İbadetlerin Yegane Gaye ve Hedefi Nedir ?

İbadetlerin (Namaz,oruç, Zekât, Sadaka, Kurban vs. olarak) bütünüyle yegâne gaye ve hedefi, fertleri ayrı ayrı toplum menfaatine yöneltmek ve böylece cemiyet içinde rahat ve huzuru, refah ve saadeti sağlamak suretiyle cemiyeti kalkındırmak ve güçlendirmektir. İbadetlerin bu gaye ve hedefi, İslâm’da bir çok Ayet-i Kerîme, Hadîs-i Şerif ve İslâm Büyüklerin sözlerinde dile gelmiştir. Bu emir ye […]

Daha fazla oku
İslamın Zaman Mefhumu

İbadetler umumiyetle 1-Zaman, 2-Mekân olmak üzere iki buudda gerçekleşir. Bununla beraber, bir çok ibadetlerde mekânın şart olmamasına karşılık, istisnasız bütün ibadetler zamanla mukayyettir. Başka bir ifadeyle, bir çok ibadetler “Mekân” ile sınırlandınlmadığı halde, istisnasız bütün ibadetler “Zaman” ile sınırlandırılmıştır. Hac müssesesinden başka bütün ibadetlerde “Mekân”, “Zaman” dan sonra gelmiş, daima ikinci planda kalmıştır. Hatta “Oruç” […]

Daha fazla oku
Niyet

Kulun niyeti bakımından bir kimsenin, Islâm’dan ve dolayısıyla de ibadetlerden tam bir fayda sağlayabilmesi için “gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım” ifadesine tıpatıp uyması fazlasıyla yetecektir. Bunun ötesinde hiçbir zaman, hiçbir şekilde, hiçbir ihtiyaç baş göstermeyecektir.. Fakat bu müslümanın, kendisine ilaç verilen bir kimsenin itimad ve itaat dolu ruh haline benzer bir teslimiyet içinde bulunması şartıyla. Eğer […]

Daha fazla oku
Ruhun Sırr’a Üflenmesi

(Kalbin Sağ ve Soldan Payı: Gaybî Bakımdan Sağ ve Sol) Hak  kulun sırrına tecelli ettiğinde, onu bütün sırlara sahip yapar, hürler’in içine katar, o kul sağ el yönünden zati tasarruf sahibi olur. Çünkü sol elin değeri, dolaylı sağ elin şerefi doğrudandır. Ardından alt anlamlara inebilirsin: Sağ elin değeri hitaba,sol elin değeri tecelliye bağlıdır, insanın şerefi, […]

Daha fazla oku
Beş Duyu ve Gerçekte İdrak Ettikleri Şeyler

(İnsanın bilme yetisi hakkında) vardığımız görüşü, insanın bütün bildiklerini beş gücünden birisiyle algılaması destekler: Birincisi, duyu gücüdür ki, beş kısma ayrılır: Koklamak, tatmak, dokunmak, işitmek ve görmek. Göz, belirli bir yakınlık ve uzaklıktaki renkleri, değişmeleri ve şahısları algılar. Gözün bir mil uzaklıktan algıladığı şey, iki mil uzaktan algıladığından farklı olduğu gibi yirmi kulaç uzaktan algıladığı şey […]

Daha fazla oku
Peygamberimizden (a.s.m) nakledilenlerin kaynağı

Bismillahirrahmanirrahim ÜÇÜNCÜ ESAS: Naklolunan haberler, eğer tevatür suretinde olsa, kat’îdir. Tevatür iki kısımdır: Biri sarih tevatür, biri mânevî tevatürdür. Mânevî tevatür de iki kısımdır.(Haşiye) Biri sükûtîdir. Yani, sükût ile kabul gösterilmiş. Meselâ, bir cemaat içinde bir adam, o cemaatin nazarı altında bir hâdiseyi haber verse, cemaat onu tekzip etmezse, sükûtla mukabele etse, kabul etmiş gibi […]

Daha fazla oku
İbn Arabi-Futuhat-ı Mekkiyye,cild:18 ‘de Geçen Tavsiyeler-Nasihatler

Büyük cihada girişmen gerekir! Büyük cihat en büyük düşmanın olan arzularınla (heva) cihattır.Arzu gücü aynı zamanda seni takip eden ve en yakın düşmanındır, O güç içindedir. Allah şöyle buyurur: ‘Ey iman edenleri Sizi takip eden kâfirlerle savaşın’ Senin yanında nef­sinden daha kâfir bir şey yoktur. Nefis her nefes Allah’ın kendisine göndermiş olduğu nimetleri inkâr eder. Onunla […]

Daha fazla oku
Nefsin İlk Fıtrat Üzre Bulunması

Nefs, ilk fıtratı üzerine bulunursa, kendisine gelen şeyleri kabule hazır bir vaziyette olur, üzerine gelen hayır veya şer onun tabiatı haline gelir. Bunun için Peygamber (s.a.) “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne ve babası onu Yahudi veya Hıristiyan veyahut Mecusî yaparlar” buyurmuştur. İki huydan biri hangi ölçüde daha evvel nefse gelir ve yerleşirse, nefs […]

Daha fazla oku
Keramet

Alemde (kerametle) tasarruf etme ve gaybı bilme nevinden olmak üzere muta­savvıflar için hasıl olan hususlar, bizzat değil, bilarazdır, (tesadüfen ve kazaradır, occidental). Bu durum, işin başında kastolunmuş değildir. Çünkü gaybı bilme ve kâinatta tasarrufta bulunma hususu kast olunsa, ona yönelmek, Allah’tan başkasına teveccüh etmek olurdu. Bu ise eşyada tasarrufta bulunmayı ve gayba vakıf olmayı gaye […]

Daha fazla oku
Nefsin İdrak Kuvvetleri

‘Şimdi’ de nefsin idrâk kuvvetini görelim: İdrak kuvvetleri, bir tertibdahilinde kademe kademe en yüksek idrak kuvveti olan ve (kuvve-i) nâtıka denilen müfekkire kuvvetine kadar yükselir. Buna göre zahirdeki his kuvvetleri ve idrak halleri görme, işitme ve benzeri duyu organları vasıtasiyle bâtına çıkar. Bâtınî his ve idrâk organ­larının ilki “müşterek his”tir(commun sense). Bu, görülmüş, işitilmiş, dokunulmuş […]

Daha fazla oku