İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
01:10 - 27 Mayıs 2015
Bismillahirrahmanirrahim ÜÇÜNCÜ ESAS: Naklolunan haberler, eğer tevatür suretinde olsa, kat’îdir. Tevatür iki kısımdır: Biri sarih tevatür, biri mânevî tevatürdür. Mânevî tevatür de iki kısımdır.(Haşiye) Biri sükûtîdir. Yani, sükût ile kabul gösterilmiş. Meselâ, bir cemaat içinde bir adam, o cemaatin nazarı altında bir hâdiseyi haber verse, cemaat onu tekzip etmezse, sükûtla mukabele etse, kabul etmiş gibi […]
Arif
19:49 - 24 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Büyük cihada girişmen gerekir! Büyük cihat en büyük düşmanın olan arzularınla (heva) cihattır.Arzu gücü aynı zamanda seni takip eden ve en yakın düşmanındır, O güç içindedir. Allah şöyle buyurur: ‘Ey iman edenleri Sizi takip eden kâfirlerle savaşın’ Senin yanında nefsinden daha kâfir bir şey yoktur. Nefis her nefes Allah’ın kendisine göndermiş olduğu nimetleri inkâr eder. Onunla […]
Arif
14:09 - 23 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Nefs, ilk fıtratı üzerine bulunursa, kendisine gelen şeyleri kabule hazır bir vaziyette olur, üzerine gelen hayır veya şer onun tabiatı haline gelir. Bunun için Peygamber (s.a.) “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne ve babası onu Yahudi veya Hıristiyan veyahut Mecusî yaparlar” buyurmuştur. İki huydan biri hangi ölçüde daha evvel nefse gelir ve yerleşirse, nefs […]
Arif
14:07 - 23 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Alemde (kerametle) tasarruf etme ve gaybı bilme nevinden olmak üzere mutasavvıflar için hasıl olan hususlar, bizzat değil, bilarazdır, (tesadüfen ve kazaradır, occidental). Bu durum, işin başında kastolunmuş değildir. Çünkü gaybı bilme ve kâinatta tasarrufta bulunma hususu kast olunsa, ona yönelmek, Allah’tan başkasına teveccüh etmek olurdu. Bu ise eşyada tasarrufta bulunmayı ve gayba vakıf olmayı gaye […]
Arif
14:04 - 23 Mayıs 2015
0 Yorumlar
‘Şimdi’ de nefsin idrâk kuvvetini görelim: İdrak kuvvetleri, bir tertibdahilinde kademe kademe en yüksek idrak kuvveti olan ve (kuvve-i) nâtıka denilen müfekkire kuvvetine kadar yükselir. Buna göre zahirdeki his kuvvetleri ve idrak halleri görme, işitme ve benzeri duyu organları vasıtasiyle bâtına çıkar. Bâtınî his ve idrâk organlarının ilki “müşterek his”tir(commun sense). Bu, görülmüş, işitilmiş, dokunulmuş […]
Arif
13:35 - 23 Mayıs 2015
0 Yorumlar
‘Asabiyetin gereği olarak Hz.Ali ile Hz. Muaviye arasında fitne hadisesi vukua gelince, bu hususta da sahabe içtihatlarına göre hak ve doğru olan bir yol tutmuştu. Bazı kuruntulu kimselerin vehim ve mülhidlerin meylettikleri gibi yaptıkları muharebelerin sebebi dünyevî garaz ve maksat veya bâtılı tercih veya intikam hissi değildi, sadece hak olanın ne olduğu hususunda içtihatları değişiklik […]
Arif
22:51 - 22 Mayıs 2015
0 Yorumlar
RAHMET AYI RAMAZAN Selman-ı Farisi Radiyallâhu Anh anlatıyor: Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem Şaban ayının son gününde bize okuduğu bir hutbede şöyle buyurdu: “Ey insanlar, büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi.” “Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.” “Allah o mübarek ayın gündüzlerinde […]
Arif
13:34 - 22 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Kabilelerin mezellet içinde kalmalarını gerektiren borçların ve vergilerin meselesini de bu bölüme katmak icab etmektedir. Şüphesiz ki (ağır vergi, resim, haraç ve cizye gibi) borç altında bulunan kabileler, bu hususta mezellete razı olmadıkça söz- konusu vergileri elleriyle vermeyi kabullenmezler. Zira borç ve vergilerde haksızlık ve zillet vardır. İzzet-i nefs sahibi olanlar böyle bir yükün altına […]
Arif
02:27 - 22 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Kur’ân’da bulduğumuz İslam ne ise, sahih hadis mecmualarında bulduğumuz İslam da aynıdır, Bu İkisi arsında hiçbir fark yoktur; bu hakikat, tefsir ve hadis ilimleriyle hakkıyla uğraşan âlimlerin malumudur. Şurası da unutulmamalıdır ki, sahih hadis mecmua (arında tespit edilmiş Allah’ın Resulü’nün hayatı, hem Kur’ân’daki İslam’ı ortaya koymak, tavzih etmek, hem de Kur’ân’daki emirlerin uygulanabilirli-ğini ispat gibi […]
Arif
02:24 - 22 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Gerçekte bir Müslüman, Sünnet’i ve İcmâ’yı asla inkâr etmez. Ancak, İcmâ’yı inkâr eden iki kesimle karşı karşıyayız: birisi İslâm’ın hüviyetini parçalamak isteyen mülhid/zındık bir grup… Diğeri ise ehl-i İslâm arasında ittifak konusu olan sahih bilgiden bile yoksun toy, tecrübesiz, birikimsiz, kifayetsiz, reform heveslisi yeniyetmeler. Birinci grubu sapkınlıklarıyla baş başa bırakıyoruz. İkinci grupta- kilere ise bu […]

0 Yorumlar