Varlık-Bilgi İlişkisi

en-Nesefî Necmuddin Ömer b. Muhammed en-Nesefî (ö. 537/1142), Ebû’l-Yusr Pezdeyi’nin öğrencisidir. Tefsir, hadis, fıkıh, akaid ve kelam tahsil etmiş ve bu dallarda çeşitli eserler kaleme almıştır. En ünlü eseri, el-Akaid’dir. Bu eserin birçok şerhi vardır. En muteber şerhi Teftazani’nin Şerhu’l-Akaid’dir. Bu şerhin de pek çok haşiyesi ya­pılmıştır. Akaid metin, Ebû’l-Mu’in Nesefinin Tabsıra fihristi gibidir. Her […]

Daha fazla oku
Yetmiş Üç Fırka Yorumu

  el-Pezdevî Ebû’l-Yusr el-Pezdevî (ö. 493/1100), 421 yılında Türkistan’da Nesef/Pezde’de doğmuş; ilk tahsilini, Hanefi-Maturidi geleneği içinde babasından almıştır. Semerkant ve Buhara’da bulunmuş; bu arada Kadılık yapmıştır. Tahsili sırasında İmam Mâturîdî ve Eş’arî’nin eserlerini inceleme fırsatını bulmuştur. Eserlerinde çok kolay bir üslup kullanmasından dolayı (kardeşi Ebû’l-’Usr’un aksine) Ebû’l-Yusr adıyla anılmaktadır. Buhara ve Maveraünnehir’de önde gelen Hanefi-Maturidi […]

Daha fazla oku
Allah’ın Görülmesi

  Nûreddin  es-Sâbûnî Ehl-i Sünnet, ahiret yurdunda müminlerin Allah Teâlâ’yı görmelerinin aklen câiz (olabilir), naklen de vâcip olduğunu kabul etmiştir. Mutezile, Neccâriyye, Havâric ve Zeydiyye bu görüşe muhalif kalmıştır. Mutezile ayrıca Allah Teâlâ’nın kendi zâtını görüp görmediği konusunda kendi aralarında görüş ayrılığına düşmüşler, çoğunluğu onun kendi zâtını gördüğünü kabul ederken içlerinden bir grup Allah’ın kendi […]

Daha fazla oku
Fayda (İstislah) Prensibi Üzerine Tartışma

    İslam hukukunda delil olduğu konusunda ittifak edilen kaynaklar Kur’ân, sünnet, icma ve kıyastır. İttifak edilmeyen delillerse şöyledir: Şer’î delilerden bir kısmının da delil olmasıyla tarifleri arasında da çeşitli ihtilaflar bulunmaktadır. Burada bir kısmının sâdece genel geçer kabul edilen kısa tanımlarına yer verilecektir. Mesâlih-i Mürsele: Fıkıh usulünde, “hükmün kendisine bağlanması ve üzerine hüküm bina […]

Daha fazla oku
Allah’ın Fiilleri Hakkında

 Kâdı Beydâvi Üstad şöyle dedi: “Kulların fiilleri, bütünüyle Allah’ın kudreti ile vuku bulmakta ve onun yaratmasıyla olmaktadır”. Kâdı ise şöyle dedi: “Onların ta’at ve ma’siyyet oluşu kulların kudretiyledir.” İmamu’l-Haremeyn (Cüveyni) (ve Ebu’l-Hüseyin) ve filozoflar ise şöyle dediler: Onlar, Allah Teâlâ’nın kulda yarattığı bir kudretle vuku bulmaktadır. Üstad (Ebu İshak İsferayini) da şöyle dedi: “Fiilde müessir […]

Daha fazla oku
Akıl-Nakil İlişkisi:el-Gazzâlî ve İmam Maturidi

  el-Gazzâlî Selçuklu Sultanı Alparslan (ö. 465/1072)’ın saltanatı ele geçirerek Mutezile taraftarı olan vezir Muhammed b. Mansur el-Kunderî (ö. 455/1063) yerine Nizâmu’l-Mülk’ü (ö. 485/1092) tayin etmesi Eş’ariyye’nin daha da canlanmasına ve süratle yayılmasına yol açmıştır. Nizâmu’l-Mülk kuvvetli bir Eş’arî taraftarı olduğu gibi, ilme ve ilim adamlarına da büyük değer veren bir kişiydi. Cüveynî (ö. 478/1085) […]

Daha fazla oku
Kader Hakkında

 el-Eş’arî Şayet birileri: “Niçin kulların kesbleri Allah’ın mahlukudur, diye iddia ettiniz?” şeklinde sorarlarsa, onlara şöyle denir: Çünkü Allah Teâlâ, şöyle buyurdu: “Allah, sizi ve yaptıklarınızı yarattı” (Kur’ân 37: 96) ve yine şöyle buyurdu: “Yaptıkları amellere karşılık” (Kur’ân 46:14). Karşılık (ceza) amelleri karşılığında vaki olunca, onların amellerini yaratan (Allah) olur. Yine denirse ki, Allah şöyle buyurmadı […]

Daha fazla oku
İman-İslam ve Amel Meselesi

  İslam Kelamında en çok tartışılan konulardan biri de İman- İslam, dolayısıyla amelin imandan bir cüz/parça olup olmaması konusudur. Ebû Hanife’ye göre amel imandan bir cüz değildir; bu nedenle de imanda artma ve eksilme söz konusu değildir. Netice olarak, iman eden aynı zamanda Müslümandır; Müslüman olan da mümindir. Aşağıdaki metinde bu husus delilleriyle açıkça ele […]

Daha fazla oku
Malumat ve Mevcudat Hakkında

  Kâdı Ebû Bekir el-Bakıllânî (kimdir)(ö. 403/1013), Basra’da doğmuş ve orada bulunan zamanın meşhur âlimlerinden ilim tahsil etmiştir. Özellikle kelam ilminde şöhret bulmuştur. Daha sonra ilim tahsiline Bağdat’ta devam etmiş ve nihayet orada vefat etmiştir. Kâdılık görevinde bulunması sebebiyle Kâdı ünvanı ile anılmaktadır. Bakıllânî, Eş’ari ekolünü sistemleştirip geliştiren kişidir. Akılcı bir kelam yolu kurmuş ve […]

Daha fazla oku
İnsanın Dünyada Bulunuşunun Sebebi

  Dünya, din yolunun duraklarından biri; yolcuları Allah’ın huzuruna götüren bir yol ve çölde yolcuların azıklarını aldıkları bir çarşıdır. Dünya ve ahiret iki halden ibarettir: ölümden öncesine –bu sana daha yakındır– “dünya” denir, ölümden sonrasına da “ahret” denir. Dünyanın amacı ahiret azığıdır. Zira insan ilkin yalın ve eksik yaratılmıştır; fakat kemale ermek, Allah’a layık olmak, […]

Daha fazla oku