Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
00:23 - 17 Mayıs 2015
İnsan maddî gıdasının iyisine, kötüsüne nasıl dikkat ederse, manevi gıdası demek olan fikir bilgilerinin sağlam ve bozuk olanına da öylece dikkat etmelidir. Aldıklarını, bulduklarını midelerine dolduran oburlar sonunda oburluk hastalığıyla hasta, ve bunun da neticesi olarak nasıl dayanılmaz acılara duçar olurlarsa, her gördüklerini ve her işittiklerini, kıtık yastık doldurur gibi kafalarına dolduranlar da sonunda o […]
Arif
22:16 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Evet, biz ruhun varlığını ve onun bir cevher olduğunu hususî ve takribi delillerle ispat etmiştik. Bu husustaki hususî delili şöyle açıklayabiliriz: Malumdur ki ruhun zâtı zâtından ayrılmaz. Allah’ın yarattığı bir varlık bu özelliğe sahip olduğuna göre, herşeyin kendisiyle varlığa kavuştuğu Allah’ın zâtınınzâtından ayrılması düşünülebilir mi? Muhakkak ki zâtı hakikat cihetiyle her sabit mtttefiktir, birdir ve […]
Arif
22:04 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Marifetler farklı olup, derece derecedir. Herkes Allah’ı aynı derecede ve aynı kuvvette bilemez. O halde tecelli de farklı farklıdır. . Marifete nisbetle tecellînin farkı; tohuma nisbetle bitkinin farklı oluşuna benzer. Şüphesiz tohumun az veya çok oluşuna, kuvvetlililiğine zayıflığına, iyi veya kötü oluşuna göre mahsul de az veya çok, kuvvetli veya zayıf, iyi ya da kötü […]
Arif
21:58 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Ruh bedenden ayrıldıktan sonra: Eğer dünyada bir hak veya bir bâtıl kesbetmemiş ise kurtulanlardandır. O, ne azap görür, ne de nimetlere garkolur. Sâbîler ve deliler bu gruptandır. Eğer vehmi, fasit ve hakka zıt olan inançlara saplanmış, ayrıca şeriate muhalif ameller işlemiş ise o, elem verici bir azabın içindedir. Eğer yakinî delillere istinad etmemekle birlikte hak […]
Arif
21:54 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Hakikî saadet, ancak ruhun amelî yönünün ıslahı ile mümkündür. Nitekim: “Kelime-i tayyîbe ancak O’na yükselir, âmel-i salih onu ref eder” buyurulmuştur. Şimdi bir açıklama yapmak istiyor ve diyoruz ki: Ahlâk öyle bir melekedir ki, onunla ruhtan, endişe ve düşüncesiz bir şekilde fiiller kolaylıkla sadır olur. Mahmud olan ahlâk, mezmum olan iki taraf (ifrat ve tefrit) […]
Arif
21:51 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Birinci Misal: İnsan ruhunun bedendeki misâli valinin şehirdeki misâline benzer. Çünkü beden ruhun hem memleketi, hem âlemi, hem karargâhı, hem de şehridir. Bedenin kuvvetleri ve azalan ise sanatkârlar ve işçiler mesabesindedir. Kuvve-i akliyye-i müfekkire ruh için nasihat eden bir müşteşâr, akıllı bir vezir gibidir. Şehvet, şehre yemek taşıyan kötü bir köleye benzer. Gazab ve hamiyet […]
Arif
21:46 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Nefs fıtraten ilimlere istidadlı olarak yaratılmıştır. Onda ilimler tedricen hasıl olur. O halde, nefsin, fikir ve hayal güçlerini kullanarak o kuvvetlerden faydalanması gerekir. İbadetlerin nefsi tenvir etmesi, masiyetlerin de karartması hususuna gelince; nefsin, saadeti ve cevherinin kemâli, yüzünü hakka yöneltip, hislerinden yüz çevirmesine ve Allah’ın mukaddes yolunda dâim olmasına bağlıdır. Onu bu yoldan men eden […]
Arif
21:40 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Şecaat Şecâat itidal üzere olursa atılganlık ve çekingenlik yerli yerinde meydana gelir. İşte Övülen ve güzel ahlâk budur. “Kafirlere karşı şiddetli, birbirine karşı merhametlidirler.’’âyetiyle anlatılmak istenilen bu hakikattir. Şiddet ve merhamet her yerde ve her zaman iyi değildir. Bilakis iyi ve güzel olan, aklın ve şeriatın ölçülerine uygun olandır. Bir kişi kendini kritik ettiğinde kendisinin […]
Arif
21:31 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Tahayyul Kuvveti ….Enbiyanın hayali mahsusattan makulata ait mânâları görür. Meselâ Peygamberimizin (s.a.v.), Allah yolunda cihad ederken elleri kesilmiş bir şahsın yanlarında iki kanat oluştuğunu, o kimsenin bu kanatlarla cennete uçtuğunu görmesi; yine Allah yolunda öldürülmüş bir şahsın diri ve ayakta olduğunu, rahat ve huzur içinde Allah-u Tealâ’nın fazlıyla verdiklerinden rızıklanmakta olduğunu görmesi bu şekildedir. Aynı şekilde […]
Arif
17:24 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Pozitivist felsefeye göre; bir laboratuvar tecrübesinde duyu organları tarafından müşâhede edilemeyen hiçbir şeyin hakîkati yoktur. Dolayısıyla hakîkat, sadece laboratuvar tecrübesiyle ispatlanabilen ve beş duyu ile kontrol edilebilen keyfiyetlere mahsustur. İslâm ise beş duyunun idrakten âciz kaldığı “gayb”a da îmânı emrettiğinden, onun en büyük hasmı pozitivist felsefelerdir. Dînin mücerred hakîkatlerini reddeden bütün materyalist felsefelerin görüşleri “pozitivizm”e […]

0 Yorumlar