Duyularımız,Aklımız ve Nihayet Kalbimiz;Hangisi Hangisinin Alternatifi Olabilir?

Duyularımız gerekli mi gerekli, gözümüz olmadan gö­remeyiz, kulağımız işitemeyiz. Ama gördüğümüz ve işittiğimiz şeyin ne olduğunu bil­mek için duyularımız yetmez akla ihtiyacımız vardır. Aklımız var, lazım mı lazım, aklımız olmasa düşüne­meyiz. Düşünemezsek hayvanlardan bir farkımız kalmaz zaten. Duyularımız aklımızın, aklımız duyularımızın yerine geçebilir mi? – Kesinlikle hayır. Duyularımız fiziksel âlemde işe yarar, nesneleri görü­rüz, çiçekleri […]

Daha fazla oku
Ah ! , Allah Hu !

ÂH! Allah isminin ilk ve son harfi bir araya getirilirse, “Âh” meydana çıkar. Âh, Allah isminin kısa yazılış şeklidir. O hal­de “Âh”, Allah demektir. Sûfi’nin “Âh” demesi, Allaha sığın­ması demektir. Fuzûlinin divanının gazeller kısmında “Âh”ın geçtiği ilk beyitte Allaha seslenir: Yok bende bir amel sana şâyeste Âh eğer amalime göre vere bişâret-i afv-i hatâ bana […]

Daha fazla oku
”Eline,Diline,Beline Sahip Ol”

  Hacı Bektaş Veliye ait “Eline, diline, beline sahip ol!” sözü, Sûfi Yolunda çok önemli bir ilkedir. Bu sözde geçen “el”in esi (elif) harfi, “dirin dsi (dal) harfi, “berin b’si (be) harfi Arapça’ya göre bir söz oyunuyla bitiştirilirse ortaya “edeb” kelimesi çıkar. Sûfi Yolunda edebin çok özel bir yeri vardır. Bunun için “Edeb Ya Hû” […]

Daha fazla oku
Sufiler Dünya İşlerinden Uzak mı Durur ?

Sûfiler, “dünyayı kınarken dünyanın amaç haline geti­rilmesini eleştirmişlerdir. Yoksa dünyanın araç olarak kulla­nılması zaten kaçınılmazdır. Kuranda da bir yanda semavat (göklerde) ve arzda ( yeryüzünde) olanların “Allah’ın ayetle­ri” (varlığının tanıkları) olduğu vurgulanırken öbür yandan dünya hayatının (el-hayatu’d-dünya) “oyun ve eğlence” ol­duğu vurgulanır. Eğer dünya yalnızca bir araç olarak kulla­nılırsa, insan için Allah’ın ayeti olur. Ama […]

Daha fazla oku
Tasavvuf

Bir tür anlayış İslâm’ı nasıl hayatın dışında sanıyorsa, tasavvufu da İslâm’ın dışında sananlar bulunmaktadır. Tasavvufun Hristiyan rahiplerinin yaşayışından ilham alındığını iddia edenler olduğu gibi, onu Grek felsefesine veya Hint düşüncesine bağlayan farklı görüş ve iddia sahipleri de var. Bir Müslüman’ın cehlinden dolayı düştüğü yanlışa bakarak “İslâm budur” diye bir hükme varmak ne kadar doğru ise, […]

Daha fazla oku
İbn Arabi – Futuhat-ı Mekkiye,cild:1 Notlarım

Bizi sırat-ı müstakime ulaştır….Ayet Meali Tefsiri Bizi sırat-ı müstakime ulaştır. O nimet verdiklerinin, gazap ettiklerinin yoluna veya sapkınların yoluna değil’ Ayeti Tümel kul, Hakka ‘Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz.’dediğinde, Hak ona şöyle der: -‘Bana kulluk etmenin anlamı nedir?’ Buna kul şöyle karşılık verir: -‘Cem ve tefrika (birlik ve ayrım) makamında tevhidin sabit olması’ Kurtuluşun […]

Daha fazla oku
İbn Arabi – Futuhat-ı Mekkiye,cild:13 Notlarım

Sebepler Perdesi ‘Âllah Teâlâ eşyayı yaratıp emir ve yaratmanın âlemlerin rabbi olan münezzeh Hakka ait olduğunu söylemiştir. Bu­nun için Allah sebepleri yerleştirmiş, onları kendisi için perde haline getirmiştir. Bu sebepler kendilerini perde olarak görenleri O’na ulaştı­rırken onları rab edinenleri O’ndan uzaklaştırır. Sebepler kendi merte­belerinde artlarında Hakkın bulunduğunu ve yaratıcılarına bitişik ol­madıklarını bildirirler. Çünkü sanat yapıcısını […]

Daha fazla oku
İbn Arabi – Futuhat-ı Mekkiye,cild:11 Notlarım

Erkek ve Kadın Sevgi ve merhamet, bütüne parçayı parçaya bütünü istetir. Bu sa­yede ikisi kaynaşır ve kaynaşmadan çocuklar doğar, kendilerine de ‘ebe­veyn’ denilir. Çocukların varlığı babalar için daha önce olmayan yeni bir hüküm ortaya çıkartır ki, o da babalıktır. Rab ise, öyle değildir. Al­lah ezelde Rabdir, çünkü mümkün imkân halinde ezeli olarak imkânla nitelenmiştir. Mümkünün […]

Daha fazla oku
İbn Arabi – Futuhat-ı Mekkiyye,cild:9

Asıl ve Feri Hükümlerde İçtihadın Meşru Sayılması ve Görüş Ayrılıklarının Geçerli Sayılması Rahman’ın Nefesindendir Müçtehidin verdiği hüküm, kendisinin onaylamasıyla Hak yönün­den geçerlidir. Hak, söz konusu hükmü müçtehit adına meşru bir hü­küm saymıştır ve hükümlerde bir karşıtlık bulunsa bile içtihat hükmüne karşı çıkmayı yasaklamıştır. Böylelikle Allah, iki karşıt hükmü de onay­lamış, bu konuda iki müçtehidin de […]

Daha fazla oku
İbn Arabi – Futuhat-ı Mekkiye,cild:6 Notlarım

Hacer-i Esved’in Siyahlığı Tirmizî, İbn Abbas’ın şöyle dediğini aktarır: Hz. Peygamber şöyle der: ‘Hacer-i esved cennetten sütten daha beyaz bir halde inmişti. Âdemoğlunun günahları onu karartmıştır., Ebu Isa şöyle der: Hadis, hasen-sahih hadistir. Âdem’in hatası olmasaydı, dünyada efendiliği ortaya çıkmayacaktı. Hata Âdem’i efendi yapan ve ona seçilmişliği kazandıran şeydir (İbn Arabî burada siyah anlamındaki sevd ile […]

Daha fazla oku