor: Bir gün Nil nehrinin kenarında yürüyordum. Bir akrep gördüm; haraket halindeydi. İnsanlara zarar vermesinden koktum; elime bir taş alıp onu öldürmek istedim. Akrep hızla kaçtı. Nil’in kenarında durdu. O sırada sudan bir kurbağa çıktı. Akrep onun sırtına sıçrayıp oturdu. Kurbağa suda yüzerek akrebi karşı sahile doğru götürmeye başladı. Ben de durumu […]
Arif
00:33 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Ariflerden Seri Sekati (k.s) der ki: “Bir olay üzerine bir kere ‘Elhamdülillah’ dedim; tam otuz yıl bu sözden dolayı istiğfar ediyor,Allah’tan affımı istiyorum.Bu şöyle oldu: Bir gece,içinde benin dükkanımın da bulunduğu çarşıda yangın çıktı.Bana,’dükkanın yandı ‘ diye bir haber ulaştı.Hemen gece yarısı dışarı çıkıp olayı öğrenmek istedim.Yolda bir grup insanla karşılaştım,olay yerinden gelenler bana, Ey […]
Arif
00:03 - 3 Aralık 2014
0 Yorumlar
Ayyazi (k.s) anlatıyor: ”Şehid olmak ümidiyle, zırhsız, göğsüm açık bir şekilde yetmiş kere savaşa girdim. Tenimde ok yarası almadık yer kalmadı. Vücudum kılıç yaralarıyla kalbura döndü, fakat şehidlik nasip olmadı. Bunun üzerine nefsimle savaşmaya karar verdim. Halvete girdim. Çile çekmeye koyuldum.Devamlı riyâzet yapıyordum. Ölmeyecek kadar yiyip içiyor, çok az uyuyordum. Nefsimle olan mücadeleme, ara vermeden […]

1 Yorum