Müslümanların Medeniyet İthali

Kavramların gelişimiyle modernitenin ya da Batı düşüncesinin gelişimi ve metodolojisi arasında sıkı bir ilişki vardır. Tüm medeniyetlerde olduğu gibi Ba­tı medeniyeti de kendi ürettiği değerleri, alet edevatı, ahlakı yani kültür ve me­deni değerleri mutlak, değişmez, reddedilmez görür. Buna uymak ya da karşı­sında durmak, kesin bir düşmanlık belirtisidir. Müslümanların Medeniyet İthali Erken dönem İslâmcılarının bu gerçeği […]

Daha fazla oku
Hz Peygamber Dönemi İçtimai/Siyasi Dönem

Medine Dönemi: İlkeden Eyleme İçtimaî Yapı Cami: Cemiyetin Kalbi Mekke’de ilk Müslüman cemaatinin hususi bir ibadet yeri yoktu. Namazlar münferit veya cemaat hâlinde evlerde kılınmaktaydı. Secdeye varmak her yerde mümkün ve “yeryüzü Hz. Peygamber’e, dolayısıyla ümmetine temiz bir mescit” kılınmışken, Allah’ın huzuruna, tıpkı oluşma ve tesanüd sürecindeki toplumun bir yansıması olarak “cemaat” hâlinde çıkma arzusu, […]

Daha fazla oku
Dünyayı Dönüştürücek Bir Tebliğ İçin Karineler

Kur’an, “Şüphesiz, Allah katında idin İslâm’dır”Al-i İmran: 19) ve “Bunlar (iman edenler) işte felaha  erenlerdir” (Bakara: 5) ayetleri çerçe­vesinde, insanın/insanlığın kurtuluşunu iman etme ve İslâm’a tabii olma şartına bağlamıştır. Din ve iman hakikatleri, burada İslâm düşüncesinin içerdiği za­aflardan bağımsız şekilde doğrudan ki­şilerin Allah’a teslimiyetiyle ilgili bir mesele olarak mütalaa edilmeyi gerek­tirir. Nitekim toplum ve siyaset […]

Daha fazla oku
Hicret Sonrası Müslümanların Yahudilerle İlişkileri

Siyasi Alanda İlişkiler Hicretin ilk yıllarında Yahudiler Medine’de olduk­ça güçlü idiler. Kitap ehli olmaları sebebiyle Araplar üzerinde önemli etkileri vardı. Ancak Medine’de İslâm’ın varlığı, bölük-pörçük ve birbiriyle savaş halindeki Evs ve Hazreç kabilelerini birleştirdi. Diğer taraftan Hicretle beraber Medine’nin sı­nırları belirlendi ve bir Vesika (Medine Sözleşmesi) hazırlandı. Bu Vesika’ya Yahudiler sonradan dahil oldular. Hz. Peygamber Yahudilerin İslâm’a girmeleri için […]

Daha fazla oku
İslam İnancın’da Medeniyet

İslâm inancı açısından Medeniyet devlet teorisi olma­yıp, Müslüman toplumun yeryüzünde “halifetü’l arz” vasfına uygun şehir sis­temleri kurarak ticarî/içtimaî/ilmî/adlî yapıyı imar etmesidir. Bunun bir akitler, bağıtlar yapılaşması ile karşılıklı mesuliyetler getirdiği tartışmadan varestedir. Şehirler sistemi, Osmanlı asırları boyunca Osmanlı siyaset yapısının yanında tat­bik edilmiştir. Osmanlı siyaset yapısına taraf olmayan halkın vakıf, bedesten, mahalle, tımar, tekke, medrese […]

Daha fazla oku
Kuran-ı Kerim ve Bir Medeniyet İnşası

Medeniyet tabiri bizim geleneğimizde olumsuz anlamının yanı sıra olumlu manada da kullanılmıştır. Birçok eserde rastladığımız “Islâm Medeniyeti” tabiri bu kelimenin olumlu manada kullandığı yerlerden biridir. Islâm Medeniyeti, ta­biri gerçekte geniş bir coğrafî alanı, engin ve zengin bir kültürel mirası, derin ve köklü bir kültürel geleneği ifade eder. Bu tabirle coğrafî olarak Uzakdoğu ve As­ya’dan başlayıp […]

Daha fazla oku
İslam Neyi Hedefliyor: Müslümanca Yaşamayı mı, Uygarlığı mı?

…Kültürün uygarlık hâline dönüştürülmesi, bu demektir ki, kültür unsurlarının süslenmesi, pahalı, tekellüflü hâle dönüştürülmesi, insanın sapmasında, doğru yoldan kaymasında başat rol oynamaktadır. Bu itibarla bir Müslümanın gündelik hayatında ihtiyaca binaen kullandığı – barınaklardan, ibadethanelerden başlayarak sofra malzemesine kadar her türlü eşyanın asal görevini icra edecek biçimde imal edilmesi; onların süslenerek, pahalı malze­me ile yapılarak asal […]

Daha fazla oku
Mezhep Suretindeki Hizip

Suriyeli muhaliflerden ve Buti’nin talebesi İmadüddin Reşid bey ile konuşuyorduk.  Şiiler ve Şiilik konusunda hem bilgili hem de müteyakkız bir zat olan İmadüddin bey Şia ile alakalı olarak ‘serapa siyasi bir mezhep’ tanımını kullandı. Dindarlığı siyasetten ibaret. Bundan dolayı da heyula gibi. Ele avuca sığmıyor.  Dini yönü de imamları sevmekten ve kabirlerine perestiş etmekten ibaret. […]

Daha fazla oku
Mezhep Bid’at mı?

Özellikle bazı heyecanlı tipler sık sık “Mezhebler bid’attir, sonradan ortaya çıkmış türedi kurumlardır. Resulullah (a.s) zamanında yoktu” şarkısını söylerler. Bu söyleme göre sahabe toplumunda herkes kendisi Kitab ve Sünnetten hüküm çıkarıyor, kimse kimseyi taklid etmiyor. Dolayısıyla imam da, onu takip eden de yoktu. Yani tüm sahabe müctehid idi. Bu söylemleri özellikle ilahiyat fakültelerinde hatta hazırlık […]

Daha fazla oku
Örnek Ehl-i Sünnet Müslümanı

EHL-İ SÜNNETE ihlasla (tekrar ediyorum ihlasla) hizmet edenler   gerçekten  hizmet etmiş olur. Çünkü Ehl-i Sünnet Kur’anın, Sünnetin, İslamın doğru yorumudur. Kur’ana, Sünnete, İslama yapışan sağlam kulpu tutmuş olur, yolda kalmaz. Ehl-i  Sünnet gemisine binen ve ömrü ölümüne iman ile bitişenler inşallah ebedî saadete nail olur. Ehl-i Sünnet herhangi bir fırka değildir. İslamın ana caddesidir, […]

Daha fazla oku