Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
06:31 - 15 Mart 2015
Şurasını da mülahaza etmeliyiz ki: Gözün çapı bir kırat miktarı yokken, bütün dağları, taşları, suları, ağaçları, nice ovaları, vadileri ve türlü türlü hayvanları ile beraber geniş yeryüzü sureti tafsilatıyla ağ tabakasında görünebilir. Güya ki ağ tabakası bir deniz sahili imiş de ışık dalgaları ona her taraftan akıp geliyor ve milyonlarca masnûât onda görünüyor. Hakikaten bu […]
Arif
06:26 - 15 Mart 2015
0 Yorumlar
Evet dişlerin hususen insandakilerin tekvini ve tertibi, basiret sahipleri için büyük ibretleri ihtiva eder. Çünkü onların keskinleri ağzın önlerinde Bulunup kesilmeye lüzum görülen şeyleri kesmeye;bunların bitişiğindeki köpek dişleri denilen dişler de kazma şeklinde bulunmaları hasebiyle kırmaya ve ufalamaya elverişlidirler Bunların arka cihetlerinde ve nazardan gizli bir halde azı dişleri denilen dişler bulunur ki bunlar öğütmeye […]
Arif
06:21 - 15 Mart 2015
0 Yorumlar
Hayvanların inkısam ettikleri muhtelif cinsler ve neviler nihayetsiz olduğu gibi; evsaf cihetiyle farklı bulunan pek çok sınıfları da nihayetsizdir. Cesamette gayet büyük olan nevileri bulunur. Mesela fil gibi ki yüksekliği on iki kadem miktarı olur. Görülemeyecek kadar çok küçük olanlar da vardır ki küçüklükte zirve olan şu acayip alemi mikroskop görünür eylemiştir. Mezkur hafi mahlukta […]
Arif
06:14 - 15 Mart 2015
0 Yorumlar
Basiret gözleri körleşmiş olması hasebiyle bunlar hakiki cevheri idrak edemeyerek nazarları zahiri kabuğa takılı kalmıştır. Namazı terk kabahatlerini tevil sadedinde ifade etmekte oldukları boş mazeretleri ise saçmalıklar nevinden addolunmaya şayandır. ‘Derler ki: “Rabbimiz dalkavukluktan müstağnidir. Bizim namazımıza ne ihtiyacı vardır?” Ne âli feraset! Ne büyük irfan! Evet, alemlerin rabbi olan Allah alemlerden müstağnidir; her şeyden […]
Arif
05:43 - 15 Mart 2015
0 Yorumlar
Ruh boyutunun doruğunu oluşturan Vahy’in, varoluşta görmek istediği aşkın ahlakî amaçlara ilgi duymayan ‘kutsallık fikrinden sıyrılmış’ (profan) bilim, yığınların sadece maddî gereksinimlerinin karşılanması üstlenmiştir ve müşahede edildiğinden fazla bir şey değildir. Vahiy gerçeklerine inançsızlık üzerine temellendirilen bu bilimsel çatı, nesnelerin taşıdığı sembolik boyuttan ziyade, onların kabuklarıyla uğraşmaktadır. Pragmatik bir yaklaşımla, ‘yer ufkunun ötesindekiler’e ilgi duymayan […]
Arif
15:08 - 12 Mart 2015
0 Yorumlar
Dünyâ bir oyun sahnesi ve bizler de burada birer oyuncuyuz. Hepimize verilmiş farklı roller var. Kimi bu sahnede ağlıyor, kimi gülüyor, kimi mutlu, kimi mutsuz, kimi hüzünlü, kimi suçlu, kimi iyi, kimi kötü… Herkes zamanı geldiğinde sahneye çıkıyor, oyununu sergiliyor ve sonra aramızdan ayrılıyor. Kimi alkışlarla, kimi dualarla… Ama kimse bu sahnede kalamıyor, önemli olan, […]
Arif
15:02 - 12 Mart 2015
0 Yorumlar
Felsefe ve kelâm kitablarını incelediğimizde, bütün İslâm hükemâsının (el-Kindî, Farabî, İbn-i Rüşd, İbn-i Miskeveyh… ilh.) ruhun varlığında müttefik olduklarını görürüz. Biz, bunlardan fikirlerinin daha sistemli oluşunu dikkate alarak, önce İbn-i Sina’nın görüşlerinin bir hülâsasını vermekle iktifa edeceğiz: İbn-i Sina’ya(1) göre insan, cisimle ruhtan mürekkebtir. Cisim, nefsin çalışmasına müsait duruma gelince, ruh cisme gönderilir. Cisim, nefsin […]
Arif
13:58 - 12 Mart 2015
0 Yorumlar
Mutlak eşitlik, yâni, her şeyin her yönden aynı olması, adalete zıt!.. Bilirsin, bir şâir, kasidesinde her harfi kelimenin tamamını dikkate alarak yazar. Her kelimeyi, o şiirin bütününü nazara alarak yerleştirir. Her mısrayı da kasidenin tamamını gözeterek kaleme alır. Burada mutlak eşitlik değil, adalet söz konusu… İlk mısra başa gelir, son mısra dipte kalır, ama hepsi […]
Arif
07:06 - 10 Mart 2015
0 Yorumlar
Kul, kalbini boşaltıp, manevi hastalıklarını tedavi edip, rahmetin inmesine hazırlasaydı, Allah’ın tecelliyatından ne kadar şaşılacak şeyler görecekti. Allah’ın fazlını, keremini kulda ki kusur önler. Kul, o kusurunu giderseydi, her taraftan Allah’ in fazlı ve keremi ona süratle koşacaktı. Uğradığı bütün arazilerî suluyan bir ırmağı düşün. Fakat o ırmak ile arasında bir set bulunan bir arazi […]
Arif
07:02 - 10 Mart 2015
0 Yorumlar
Kul, kendisinde iki zıd ve çekici kuvvetin bulunduğunu bilmelidir. Kulun çektiği zahmet bu iki çekici kuvvetin arasında bulunmasındandır. Çekici kuvvetlerden biri kulu en yüce makam olan Refiki A’la’ya yanî cennete veya cennet ehli elan peygamberler, sadıklar, şehidler, salihlerle beraber olmaya çeker. Çekici kuvvetlerden diğeri ise, kulu, şeytanların ve yardımcılarının yeri olan en aşağı cehennem tabakasına […]

0 Yorumlar