Hiç Bir Zaman Umutsuz Olunmamalı

Kul, kö­tü bir duruma düştüğünde asla umudsuz olmamalıdır. Ne var ki Allah’ın gazabını üzerine çekecek ve Allah’ı kendinden uzaklaştıracak bir duruma düşerse, iş çok ciddi olduğundan, yine de hemen İman edip, tevbe ve istiğfar etmelidir. Cenab-i Hak, onun duasının kabul edilmesini istemeseydi, dua etmesini ona ilham etmezdi.   İbn Kayyum El Cezviyye

Daha fazla oku
İyiliğe Karşı Kötülük

Şerefli bir kimse kendisine iyilik edene kötülük de bulunamaz. Ancak kötü kimseler kendilerine yapılan iyiliğe karşı kötülük­de bulunurlar. Buna göre Cenab-ı Hakk’ın ihsanını (iyiliğini) ve nimetini düşünerek, O’na karşı günah işlemekten haya edil­melidir. Allah’ın ihsanı ve nimetleri sana İnerken, senin gü­nahların O’na yükselmektedir. Bir melek Allah’ın ihsanını ve nimetlerini sana İndirirken diğer bir melek de […]

Daha fazla oku
Avam’ın Ulemayı Taklid Etmesi Kaçınılmazdır

Avam: Bu kelimeyle, kayda değer, delilleri değerlendirebilecek kadar bir ilim öğrenememiş cahil kimseyi kastediyoruz. Böyle kimselerin, ulemayı taklid etmesi kaçınılmazdır. Taklid ettiği kişi ister kendi mezhebinin imamı olsun, isterse muteber âlimlerden biri olsun fark etmez. Bu kişi eğer belli bir mezhebi öğreniyor ve kendini o mezhebin hükümleriyle bağlıyorsa birinci durum, kendini belli bir mezheple sınırlandırmıyorsa […]

Daha fazla oku
Her Şeyi Allah İçin Yapmalıyız

İnsan her şeyi Allah için yaparsa, Allah onu, nefsinin ve şeytanın şerrinden korur. Allah için kullanılmayan herşey nefis ve heva için kullanılmış olur. İlim Allah için olmazsa, nefis ve heva için olmuş olur. Amel, Allah için olmazsa, riya ve nifak için olur. Mal,Allah’ın taatında harcanmazsa, şeyta­nın ve hevanın taatında harcanmış olur. Makam ve mevki Al­lah […]

Daha fazla oku
Dünya Ahiretin Tarlası

Herşeyin O’ndan bi­linip O’na tevdi edilmediği bir hayat tasavvurunda; bu dün­yanın ahiretin tarlası bir fidanlık ve bir dâr-ı imtihan olarak görülmediği tek hayatlı bir dünya tasavvurunda, sevdiği her­şey geçici hazlara karşılık kalıcı acılar yükler insana. Baharı görür, sonbaharı düşünür. Oynaşan yavru kediyi görür, ölüp gideceği günü düşünür. Gençliğine bakar, kabre konulacağı gün aklına gelir. Çocuğuna […]

Daha fazla oku
Tebbet Suresini Okurken..

Ebu Leheb, Muhammed-i Arabi’yi ‘Resulullah’ olarak tanımamış; atalar dinini, ‘İnsanlar ne der?’i, ‘Koskoca amca küçük yeğenine mi tâbi olacak?’ kuruntusunu aşamamıştı; nefsimiz de, çağı, toplumu, göreneği sünnet-i seniyyenın karşısına çıkarıp. bizi Resul’ün izinde olmadığımız bir hayata sürüklemeye çalışıyor. Bu bakımdan, Leheb sûresini her okuyuşumuzda, her Ebu Leheb’in ”elleri kurusun; kurudu da” deyişimizde şöyle bir ürpermemiz gerekiyor. […]

Daha fazla oku
Sığınırım Rabbine Nas’ın

Nasr sûresi, ilkönce, bizi ‘insanların Rabbine sığınmaya çağırmaktadır. Rabbe sığınma… Çünkü, şu kainatta en açık,en berrak ve en bariz biçimde görünen tecelli, rububiyettir.Her bir şey, eşsiz bir düzen içinde terbiye ve idare edilmekte ve küçücük zerrelerden koskoca güneşlere kadar herşey bir tertib ve tanzim içinde tutulmakta; en küçük sinekten en büyük balinaya kadar her canlının […]

Daha fazla oku
İnsanların Maliki ve Meliki olan Allah-u Teala

Nefis, kendini kendisinin maliki görmek ister. Sonra, eli­nin yetiştiğini düşündüğü şeyleri de sahiplenir. Sonra bu sa­hipliği daha da genişletmek ister; elinin yetişmediği yerleri ise, kırk harami misali, başka maliklere dağıtır. Hemen her şey­tanî fitnede, bunun izini görürüz. Açık-saçıklığın ardındaki iddia “Bu beden benim; nasıl kullanacağıma ben karar veririm”dir. İsrafın ardında “Bu para benim. Dilediğim gibi […]

Daha fazla oku
Zilzal Suresinin Bize Öğrettikleri

Bu sûreden öğrendiğimize göre, gün gelecek, yeryüzü deprenecektir. Zaten, zeminin tamamının depreneceği o kıyamet ânına bedel, parça bölük depremler ile el’an bunun nümuneleri sergilenmektedir. Yer sarsılır; yıkar, mahveder, ezip geçer. Beka yatırımının arsası olarak, uygun bir seçim değildir kısacası. Hem, öyle bir deprem sûretinde deprenir ki, ona yüklediğimiz bütün ağırlıkları dışarı atar. Ne ‘biz gitsek […]

Daha fazla oku
Yolu Açan ‘İnşirah’

Bu kâinat gerçeği, kâinat içinde insanın da gerçeğidir. İn­sanlar âleminde de, kış misali musibetler, fırtına misali hüzün­ler, diken misali acılar, yaz sıcağı misali hastalıklar içerisinde olgunlaşır insan. Acıyla, hüzünle, musibetle, zorlukla kemalini bulur; onlarla tamıtamına bir insan olur. O acıların tazyikiyle istidat çekirdeklerini çatlatıp kabiliyet filizleri verir; o acıların tazyikiyle o filizlerin büyümesini sağlayacak suya […]

Daha fazla oku