Şerhu’l- Alâki’l-Adudiyye Geleneği Çerçevesinde Taşköprülüzâde Ahmed Efendi

Şerhu’l- Alâki’l-Adudiyye Geleneği Çerçevesinde Taşköprülüzâde Ahmed Efendi ve Müneccimbaşı Ahmed Dede’nin Ahlâkî Tekâmül Anlayışları Dr.Asiye Aykıt İslam felsefesi geleneğinde hikmet; nazarî ve amelî olarak ikiye ayrılır ve ilki daha çok insanın bilme faaliyetiyle, İkincisi ise bu bilgiyle bağlantılı olarak eylemleriyle irtibatlandırılır. Birincisinde başarılı olmak bizi nazarî kemale, İkincisinde başarılı olmak ise amelî kemâle götürür. Her […]

Daha fazla oku
Vücut ve Yön

  Vücut ile yön arasında bir zorunluluk ilişkisi olmalı. Bir vücuda sahip olmamış olsaydık, yönlerle bir ilişkimiz olur muydu acaba? Ya da yönlerle ilişkimiz olmasaydı, bir vücuda sahip olduğumuzdan bahsedebilir miydik? Vücudumuz bizi, bir beşer olarak bu dünyaya bağlayan tarafımızdır. Vücutsuzlaşmak, esas olarak, ölüm dairesi içine girmektir. Ölmek, yok olmak değil, vücutsuzlaşmaktır. Ölüm vuku bulduğunda, […]

Daha fazla oku
İnsan Varlığı Açısından Eğilimler

İnsan, işgören; bir takım fiil ve davranışlarda bulunan bir varlıktır. Bu özellik, insanla birlikte canlıların çoğunu kapsar, öyleyse fiil ve davranışlar neden öteki canlılarda değil de insanda “iyi-kötü” ölçüsüne vuruluyor? Bilindiği üzere hayvanların fiil ve davranışları bir takım içgüdülerin (eskilerin ifadesiyle sevk-i tabiîlerin) sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu güçlerden herbiri birer varlık gücüdür. Canlı varolduğu […]

Daha fazla oku
Dostluk ve İnanç

Sevdiğimiz, saydığımız kişidir o. Dostluğunu, bize olan takdir duygularını, zor anlarımızda yardımını esirgemeyeceğini, koşup geleceğini sezer, biliriz. Arkadaşlığından kuşku duymayız. Duygularımızın karşılıklılığı hakkındaki içsel bilgimiz, şaşmaz bir doğru şeklinde içimizde durur. İnsanı mutlu eden en hoş durumlardan biri, dostuna dostluk duygularını iletebilmesi olsa gerek. İster sözle, ister mimiklerle, ister anışlarla olsun, dostluğumuzu iletmeyi/ göstermeyi başarabilmişsek […]

Daha fazla oku
Susmak

Yalnızken susmak kolay. Zaten başka yol da yoktur. Ne ki, yalnızken susmayı anlamlı bir susma olarak göremeyiz. Susmanın bir anlamı olması için en az iki kişinin varlığı gerekir. Önemli olan, birlikte susmaktır. Hep beraberken susmak. Başkası, konuşturur. Başkası, söz talep eder. Başkası, kışkırtır. Karşımızdaki, yanımızdaki ikinci bir kişinin varlığı ile biz aslında bir tercihle karşı […]

Daha fazla oku
Tenkit ve Buhran

Tenkit geleceği gösteren olarak değil; çünkü okula uygun ve itibariyle yaratıcı değildir. Dâhi güzellikleri oluşturur, inşa eder; tenkitçi yanlışları görür, söyler. Dâhi, tahayyül gücüne ihtiyacı var; tenkitçi hüküm gücüne. Şayet ben tenkidi resmeyleseydim, onu şöyle gösterirdim: Tıpkı Pegasusun tüylerini söküp kopardığı ve onu bizim akademiye gidiş tarzını öğrettiği gibi… Ama mamafih artık orduda generaller yok […]

Daha fazla oku
Sadettin Ökten-Kemal Sayar – Aleme Bir Yar İçin Âh Etmeye Geldik -Alıntılar

KS: Hayat, sonsuz bir koşuşturmaca içinde geçtiğinde içe bakışımız kayboluyor. Hep dışarıya baktığımız zaman, dışarıdan bir medet umduğumuz, alkış beklediğimiz zaman, iç âlemde yalnız kalıp kendimizle konuştuğumuz, dış âlemden saklanabileceğimiz zamanlar azalıyor. Ve bir istiridye kabuğunun içinde kum tanesi olarak kalıyoruz; inciye dönüşme fırsatını heba ediyoruz. Dolayısıyla insan iç âleminin gelişimine ihtimam göstermeli. ————————————————————— Ayaşlı […]

Daha fazla oku
Ömer Ferid Kam – Makaleler (Edebi, Fikri Tahlil ve Tenkidler) -Alıntılar

İnsanın, kendisiyle seçkinleştiği akıl, ilâhi kanun, yani din ile kayırlanmadıkça ve doğrulanmadıkça sahte bir akçe gibidir… hiçbir şeye yaramaz. İnsanları bir bağ ve kural altına alan bu kuvvet, her durumda esaslarını semavi bir kaynaktan almağa, bu esasları hareket rehberi olarak görmeğe mecburdur. Doğrusu, maddiyat sahasında dolaşanlar, ömür. lerini o sahadaki faaliyetlerle sınırlandıranlar, bu söze karşı […]

Daha fazla oku
Ekrem Tahir – Yaratıcı Öfke -Alıntılar

Mefhum fehmetmektir; fehm ve idrak etmek. Ve fehmetmek demek; anlamak, şuurluca kavramak ve idrakte yerini bulması demektir. Bir meseleyi araştırmak, tetkik yolculuğuna çıkıp, bu yolculukta bilgileri toplayıp, tasnifleştirip, bilgileri gözleyip, tenkit süzgecinden geçirip, yolculuk tecrübelerini titizce devşirip terkipleştirmek, hülâsayı kelâm; ona bütün dimensiyonunla hâkim olup hükmedebilmektir. Lakin diğer bir ifadeyle meselenin bütün dimensiyonlarıyla bilmeden, insan […]

Daha fazla oku
Adem İnce – Eğitilmiş İnsanın İmali. -Alıntılar-

  Bourdieu’ye göre kurumsallaşmış olan her eğitim sistemi, “yapısının ve işleyişinin özgül karakteristiklerini, bir kültürel keyfiyeti yeniden üretme işlevinin yerine getirilmesi için gerekli kurumsal koşulları kuruma özgü araçlarla üretmek ve yeniden üretmek zorunda olmasına borçludur.”196 Eğitim, bu yeniden üretim süreci dâhilinde “ideolojik endoktrinasyon” (ideolojik aşılama/ beyin yıkama) politikalarında etkili bir toplumsal kurum olarak işlev görür. […]

Daha fazla oku