İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
17:53 - 10 Nisan 2017
Birinci Misal: Bil ki, bedenin tamamı bir ülke gibidir. Göğüs onun kalesi, gönül köşkü, kalb tahtı; ruh hükümdarı, akıl veziri; şehvet o beldeye nimetleri celbeden en büyük görevli, memur; gazab devamlı dövme ve terbiye etmekle meşgul olan seyis; duyu organları ise, onun gözcüleri; diğer kuvvetler ise, hizmetçiler, işçiler ve sanatkârlar gibidirler. Şeytan, işte bu beldenin, […]
Arif
23:14 - 7 Nisan 2017
1 Yorum
Buna göre, şayet, “Takva, amel ye ilimden daha kıymetlidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) “Bir tek fakîh, şeytan için, bin âbidden daha çetindir…”(Tirmizi..) buyurmuştur..” denilirse, biz deriz ki: Takva, ilmin meyvesidir. Çünkü Cenâb-ı Hak, “Allah’ı hakkıyla ancak, O’nun alim kulları tazim eder…” (Fatır, 18) buyurmuştur. Şu halde takva, ancak âlim için söz konusudur. O halde,, müttakî […]
Arif
23:09 - 7 Nisan 2017
0 Yorumlar
..Allah Teâlâ, “Bir fasık, size bir haber getirirse, onu araştırın”yani “inceden inceye araştırın, açın çözün” buyurunca, bunun peşinden, “Hem bilin ki içinizde Allah’ın peygamberi var”(Hucurat,7) buyurmuştur ki bu, “Bu meseleyi ve hususu, Peygamber (s.a.s)’e müracaat etmek suretiyle çözmeniz, sizin için daha kolaydır. Çünkü o, aranızda bir açıklayıcı ve bir mûrşiddir” manasına olup, tıpkı, bir hocanın […]
Arif
16:31 - 6 Nisan 2017
0 Yorumlar
İhsan Şenocak Giriş Tartışılan bir konuda doğruyu ortaya çıkarmak için karşılıklı konuşmaya“Münazara”, taraflardan her birine de “Münazır” denir. Hasmını susturmak için yapılan mübahaseye ise “Cedel”, taraflardan her birine de“Mücadil” adı verilir. Mücadilin amacı her nasıl olursa olsun konuştuğu kişiyi susturmaktır. Bu yüzden onun ameliyesi, bilgi edinme yollarından kabul edilmez. Fakat münazırın gayesi, sadece gerçeği […]
Arif
16:13 - 6 Nisan 2017
0 Yorumlar
Tarihselcilik ya da Katolisizmi Olmayan Kuran-ı Mübin’in Protestanca Okunuşu Kur’an’ın, lâfzını devre dışı bırakarak ‘evrensel’ duruşunu ihlâl eden tarihselcilik kavram olarak İslam’ın ve genel manada dinin dışında doğmuştur. Kökleri Eski Yunan’a kadar uzanan felsefi bir gelenekten gelmektedir. Yazar: İhsan Şenocak İçindekiler 1- Mukaddime 2- Batıda Tarihselcilik 3- Bizde Tarihselcilik ya da Mutlak Doğruyu Mutlak Yanlış […]
Arif
15:29 - 6 Nisan 2017
0 Yorumlar
Birinci Nev: Birinci kısma, yani Allah’a iman meselesine gelince, bil ki bu husus, şu beş hususu kapsar: Cenâb-ı Hakk’ın zatını, sıfatlarını, fiillerini, hükümlerini ve isimlerini tanıyıp bilmek… Hak Teâlâ’nın zâtını bilmek, kişinin Allah’ın varlığını, kıdemini ve bekasını bilmesi demektir. Allah’ın sıfatlarını bilme ise, iki çeşittir: 1) Kendisini tenzih etmek, gerekli olan hususları bilmek. Bu da, […]
Arif
12:54 - 6 Nisan 2017
0 Yorumlar
Alimler, bu hesaba çekilmenin nasıl olacağı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bu cümleden olarak bazıları, “Allah Teâlâ bizzat kendisi, tek bir defada mahlûkatı hesaba çeker ve O’nu, bir söz, diğer sözleri duymaktan alıkoymaz..” derlerken, bazıları da “Hayır, aksine Cenâb-ı Hak, meleklere emreder, bunun üzerine de her bir melek, O’nun kullarından her birini hesaba çeker.. Çünkü, Allah’ın bizzat […]
Arif
12:48 - 6 Nisan 2017
0 Yorumlar
“Dünya hayatı bir oyundan, bir oyalanmadan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, sakınacaklar için elbet daha hayırlıdır. Halâ düşünmüyor musunuz?” (En’âm, 32). Bu âyette birkaç mesele vardır: Birinci Mesele Bil ki, öldükten sonra dirilmeyi ve Kıyameti inkâr edenlerin, dünyaya olan arzulan, onun lezzetlerini elde etme istekleri büyük olur. İşte bu sebeple, Allah Teâiâ, dünyanın […]
Arif
12:36 - 6 Nisan 2017
0 Yorumlar
(”Hamd Allah’a mahsustur”) Bundan maksad şudur: Hak Teâlâ, hamdetmeyi emredip, insanların akıllarında da hamdetmenin ancak bir nimet mukabilinde güzel olacağı fikri yerleşince, işte bundan dolayı bu emir, mükellefiyeti, Allah’ın kendisine vermiş olduğu çeşitli nimetler hakkında düşünmeye sevkeder. Sonra o nimetin zikredilmesiyle, şu iki şerefli maksada istidlal edilebilir: a) Bu nimetler yok iken, sonradan var olmuşlardır. […]
Arif
12:09 - 6 Nisan 2017
0 Yorumlar
Birinci Bahis: Cenâb-ı Hakk’ın, Cum’a gününde böyle bir mükellefiyeti meşru kılışının hikmeti nedir? Biz deriz ki, Kaffâl şöyle der: “Allah Teâlâ, mahlûkatı yarattı, böylece onları yokluk aleminden varlık âlemine çıkardı. Derken onları, cansız, büyüyüp gelişen (bitki) ve hayvanlar olarak kısımlara ayırdı. Derken, cansızların dışında kalanlar da, muhtelif çeşitlere ayrıldı. Meselâ, hayvanlar (behâim), melekler, cin ve […]

0 Yorumlar