Göz’ün Yüceliği

Şurasını da mülahaza etmeliyiz ki: Gözün çapı bir kırat miktarı yokken, bütün dağları, taşları, suları, ağaçları, nice ovaları, vadileri ve türlü türlü hayvanları ile beraber geniş yeryüzü sureti tafsilatıyla ağ tabakasında görünebilir. Güya ki ağ tabakası bir deniz sahili imiş de ışık dalgaları ona her taraftan akıp geliyor ve milyonlarca masnûât onda görünüyor. Hakikaten bu […]

Daha fazla oku
Hayvanların Müdafaa Veya Tecavüze Yarayacak Silahları Vardır

Evet dişlerin hususen insandakilerin tekvini ve tertibi, basiret sahipleri için büyük ibretleri ihtiva eder. Çünkü onların keskinleri ağzın önlerinde Bulunup kesilmeye lüzum görülen şeyleri kesmeye;bunların bitişiğindeki köpek dişleri denilen dişler de kazma şeklinde bulunmaları hasebiyle kırmaya ve ufalamaya elverişlidirler Bunların arka cihetlerinde ve nazardan gizli bir halde azı dişleri denilen dişler bulunur ki bunlar öğütmeye […]

Daha fazla oku
Alemde Cinsler Ve Neviler Nihayetsizdir

Hayvanların inkısam ettikleri muhtelif cinsler ve neviler nihayetsiz olduğu gibi; evsaf cihetiyle farklı bulunan pek çok sınıfları da nihayetsizdir. Cesamette gayet büyük olan nevileri bulunur. Mesela fil gibi ki yüksekliği on iki kadem miktarı olur. Görülemeyecek kadar çok küçük olanlar da vardır ki küçüklükte zirve olan şu acayip alemi mikroskop görünür eylemiştir. Mezkur hafi mahlukta […]

Daha fazla oku
Namaz Niçin Kılmalıyız

Basiret gözleri körleşmiş olması hasebiyle bunlar hakiki cevheri idrak edemeyerek nazarları zahiri kabuğa takılı kalmıştır. Namazı terk kabahatlerini tevil sadedinde ifade etmekte oldukları boş mazeretleri ise saçmalıklar nevinden addolunmaya şayandır. ‘Derler ki: “Rabbimiz dalkavukluktan müstağnidir. Bizim namazımıza ne ihtiyacı vardır?” Ne âli feraset! Ne büyük irfan! Evet, alemlerin rabbi olan Allah alemlerden müstağnidir; her şeyden […]

Daha fazla oku
Profan Bilim

Ruh boyutunun doruğunu oluşturan Vahy’in, varoluşta görmek istediği aşkın ahlakî amaçlara ilgi duymayan ‘kutsallık fikrinden sıy­rılmış’ (profan) bilim, yığınların sadece maddî gereksi­nimlerinin karşılanması üstlenmiştir ve müşahede edildiğinden fazla bir şey değildir. Vahiy gerçeklerine inançsızlık üzerine temellendirilen bu bilimsel çatı, nes­nelerin taşıdığı sembolik boyuttan ziyade, onların ka­buklarıyla uğraşmaktadır. Pragmatik bir yaklaşımla, ‘yer ufkunun ötesindekiler’e ilgi duymayan […]

Daha fazla oku
Bir Garip Yolcudur İnsan

Dünyâ bir oyun sahnesi ve bizler de burada birer oyuncuyuz. Hepimize verilmiş farklı roller var. Kimi bu sahnede ağlıyor, kimi gülüyor, kimi mutlu, kimi mutsuz, kimi hüzünlü, kimi suçlu, kimi iyi, kimi kötü… Herkes zamanı geldiğinde sahneye çıkıyor, oyununu sergiliyor ve sonra aramızdan ayrılıyor. Kimi alkışlarla, kimi dualarla… Ama kimse bu sahnede kalamıyor, önemli olan, […]

Daha fazla oku
İslâm Âlimlerine Göre Ruh

Felsefe ve kelâm kitablarını incelediğimizde, bütün İslâm hükemâsının (el-Kindî, Farabî, İbn-i Rüşd, İbn-i Miskeveyh… ilh.) ruhun varlığında müttefik olduklarını görürüz. Biz, bunlardan fikirlerinin daha sistemli oluşunu dikkate alarak, önce İbn-i Sina’nın görüşlerinin bir hülâsasını vermekle iktifa edeceğiz: İbn-i Sina’ya(1) göre insan, cisimle ruhtan mürekkebtir. Cisim, nefsin çalışmasına müsait duruma gelince, ruh cisme gönderilir. Cisim, nefsin […]

Daha fazla oku
Bir Kader Sohbeti

Mutlak eşitlik, yâni, her şeyin her yönden aynı olması, adalete zıt!.. Bilirsin, bir şâir, kasidesinde her harfi kelimenin tamamını dikkate alarak yazar. Her kelimeyi, o şiirin bütününü nazara alarak yerleştirir. Her mısrayı da kasidenin tamamını gözeterek kaleme alır. Burada mutlak eşitlik değil, adalet söz konusu… İlk mısra başa gelir, son mısra dipte kalır, ama hepsi […]

Daha fazla oku
Allah’ın Fazlını Keremini Kulda ­Ki Kusur Önler

Kul, kalbini boşaltıp, manevi hastalıklarını tedavi edip, rahmetin inmesine hazırlasaydı, Allah’ın tecelliyatından ne ka­dar şaşılacak şeyler görecekti. Allah’ın fazlını, keremini kulda ­ki kusur önler. Kul, o kusurunu giderseydi, her taraftan Allah’ in fazlı ve keremi ona süratle koşacaktı. Uğradığı bütün arazilerî suluyan bir ırmağı düşün. Fakat o ırmak ile arasında bir set bulunan bir arazi […]

Daha fazla oku
Kul İçin İki Çekici Kuvvet Vardır

Kul, kendisinde iki zıd ve çekici kuvvetin bu­lunduğunu bilmelidir. Kulun çektiği zahmet bu iki çekici kuv­vetin arasında bulunmasındandır. Çekici kuvvetlerden biri kulu en yüce makam olan Refiki A’la’ya yanî cennete veya cennet ehli elan peygamberler, sadıklar, şehidler, salihlerle beraber olmaya çeker. Çekici kuvvetlerden diğeri ise, kulu, şeytanların ve yardımcılarının yeri olan en aşağı cehennem tabakasına […]

Daha fazla oku