Fatiha Suresi 2.Ayeti Olan ”Er Rahmanir Rahim” Üzerine

Fatiha Suresi-2.Ayeti-Olan-Er-Rahmanir-Rahim'-Uzerine

Er-Rahmân ismi de, er-Rahîm ismi de Allah’ı rahmetiyle tarif eder ve sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olarak tanı­tır. Bakılsa, er-Rahmân da Allah’ı ‘sonsuz rahmet ve merha­met sahibi’ olarak bildirir, er-Rahîm de. Ama alemlerin Rabbi’ olan Allah’ı sonsuz rahmetiyle tanıtan bu iki isim arasında bir nüans vardır.

O nüans nedir peki?

Bir açıdan bakılırsa, ikisi de Allah’ın birliğini bildiren Vâhid ve Ehad isimleri arasındaki nüansa benzer bir nüans­tır bu. Nasıl ki Vâhid ismi Allah’ı bütün kâinatın tek yaratı­cısı olarak tanıtırken Ehad ismi O’nu her bir şeyin var olması için gerekli bütün isimlerin tek sahibi olarak tanıtıyorsa; Rah­man ile Rahim arasında da böyle bir fark vardır. Bütün kâinatı kuşatan İlâhî rahmet Vâhidiyet penceresinden seyredilirse er- Rahmân, Ehadiyet penceresinden seyredilirse er-Rahîm is­mi karşımıza çıkmaktadır. Er-Rahmân Onun ‘mutlak surette’rahmet sahibi olduğunu bildirirken, er-Rahîm O’nun ‘özellik­le’ rahmet sahibi olduğunu bildirir böylece,

Diğer bir açıdan bakılırsa Rahmân ismi rahmetin daha zi­yade maddî ve cismanî tezahürlerine bakarken, Rahim ismi manevî ve ruhanî veçhesine nâzırdır. Dillerin tattığı bütün tatlar, midelerin sindirdiği bütün gıdalar, soluduğumuz hava, iç­tiğimiz su, seyrettiğimiz güzelim manzaralar, hepsi Rahmâniyetin bir cilvesidir. Kalbimizin iman ve itminanı, ruhumuzun huzur ve sükûnu, aklımızın cevaba ve hikmete ulaşması gibi bütün ‘manevî’ gıdalar ise Rahîmiyetin bir cilvesidir. Âlem­lerin Rabbi, midemizi er-Rahmân ismiyle, ruhumuzu er-Ra­hîm ismiyle doyurmakta; nefis rahmâniyetle, kalb rahîmiyetle gıdalanmaktadır.

İki isim arasındaki bu nüansa paralel bir diğer açıdan ba­kılınca da, Rahmân ismi daha ziyade dünyaya, Rahîm ismi ise daha ziyade ahirete bakmaktadır. Allah, Rahmân isminin bir cilvesi olarak bu dünyada mü’min-kâfir, muti-asi, âbid-şakî ayırmadan yarattığı her kulu doyurmakla birlikte; Rahîm is­minin bir cilvesi olarak ahirette mümin kulları üzerinde ni­metini sonsuza dek devam ettirecektir. Kâfir-asi-şakî olarak bu dünyadan göçenler ise ahiret âleminde ‘unutulanlar’ liste­sine yazılarak Onun rahmetinden mahrum kalacaklardır.

Bu yönüyle, başka bir açıdan, bu iki isim, celal-cemal denk­leminde de bir nüans taşır. İlk elde baktığımızda, Allah lâfza-i celaline mukabil er-Rabb cemalî ismi gibi; er-Rahmân ve er- Rahîm, ikisi de cemalî isimlerdir. Ama ikisi arasındaki nüan­sa baktığımızda, er-Rahmân’da cemali vasfın galebesi görü­lürken, er-Rahîm ‘cemal içinde bir celali ihsas etmektedir.Çunkü bir ayrım yapmakta: iman, itminan, huzur ve sükun gibi manevî nimetleri kâfir ve asi kullardan esirgemektedir. Er-Rahmân O’nun mutlak surette sonsuz rahmet sahibi,’ er- Rahîm ise O’nun hususî surette sonsuz rahmet sahibi’ oldu­ğunu bildirmektedir. Er-Rahmân herkese şamil nimetlere ve rızıklara işaretiyle daha cemali, er-Rahîm mu minlere mahsus manevî nimet ve rızıklara işaretiyle daha celalidir.

Öte taraftan, başka bir veçheden, er-Rahmân daha celali gözükür nazarlara. Çünkü er-Rahîm’deki ‘hususiyete mukabil, deniz dibindeki en küçük balıktan dağ başındaki en küçük bö­ceğe kadar bütün mahlûkatın bütün ihtiyaçlarına yetişen şumüllü bir rahmet sahibi olarak Rabbimizi azamet ve kibriya- sı’yla bize bildirmektedir.

Her kelimesinde bir anlam hâzinesi saklı Fâtiha, ilk iki âye­tiyle ‘hamd’ O’na mahsus olan Allah’ı, böylece son tahlilde üç ‘cemali’ isimle tanıtır: Hamd O Allah’a mahsustur ki; âlemle­rin Rabbi, Rahmân, Rahim O’dur.

Kısa Surelerin Sınırsız Dünyaları-Metin Karabaşoğlu

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir