Risale-i Nur’da Hüsn ve Kubh

Beşerin iradesi ve sair sıfatları mevcudatın hüsn kubh, büyüklük küçüklük gibi ahvalinden müteessir olduğu gibi sıfât-ı İlahiye müteessir olamaz. Sıfât-ı İlahiyeye göre hepsi mütesavidir.(İşarat-ül İ’caz[Y] – 148) ———- Evet Cenab-ı Hak, âlem-i kevn ü fesad denilen şu âlemde hüsün, kubh, nef’, zarar gibi zıdları, çok hikmetlere binaen karışık bir tarzda yaratmıştır. Hem de izhar-ı izzet […]

Daha fazla oku
“Allah’ı bilmek varlığını bilmenin gayrıdır.”

Mühim Bir Sual:“Allah’ı bilmek varlığını bilmenin gayrıdır.” sözü ne anlama gelmektedir? Allah’ın mahiyeti hiçbir mahiyete benzemez. Zira, Hâlık’ın hakikati başka, mahlukatın mahiyeti başkadır. Hiçbir eserin, ustasına benzemediği bilinen bir gerçektir. Meselâ, bir saat ne zâtı, ne mahiyeti, ne sıfat ve fiilleri itibariyle ustasına benzemez. Bunların her ikisi de mahlûk cin­sinden oldukları halde, aralarında bu kadar […]

Daha fazla oku
Bediüzzaman Penceresinden “Göz”

  Göz; vücut gömleğinin süslerinden, bize verilen ilahi hediyelerden önemli bir parçadır. Görmek için göz, anlamak için akıl gerekir. Başımızın önündeki bir çift göz, insanı dış dünyaya açan birer penceredir. Göz, kâinattaki farklı güzelliklere, gözün farkını ortaya koyarak bakabilmek için verilmiştir. *gözümüzle görüyoruz ve aklımızla anlıyoruz” (A.MUSA) İnsan gözü 10 milyon rengi, ayırt etme özelliğine sahiptir. […]

Daha fazla oku
Öyle Bir Rahmet Ki

Cenâb-ı Hak, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i bütün âlemlere rahmet olarak gönderdi. -Öyle bir rahmet ki, her varlık O’nun hürmetine yaratıldı ve O’na olan muhabbeti nisbetinde Hak katında kıymet buldu. -Öyle bir rahmet ki, şefkat ve merhameti bütün insanlığı, hattâ bütün mahlûkâtı kuşattı. -Öyle bir rahmet ki, bütün dimağlara ve gönüllere ebedî bir âb-ı […]

Daha fazla oku
Hakîm et-Tirmîzî’de Öğrenme ve Algılama

Hakîm et-Tirmîzî’nin Psikoloji Anlayışında Öğrenme ve Algılama* Abdüllâtif Abdurrezzâk Çev. Salih ÇİFT** ÖZET İslamî psikolojide olduğu kadar Batı psikoljisinde de öğrenme ve algılama iki önemli konu olarak görülmektedir. Algılama ve öğrenme vasıtasıyla bilgiye ulaşılır.Öğrenme yalnızca bilgi edinme, duygusal alışkanlıklar, sosyal etkileşim ve kişisel gelişmeyi değil, aynı zamanda yeni beceriler hususundaki mahareti de kapsar. Kısaca doğumdan […]

Daha fazla oku
Allah Yolunda Öldürülenler Diridirler

“Allah yolunda öldürülmüş olanlar için “Ölü”ler demeyin, bilâkis onlar diridirler, fakat siz farkına varmazsınız “(Bakara, 154). Bu Ayetin Mâkabliyle Münasebeti Ve Nüzul Kıssası Bil ki bu ayet, Al-i İmran süresindeki, “Aksine onlar diridirler, Hableri yanında rızıklandırılıyorlar” (Al-i imran, 169) ayetinin bir benzeridir. Bu ayetin, bir önceki ayetle olan irtibatının izahı şöyledir: Sanki şöyle denilmektedir: Dinimi […]

Daha fazla oku
Sabrın Mahiyeti ve Önemi

Allame Gazali (rh.a) şöyle der: “Bil ki sabretmek, insanın özelliklerindendir. Sabır, ne hayvanlar ne de melekler hakkında düşünülemez. Hayvanlar hakkında düşünülmemesine gelince, bu onların noksanlıklarından dolayıdır. Melekler hakkında düşünülmemesine gelince,bu da onların kâmil ve mükemmel varlıklar olmalarındandır. Bunu şu şekilde de açabiliriz: Hayvanlara şehvet musallat olmuştur. Ancak, onlarda bu şehvete karşı koyacak akıl melekesi olmadığı […]

Daha fazla oku
“Anlama Problemi”nden Müşteki Bir Yazara Hatırlatmalar

Milli Gazete – 18 Şubat 2003 Bugünden başlayarak birkaç yazı halinde Mustafa İslamoğlu’nun, “anlama problemi” üzerine kurguladığı Üç Muhammed adlı çalışmasını konu edineceğim. Hemen belirteyim ki, okuyacaklarınız “book review” tarzı yazılar olmayacak. Zira mezkûr kitabın kurgusuyla, iddiasıyla ve ortaya koyduğu argümanlarla ilgilenecek o tarz bir yazı, takdir edersiniz ki bu köşenin sınırlarını hayli zorlayacaktır. Bu […]

Daha fazla oku
Allah’ın Vahidiyeti ve Ehadiyeti

Allah’ın her yerde birden hazır bulunması ve herşeye herşeyden yakın bulunması; vahidiyet ve ehadiyet. TEMESSÜL ; Temessülün çok enva’ından şu mes’eleye medar olacak üç nev’ine işaret ederiz: Birincisi: Kesif, maddî şeylerin akisleridir. O akisler hem gayrdır, ayn değil. Hem mevattır, ölüdür. Hüviyet-i suriyesinden başka hiçbir hâsiyete mâlik değil. Meselâ sen âyineler mahzenine girsen, bir Said […]

Daha fazla oku
Sünnete Yöneltilen İtirazlar

İslam tarihi içinde sünneti kaynak olarak kabul etmeyip inkar eden herhangi bir mezhep mevcut olmamıştır. Sünnetin şer’î delillerden olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir. Ancak sünneti prensip olarak kabul etmekle beraber, onun yazılı belgeleri demek olan hadislere yer yer itiraz eden kişi ve gruplara rastlanagelmiştir. Bu itirazlara gerekçe olarak da Kur’an-ı Kerîm’in ön plana çıkarıldığı görülmektedir. […]

Daha fazla oku