Kalbin Bedendeki Durumunun Misallerle İzahı

Birinci Misal: İnsan ruhunun bedendeki misâli valinin şehirdeki misâline ben­zer. Çünkü beden ruhun hem memleketi, hem âlemi, hem ka­rargâhı, hem de şehridir. Bedenin kuvvetleri ve azalan ise sa­natkârlar ve işçiler mesabesindedir. Kuvve-i akliyye-i müfekkire ruh için nasihat eden bir müşteşâr, akıllı bir vezir gibidir. Şehvet, şehre yemek taşıyan kötü bir köleye benzer. Gazab ve hamiyet […]

Daha fazla oku
Nefsin Allaha Yakınlığı Ne ile Olur ?

Nefs fıtraten ilimlere istidadlı olarak yaratılmış­tır. Onda ilimler tedricen hasıl olur. O halde, nefsin, fikir ve hayal güçlerini kullanarak o kuvvetlerden faydalanması gerekir. İbadetlerin nefsi tenvir etmesi, masiyetlerin de karartması hu­susuna gelince; nefsin, saadeti ve cevherinin kemâli, yüzünü hakka yöneltip, hislerinden yüz çevirmesine ve Allah’ın mukaddes yolun­da dâim olmasına bağlıdır. Onu bu yoldan men eden […]

Daha fazla oku
Şecaat,İffet ve Adalet

Şecaat Şecâat itidal üzere olursa atılganlık ve çekingenlik yerli yerinde meydana gelir. İşte Övülen ve güzel ahlâk budur. “Kafirlere karşı şiddetli, birbirine karşı merhametlidirler.’’âyetiyle anlatılmak is­tenilen bu hakikattir. Şiddet ve merhamet her yerde ve her zaman iyi değildir. Bilakis iyi ve güzel olan, aklın ve şeriatın ölçülerine uygun olandır. Bir kişi kendini kritik ettiğinde kendisinin […]

Daha fazla oku
Tahayyul Kuvveti ve Şehvet Kuvveti

Tahayyul Kuvveti ….Enbiyanın hayali mahsusattan makulata ait mânâları görür. Meselâ Peygamberimizin (s.a.v.), Allah yolunda cihad ederken elle­ri kesilmiş bir şahsın yanlarında iki kanat oluştuğunu, o kimsenin bu kanatlarla cennete uçtuğunu görmesi; yine Allah yolunda öldü­rülmüş bir şahsın diri ve ayakta olduğunu, rahat ve huzur içinde Allah-u Tealâ’nın fazlıyla verdiklerinden rızıklanmakta olduğunu görmesi bu şekildedir. Aynı şekilde […]

Daha fazla oku
İslam’ın En Büyük Düşmanı:Pozitivizm

Pozitivist felsefeye göre; bir laboratuvar tecrübesinde duyu organları tarafından müşâhede edilemeyen hiçbir şeyin hakîkati yoktur. Dolayısıyla hakîkat, sadece laboratuvar tecrübesiyle ispatlanabilen ve beş duyu ile kontrol edilebilen keyfiyetlere mahsustur. İslâm ise beş duyunun idrakten âciz kaldığı “gayb”a da îmânı emrettiğinden, onun en büyük hasmı pozitivist felsefelerdir. Dînin mücerred hakîkatlerini reddeden bütün materyalist felsefelerin görüşleri “pozitivizm”e […]

Daha fazla oku
Allah, Eşyayı Kaderi ve Kazasına Bağlamıştır…

Ebû Hanîfe,el  Fıkhu’l-ekber’de dedi ki: Allah, eşyayı kaderi ve kazasına bağlamıştır. Dünya ve ahirette her şey O’nun dilemesi, ilmi, kaza ve kaderi ile olur. Ebû Hanife, Ebû Yusuftan rivayette Yüce Allah’ın: “Biz herşeyi bir kader ile yarattık”1 kelâmı için şöyle demiştir: Alemde bulunan her şey bu kaderin içindedir. Ebû Hanife el-Fıkhu’l-ebsat’ta dedi ki: Cenab-ı Hak […]

Daha fazla oku
Kulların Fiillerinin Yaratılması

Ebû Hanîfe el-Vasiyye’de dedi ki: Kul, fiilleri, ikrarı ve bilgisi ile beraber yaratılmıştır. Fail yaratılmış olunca, fiilleri haydi haydi yaratılmıştır. Ebû Hanîfe el-Fıkhu’l-ekber’de dedi ki: Allah yarattıklarından hiçbirini küfür ve imana icbar etmedi; hiçbir kimseyi mümin veya kafir olarak da yaratmadı. Sadece onları şahıslar olarak yarattı. İman ve küfür kulların fiilidir. Allah, kulları küfür ve […]

Daha fazla oku
Günah İşleyenlere Şefaat Edileceği

Ebû Hanîfe el-Fıkhu’l-ekber’de dedi ki: Peygamberlerin a.s şefaati haktır. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) şefaati ise günahkâr müminlere; onlardan büyük günah işleyen ve cezayı hak edenleredir. Ebû Hanife İmam Muhammed, Belhî, İbnu’l-Muzaffer ve Harisinin rivayetlerinde dedi ki: Bana Nuh b. Kaya, Yezid er- Sakkaşî den, o da Enes’ten Hz. Peygambere: “Ey Allah’ın Elçisi! Kıyamet günü kimlere […]

Daha fazla oku
Kabir Azabı ve Münker-Nekir

Ebû Hanîfe el-Fıkhu’l-ekber’de dedi ki;Kabirde ruhun kula iade edilmesi, kabrin sıkıştırması ve azabı bütün kafirler ve müslümanlardan günahkâr olanların bir kısmı için haktır, mümkündür ve vakidir. Ebû Hanîfe el-Vasiyye’de dedi ki: Hakkında hadisler bulunması dolayısıyla kabirde, Münker ve Nekir’in sualleri hak ve vakidir. el-Fıkbul-ebsat’ta ise şöyle dedi: Kim kabir azabını tanımıyorum, derse o, helâk olacak […]

Daha fazla oku
Mi’racı Nasıl Anlamalı ve Mi’rac Gecesinde Neler Yapılmalıdır ?

Çağımızda, Mi’rac’ı en iyi anlatan, Mi’rac’la ilgili en zor sorulara en ikna edici tarzda cevap verenlerden biri ve birincisi hiç şüphesiz çağın düşünürü Bediüzzaman Said Nursî’dir. Bu davamızın doğruluğunu anlamak isteyenleri, onun Sözler adlı kitabındaki 31. Sözle, Mektûbat adlı kitabındaki 24. Mektubun İkinci Zeylini okumaya davet ediyoruz. Bediüzzaman’ın izahının, araştırmacılar tarafından hüsn-ü kabul görmesinin ve […]

Daha fazla oku