Bir Garip Yolcudur İnsan

Dünyâ bir oyun sahnesi ve bizler de burada birer oyuncuyuz. Hepimize verilmiş farklı roller var. Kimi bu sahnede ağlıyor, kimi gülüyor, kimi mutlu, kimi mutsuz, kimi hüzünlü, kimi suçlu, kimi iyi, kimi kötü… Herkes zamanı geldiğinde sahneye çıkıyor, oyununu sergiliyor ve sonra aramızdan ayrılıyor. Kimi alkışlarla, kimi dualarla… Ama kimse bu sahnede kalamıyor, önemli olan, […]

Daha fazla oku
İslâm Âlimlerine Göre Ruh

Felsefe ve kelâm kitablarını incelediğimizde, bütün İslâm hükemâsının (el-Kindî, Farabî, İbn-i Rüşd, İbn-i Miskeveyh… ilh.) ruhun varlığında müttefik olduklarını görürüz. Biz, bunlardan fikirlerinin daha sistemli oluşunu dikkate alarak, önce İbn-i Sina’nın görüşlerinin bir hülâsasını vermekle iktifa edeceğiz: İbn-i Sina’ya(1) göre insan, cisimle ruhtan mürekkebtir. Cisim, nefsin çalışmasına müsait duruma gelince, ruh cisme gönderilir. Cisim, nefsin […]

Daha fazla oku
Bir Kader Sohbeti

Mutlak eşitlik, yâni, her şeyin her yönden aynı olması, adalete zıt!.. Bilirsin, bir şâir, kasidesinde her harfi kelimenin tamamını dikkate alarak yazar. Her kelimeyi, o şiirin bütününü nazara alarak yerleştirir. Her mısrayı da kasidenin tamamını gözeterek kaleme alır. Burada mutlak eşitlik değil, adalet söz konusu… İlk mısra başa gelir, son mısra dipte kalır, ama hepsi […]

Daha fazla oku
Allah’ın Fazlını Keremini Kulda ­Ki Kusur Önler

Kul, kalbini boşaltıp, manevi hastalıklarını tedavi edip, rahmetin inmesine hazırlasaydı, Allah’ın tecelliyatından ne ka­dar şaşılacak şeyler görecekti. Allah’ın fazlını, keremini kulda ­ki kusur önler. Kul, o kusurunu giderseydi, her taraftan Allah’ in fazlı ve keremi ona süratle koşacaktı. Uğradığı bütün arazilerî suluyan bir ırmağı düşün. Fakat o ırmak ile arasında bir set bulunan bir arazi […]

Daha fazla oku
Kul İçin İki Çekici Kuvvet Vardır

Kul, kendisinde iki zıd ve çekici kuvvetin bu­lunduğunu bilmelidir. Kulun çektiği zahmet bu iki çekici kuv­vetin arasında bulunmasındandır. Çekici kuvvetlerden biri kulu en yüce makam olan Refiki A’la’ya yanî cennete veya cennet ehli elan peygamberler, sadıklar, şehidler, salihlerle beraber olmaya çeker. Çekici kuvvetlerden diğeri ise, kulu, şeytanların ve yardımcılarının yeri olan en aşağı cehennem tabakasına […]

Daha fazla oku
Hiç Bir Zaman Umutsuz Olunmamalı

Kul, kö­tü bir duruma düştüğünde asla umudsuz olmamalıdır. Ne var ki Allah’ın gazabını üzerine çekecek ve Allah’ı kendinden uzaklaştıracak bir duruma düşerse, iş çok ciddi olduğundan, yine de hemen İman edip, tevbe ve istiğfar etmelidir. Cenab-i Hak, onun duasının kabul edilmesini istemeseydi, dua etmesini ona ilham etmezdi.   İbn Kayyum El Cezviyye

Daha fazla oku
İyiliğe Karşı Kötülük

Şerefli bir kimse kendisine iyilik edene kötülük de bulunamaz. Ancak kötü kimseler kendilerine yapılan iyiliğe karşı kötülük­de bulunurlar. Buna göre Cenab-ı Hakk’ın ihsanını (iyiliğini) ve nimetini düşünerek, O’na karşı günah işlemekten haya edil­melidir. Allah’ın ihsanı ve nimetleri sana İnerken, senin gü­nahların O’na yükselmektedir. Bir melek Allah’ın ihsanını ve nimetlerini sana İndirirken diğer bir melek de […]

Daha fazla oku
Avam’ın Ulemayı Taklid Etmesi Kaçınılmazdır

Avam: Bu kelimeyle, kayda değer, delilleri değerlendirebilecek kadar bir ilim öğrenememiş cahil kimseyi kastediyoruz. Böyle kimselerin, ulemayı taklid etmesi kaçınılmazdır. Taklid ettiği kişi ister kendi mezhebinin imamı olsun, isterse muteber âlimlerden biri olsun fark etmez. Bu kişi eğer belli bir mezhebi öğreniyor ve kendini o mezhebin hükümleriyle bağlıyorsa birinci durum, kendini belli bir mezheple sınırlandırmıyorsa […]

Daha fazla oku
Her Şeyi Allah İçin Yapmalıyız

İnsan her şeyi Allah için yaparsa, Allah onu, nefsinin ve şeytanın şerrinden korur. Allah için kullanılmayan herşey nefis ve heva için kullanılmış olur. İlim Allah için olmazsa, nefis ve heva için olmuş olur. Amel, Allah için olmazsa, riya ve nifak için olur. Mal,Allah’ın taatında harcanmazsa, şeyta­nın ve hevanın taatında harcanmış olur. Makam ve mevki Al­lah […]

Daha fazla oku
Dünya Ahiretin Tarlası

Herşeyin O’ndan bi­linip O’na tevdi edilmediği bir hayat tasavvurunda; bu dün­yanın ahiretin tarlası bir fidanlık ve bir dâr-ı imtihan olarak görülmediği tek hayatlı bir dünya tasavvurunda, sevdiği her­şey geçici hazlara karşılık kalıcı acılar yükler insana. Baharı görür, sonbaharı düşünür. Oynaşan yavru kediyi görür, ölüp gideceği günü düşünür. Gençliğine bakar, kabre konulacağı gün aklına gelir. Çocuğuna […]

Daha fazla oku