İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
02:08 - 17 Mayıs 2015
Ey din kardeşlerim! Ve imanda yakini isteyen dostlarım! İnsanlar derler: İnsan vefat edince, mahlûkatla alakası kesilir. Bu umumi kaide iki açıdan tahsis edilmiştir: Birincisi, eğer amel-i sâlih kalırsa, bu duaya vesile olur. Duanın da Allah katında bitmeyen izleri vardır. İkincisi ise, çocukların terbiyesi ve mazlumların hakkı da alakayı devam ettiren hususlardır. “Birinci husus için derim […]
Arif
00:45 - 17 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Kaza ve kader inancı pek büyük bir hikmet taşır. Meselâ bir müslüman «Ne yapalım kader böyle imiş» der! Bu söz yanlış bir söz müdür? Hâşâ pek doğru, pek haklı bir sözdür. Yalnız müslümanlar değil; her millet bu inançtadır. Müslümanlar bu nakaratı tekrar ederler, fakat nerede biliyor musunuz? Bir emri vâki karşısında! Her hangi bir şey […]
Arif
00:42 - 17 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Azizim, insan bu görülen ve algılanan heykelden ibaret değildir. Ruh denilen İlâhi sırdan ibarettir. Nefse hakim ol ve onun faziletlerini tamamlayıp geliştir. Çünkü sen bedeninle değil ruhunla insansın, İnsanın nefsinin şuuruna sahip olması ilk olarak kabul edilmesi gereken apaçık hakikatlardandır. Yani bütün mülâhazalardan, bütün düşüncelerden önce gelir. İnsanın (Burada insandan maksat ruhtur) kendi varlığını inkâr […]
Arif
00:32 - 17 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Bilinen gezegenlerden birinin, hâli hazırı ile meselâ Güneş manzumesinden ayrılması farz edilecek olsa, aceba o gezegenin hali ne olur? Kendisinde tecelli eden feyiz ve gelişmeden eser kalır mı? Ne gezer… Derhal feyiz nuru, hayat fışkıran nuru, kemâli yok olmaya yüz tutar. İşte İnsan da tıpkı böyledir. Peygamberlik Güneşinden aldığı feyiz ve nurdan uzaklaşmaya ve ayrılmaya […]
Arif
00:28 - 17 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Yalnız bir imandan dahi sayısız belirtiler ve alâmetler zuhur eder. İş onu elde etmekte. Hatta Peygamber Efendimiz Hazretleri hadislerinden birinde şöyle buyururlar : Bir adam Cenâb-ı Ha k’a karşı kırk gün ihlâs üzere ibadette bulunsa o ihlâsın feyzi kalbini kaplar, kalbinde hikmet pınarlarının sulan da dilinden akar. Bu hadis-i şerifin yüksek mânası pek geniş, pek […]
Arif
00:23 - 17 Mayıs 2015
0 Yorumlar
İnsan maddî gıdasının iyisine, kötüsüne nasıl dikkat ederse, manevi gıdası demek olan fikir bilgilerinin sağlam ve bozuk olanına da öylece dikkat etmelidir. Aldıklarını, bulduklarını midelerine dolduran oburlar sonunda oburluk hastalığıyla hasta, ve bunun da neticesi olarak nasıl dayanılmaz acılara duçar olurlarsa, her gördüklerini ve her işittiklerini, kıtık yastık doldurur gibi kafalarına dolduranlar da sonunda o […]
Arif
22:16 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Evet, biz ruhun varlığını ve onun bir cevher olduğunu hususî ve takribi delillerle ispat etmiştik. Bu husustaki hususî delili şöyle açıklayabiliriz: Malumdur ki ruhun zâtı zâtından ayrılmaz. Allah’ın yarattığı bir varlık bu özelliğe sahip olduğuna göre, herşeyin kendisiyle varlığa kavuştuğu Allah’ın zâtınınzâtından ayrılması düşünülebilir mi? Muhakkak ki zâtı hakikat cihetiyle her sabit mtttefiktir, birdir ve […]
Arif
22:04 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Marifetler farklı olup, derece derecedir. Herkes Allah’ı aynı derecede ve aynı kuvvette bilemez. O halde tecelli de farklı farklıdır. . Marifete nisbetle tecellînin farkı; tohuma nisbetle bitkinin farklı oluşuna benzer. Şüphesiz tohumun az veya çok oluşuna, kuvvetlililiğine zayıflığına, iyi veya kötü oluşuna göre mahsul de az veya çok, kuvvetli veya zayıf, iyi ya da kötü […]
Arif
21:58 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Ruh bedenden ayrıldıktan sonra: Eğer dünyada bir hak veya bir bâtıl kesbetmemiş ise kurtulanlardandır. O, ne azap görür, ne de nimetlere garkolur. Sâbîler ve deliler bu gruptandır. Eğer vehmi, fasit ve hakka zıt olan inançlara saplanmış, ayrıca şeriate muhalif ameller işlemiş ise o, elem verici bir azabın içindedir. Eğer yakinî delillere istinad etmemekle birlikte hak […]
Arif
21:54 - 16 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Hakikî saadet, ancak ruhun amelî yönünün ıslahı ile mümkündür. Nitekim: “Kelime-i tayyîbe ancak O’na yükselir, âmel-i salih onu ref eder” buyurulmuştur. Şimdi bir açıklama yapmak istiyor ve diyoruz ki: Ahlâk öyle bir melekedir ki, onunla ruhtan, endişe ve düşüncesiz bir şekilde fiiller kolaylıkla sadır olur. Mahmud olan ahlâk, mezmum olan iki taraf (ifrat ve tefrit) […]

0 Yorumlar