Allahu Teâlâ’yı Sevmek

Resulullah Efendimiz, Rabbinden hikâye yollu şöyle anlatıyor: “Allah Teâlâ, şöyle buyurdu: ‘Beni bilen taleb eder, Beni taleb eden bulur, Beni bulan sever, Beni seveni öldürürüm. Bir kimseyi öldürürsem diyeti bana düşer. Bir kimsenin diyeti Bana düşünce, onun diyeti, bizzat Ben olurum.’” Mârifet talebi gerektirir. Taleb ise bulmayı îcâb ettirir. Bulmak da, sevgiyi gerektirir, sevgi de […]

Daha fazla oku
Kulluğun Gayesi; Allah’a Teslim Olmak

Bil ki kimsede bir şey yoktur. Sana bir zarar gelecek olsa onu kimse çevirmeye muktedir değildir. Bir hayır da gelecek olsa, onu da kimsenin tebdil (değiştirme) etmeye kudreti yoktur. Bunun için kimseye beddua etme. Her şeyi Hak’dan bil. Her ne şey ki vâki olur Allah’ın emri iledir. Çünkü hüküm onundur: Elhükmü lillâhi- aliyyi’l-kebîr: Semâvât ve […]

Daha fazla oku
Şeytan’ın Aldatmacası

Şeytan, Cenâb-ı Hakk’a: Ya Rabbi, beni dalâlete memur ettin. Ama söyle, kullarını ne ile aldatayım? Bana âlet ver, âcizim! deyince Cenâb-ı Hakk: Sana içkiyi verdim, buyurdu. Şeytan: Ya Rabbi, bundan zevk almayanlar da bulunur, diye itiraz edince: O halde sana para, debdebe ve dârâtı (heybet, akamet) verdim! Karşılığı geldi. Şeytan yine kabul etmeyip: Bunlar ile […]

Daha fazla oku
Hadislerin Vürûd Sebebini Bilmenin Önemi

KUR’AN-I KERİM’de; Peygamberimiz Efendimiz’e (sav) sorulan bir sual veya meydana gelen bir hadise sebebiyle indirilen âyetler vardır. Bunların nüzûl sebeblerini araştırmak ve öğrenmek gerekir. Sahabe-i kiram döneminde; tefsir ilmi, sebeb-i nüzûlü bilmekle sınırlıdır. Hz. Abdullah b. Mes’ud’un (r.a.) “Allah’a yemin ederim ki, Kur’an-ı Kerim’de bulunan ayetlerin kim için, hangi hadise üzerine ve nerede nâzil olduklarını […]

Daha fazla oku
Manevi Sofradan Nasiplenemeyenler

Dünya, türlü türlü nimetlerle dolu bir bağdır. Fare ile yılan ve bunlar gibi olanların, bunların tabiatında bulunanların kısmeti yine topraktır. Yâni bunlar mânevi sofradan nasiplerini alamazlar. İster kış olsun, ister yaz; onların yiyecekleri topraktan gelen gıdalardır. Fakat sen ey insan, kâinatın emîrisin. En üstün bir varlıksın. Öyle olduğu halde neden yılan gibi topraktan gelen gıdaları […]

Daha fazla oku
Arafe Gününün Fazileti

Arafe gününün fazileti muazzam, sevabı pek büyüktür. Allah o günde bü­yük günahları affeder, salih amelleri kat kat arttırır. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: “Arafe günü oruç tutmak önceki senenin ve gelecek senenin günahlarına keffarettir.” Bu hadisi Müslim rivâyet etmiştir. Yine Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Duânın en faziletlisi Arafe gü­nü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediğimiz […]

Daha fazla oku
Arefe Günü Oruç Tutmak

İlim ehli kimseler, Arafat’ta bulunmayanlar için Arafe günü oruç tutmayı müstehab kabul etmişlerdir. -Lafız Tirmizî’ye ait olmak üzere- hadis imam­larının Ibn Abbas’tan rivayetlerine göre Peygamber (sav) Arafe’de orucunu açmıştır, Umm el-Fadll ona süt göndermiş ve o da bu sütü içmiştir.Tirmizî, bu lıasen sahih bir hadistir, demektedir. Ibn Ömer’den de şöyle dediğini rivayet etmektedirler: Peygamber (sav) […]

Daha fazla oku
Şirkin Mertebeleri Hakkındadır

Şunu bil ki, ilim adamlarımız (Allah onlar­dan razı olsun) şöyle demişlerdir; Şirkin üç mertebesi vardır ve hepsi de ha­ramdır. Şirkin esası, ulûhiyeünde Allah’ın ortağının bulunduğuna inanmak­tır. İşte en büyük şirk ve cahiliye şirki budur. Yüce Allah’ın: “Şüphesiz Al­lah, kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez. Ondan başkasını diledi­ğine bağışlar” (en-Nisa, 4/48) Buyruğunda kastedilen şirk de budur. Bundan […]

Daha fazla oku
Arafe Gününün Fazileti

Arafe gününün fazileti muazzam, sevabı pek büyüktür. Allah o günde bü­yük günahları affeder, salih amelleri kat kat arttırır. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: “Arafe günü oruç tutmak önceki senenin ve gelecek senenin günahlarına keffarettir.” Bu hadisi Müslim rivâyet etmiştir. Yine Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Duânın en faziletlisi Arafe gü­nü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediğimiz […]

Daha fazla oku
Hz. Âdem Yaratılışı ve Bütün İsimlerin Ona Öğretilmesi Hakkında

“Âdem’e bütün isimleri öğretti.” buyruğunda “öğretti” kelimesi tarif et­ti, kelimesiyle eş anlamlıdır. Burada ona öğretmek kesin bir şekilde o bil­giyi ona ilham etmek anlamındadır. Bunun bir melek aracılığıyla olma ihti­mali de vardır. Sözkonusu bu melek ise ileride de açıklanacağı üzere Ceb­rail (a.s)’dır. Bu ayet-i kerimede yer alan Öğretti” kelimesi, “öğretildi” anlamın­da şeklinde de okunmuştur. Ancak […]

Daha fazla oku