Peygambere Mahsus Sıfatlar

Halîmî, “Minhâc” isimli kitabında şunu söylemiştir: “Peygamberlerin gerek cismânî, gerekse ruhanî kuvvetlerde, mutlaka diğer insanlardan farklı olmaları gerekir. Cismânî kuvvetler, ya müdrike (idrâk eden, kavrayan), yahut da muharrike (hareket ettirici) olur. Müdrike kuvvetler ya zahirî, ya da bâtınî olan nişlerdir. Zahirî hisler beştir: a) Görme Kuvveti: Yemin olsun ki Hz. Peygamber (s.a.s)’de bu sıfatın en […]

Daha fazla oku
Allah’ın Mekândan Münezzeh Olduğuna Dair Nakli Deliller

Bu husustaki naklî delillere gelince, bunlar da pek çoktur: 1) Allah Teâlâ, “De ki: “O Allah’tır, bir tektir” {İhlas, 1) buyurmuş ve kendisini tek oluş ile tavsif etmiştir. “Ehad”, Allah’ın bir tek oluşunu en ileri derecede ifade eden bir kelimedir. Kendisi ile arş dolan ve arş’tan fazla olan bir varlık, arş’ın parçalarının üstünde, gerçekten birçok […]

Daha fazla oku
Allah’ın Mekândan Münezzeh Oluşunun Aklî Delilleri

Akli açıklamalara gelince; bunlar pek çoktur: 1) Şayet Allah arş üzerine karar kılmış olsaydı, o zaman Cenâb-ı Hak, arş’ın hemen yanı başındaki taraf itibariyle sonlu (mahdut) olmuş oturdu. Aksi halde, arş’ın, O’nun zatına dahil olmuş olması gerekirdi ki, bu imkânsızdır.Akıl, sonlu olan her şeyin bulunduğu o durumdan, zerre miktarı daha fazla veya daha az olmasının […]

Daha fazla oku
Allah kendisinden büyük bir (taş) varlık yaratabilir mi?

Bu soruya maddeler hâlinde cevap vermeyi daha uygun görüyoruz: 1. Soruda kasıt vardır: Bu sorunun hedefi inançları sarsmak, saf zihinleri bulandırmak, masum ve körpe dimağlara zehir akıtmaktır. Bir akrep kıskacı olan bu demogojik soru ile insanlar zehirlenmek istenmektedir. Şöyle ki: Eğer bu soruya “Evet” diye cevap verilse o zaman “Demek ki sizin Rabbiniz, yarattığı şeyden […]

Daha fazla oku
Farz’ın Farziyetini,Haramın Hürmetini İnkar Meselesi

FARZIN FARZİYETİNİ, HARAMIN HÜRMETİNİ [HARAMLIĞINI] İNKÂR NE ZAMAN KÜFÜR OLUR? Usulün hüküm bahisleri okunurken farz ve vacip arasında bir de haram ile tahrimen mekruh arasında şöyle bir ayrım yapılır: “Farzın farziyetini, haramın hürmetini inkâr kişiyi dinden çıkarır. Ama vâcibin vücûbunu, mekruhun kerâhetini inkâr kişiyi dinden çıkarmaz. Çünkü farz ve haram; sübut ve delaleti kat’î delillerle […]

Daha fazla oku
Risale-i Nur’da Hüsn ve Kubh

Beşerin iradesi ve sair sıfatları mevcudatın hüsn kubh, büyüklük küçüklük gibi ahvalinden müteessir olduğu gibi sıfât-ı İlahiye müteessir olamaz. Sıfât-ı İlahiyeye göre hepsi mütesavidir.(İşarat-ül İ’caz[Y] – 148) ———- Evet Cenab-ı Hak, âlem-i kevn ü fesad denilen şu âlemde hüsün, kubh, nef’, zarar gibi zıdları, çok hikmetlere binaen karışık bir tarzda yaratmıştır. Hem de izhar-ı izzet […]

Daha fazla oku
“Allah’ı bilmek varlığını bilmenin gayrıdır.”

Mühim Bir Sual:“Allah’ı bilmek varlığını bilmenin gayrıdır.” sözü ne anlama gelmektedir? Allah’ın mahiyeti hiçbir mahiyete benzemez. Zira, Hâlık’ın hakikati başka, mahlukatın mahiyeti başkadır. Hiçbir eserin, ustasına benzemediği bilinen bir gerçektir. Meselâ, bir saat ne zâtı, ne mahiyeti, ne sıfat ve fiilleri itibariyle ustasına benzemez. Bunların her ikisi de mahlûk cin­sinden oldukları halde, aralarında bu kadar […]

Daha fazla oku
Bediüzzaman Penceresinden “Göz”

  Göz; vücut gömleğinin süslerinden, bize verilen ilahi hediyelerden önemli bir parçadır. Görmek için göz, anlamak için akıl gerekir. Başımızın önündeki bir çift göz, insanı dış dünyaya açan birer penceredir. Göz, kâinattaki farklı güzelliklere, gözün farkını ortaya koyarak bakabilmek için verilmiştir. *gözümüzle görüyoruz ve aklımızla anlıyoruz” (A.MUSA) İnsan gözü 10 milyon rengi, ayırt etme özelliğine sahiptir. […]

Daha fazla oku
Öyle Bir Rahmet Ki

Cenâb-ı Hak, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i bütün âlemlere rahmet olarak gönderdi. -Öyle bir rahmet ki, her varlık O’nun hürmetine yaratıldı ve O’na olan muhabbeti nisbetinde Hak katında kıymet buldu. -Öyle bir rahmet ki, şefkat ve merhameti bütün insanlığı, hattâ bütün mahlûkâtı kuşattı. -Öyle bir rahmet ki, bütün dimağlara ve gönüllere ebedî bir âb-ı […]

Daha fazla oku
Hakîm et-Tirmîzî’de Öğrenme ve Algılama

Hakîm et-Tirmîzî’nin Psikoloji Anlayışında Öğrenme ve Algılama* Abdüllâtif Abdurrezzâk Çev. Salih ÇİFT** ÖZET İslamî psikolojide olduğu kadar Batı psikoljisinde de öğrenme ve algılama iki önemli konu olarak görülmektedir. Algılama ve öğrenme vasıtasıyla bilgiye ulaşılır.Öğrenme yalnızca bilgi edinme, duygusal alışkanlıklar, sosyal etkileşim ve kişisel gelişmeyi değil, aynı zamanda yeni beceriler hususundaki mahareti de kapsar. Kısaca doğumdan […]

Daha fazla oku