Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
22:00 - 6 Mart 2015
Allah’ın lütûf ve keremine, sonra kudret ve hikmetine dikkatle bak ki rabbanî huzurun acaiplikleri seni hayrete ve dehşete düşürsün!O kimsenin durumuna hayret etmek gerekir ki güzel bir hattı (yazıyı) veya güzel bir nakışı bir duvar üzerinde gördüğünde, onu güzel kabul eder. Bütün himmetini nakkaş (nakışçı) ve hattat hakkında düşünmeye sarf eder: ‘Acaba bunu nasıl nakşetmiş, nasıl […]
Arif
08:07 - 5 Mart 2015
0 Yorumlar
Er-Rahmân ismi de, er-Rahîm ismi de Allah’ı rahmetiyle tarif eder ve sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olarak tanıtır. Bakılsa, er-Rahmân da Allah’ı ‘sonsuz rahmet ve merhamet sahibi’ olarak bildirir, er-Rahîm de. Ama alemlerin Rabbi’ olan Allah’ı sonsuz rahmetiyle tanıtan bu iki isim arasında bir nüans vardır. O nüans nedir peki? Bir açıdan bakılırsa, ikisi de […]
Arif
08:00 - 5 Mart 2015
0 Yorumlar
Hz. Pîr cevap veriyor: “Gözle görebildiğin sulh de, cenk de, övünülecek şeyler de, hâyâ ve utanmalar da aslında gözle görülemeyen hayâllerden doğmuştur. Bu gerçekleşen hadiseler evvelce hayâl şeklinde bulunmaktaydı.” Sen ne zannediyorsun! O saltanatı besleyen, bu âlemin maddî sahasında senin gördüğün tüm fiillerin hepsi evvelce hayâldi. Sonra onlar birer birer vücûd buldu. Fezâlara çıkmak, çok […]
Arif
07:50 - 5 Mart 2015
0 Yorumlar
Kişi çoğu zaman elde edemeyeceği heves peşinde koşar, hiçbir zaman kendisinin elinde olmayan saadeti arar. Saadeti eliyle edindiği nimetlerde zanneder. Mal, mülk, eş, çocuk, ilim, araba, ev, aklınıza gelebilecek her şey Cenâb-ı Hakk’ın vereceği ve Hakk’ın elinde olan saadetin tezahür ettiği birer unsurdur. Yani mal ve mülkün bizzat kendisi saadet değildir. Saadete vesile olabilecek nimetlerden […]
Arif
07:42 - 5 Mart 2015
0 Yorumlar
İnsanlar hislerinin, duygu olarak meylettikleri şeylerin esiridir. Akıl bu hislerin hayata yansımasını ve nasıl tatbik edileceğini organize etmekle kalbe yahut hislere tâbidir. Şayet kalp nifak,fesat, heva ve heves, gazap, hırs, yani bir şer odağı haline gelmiş ise onun hizmetinde olan akıl da yalan, riya, hırsızlık,aldatma ve benzeri nice kabahatleri işlemek için kolları sıvar; böylesi bir […]
Arif
07:35 - 5 Mart 2015
0 Yorumlar
Kıyameti sonuç yahut ferdî mesûliyetimizin uzandığı en ‘son uç’ olarak düşünürsek, mademki kıyâmette cümle peygamberler ve ümmetleri dahi Hz. Muhammed ümmetinde cem olup hepsi orada buluşacaklar, o halde bu âlemin başlangıç sebebi olarak Efendimiz’in nurunu kabul etmekte ne gibi bir tuhaflık var? Rahman, en önce Kur’ân’ı öğretti. Kime öğretti? İşte o tâlim ilk yaratılıştaki, taayyündeki […]
Arif
07:27 - 5 Mart 2015
0 Yorumlar
İnsanı insan yapan derdidir azizim, insanın derecesini,derdinin derecesi belirler. Derdi ve tasası süflî emelleri ve umdukları alçak ve adi olanların aziz insan olması,kamil sıfatlara bürünmesi hayallerden bile öte hayaldir.Biz derdimizi ne zaman kaybettik? Ne zaman bu kadar alçakça dertlere,basit fikirlere gömülü kaldık? Bir kaç kuruşa sattığımız hayatımız ne zaman bu kadar daralıp küçüldü de artık […]
Arif
06:37 - 3 Mart 2015
0 Yorumlar
Gaflet insanı Allah’ı zikretmekten alıkoyar. İnşâallah bu gafletten gerçekten kurtuluş niyetiyle zikredilmelidir. Gaflet hâlinde inşâallah demenin hiçbir faydası olmadığı gibi, Allah Teâlâ ile istihza hükmüne geleceğinden kişiye zararı olur. “Benim kalbim hiçbir zaman Allah’tan gâfil değildir, inşâallah demesem de olur.” sözüne binâen de, hiç Allah’tan gâfil olmadığı halde Resûlullah(sas)’a dahî inşâallah demesi emrolunduysa senin de […]
Arif
06:28 - 3 Mart 2015
0 Yorumlar
Şunu ısrarla belirtmeliyiz ki, niceliksel karakterli olan her şey, gerek Allah-insan münasebetlerinde, gerekse insanlar arası ilişkilerde, daima ayırır, parçalar; birleştirmez! Çünkü maddeden kaynaklanan her şey, değişik formlar altında bile görünse, Mutlak olanla sürekli bir zıtlaşma doğurur. Sadece dünya boyutluluktan beslenen Niceliğin hakimiyet araçları olan tekbiçime indirgeme ile, fertleri, aralarında ruha dönük münasebetler bulunmayan basit birimlere […]
Arif
23:06 - 2 Mart 2015
0 Yorumlar
1923 yılında Van’a giden Bediüzzaman, burada, Erek Dağı’nda has talebeleriyle inziva ve uzlete çekilir. 1924’te yeni Ankara hükümetinin Hilâfeti kaldırmakla başlattığı reformlar, Tevhid-i Tedrisat kanunu ile medreselerin kapatılması, Tekke ve Zaviye kanunu ile dergâhların kapatılması ile devam eder. 1925’teki Şeyh Said Hadisesi üzerine çıkarılan Takrir-i Sükun kanunu, ülkenin üzerine kara bulutlar gibi çöker. 1926 başında […]

0 Yorumlar