Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
14:31 - 10 Haziran 2015
Tasavvuf bütünüyle cehd ve emekten ibarettir. Ona vurdumduymazlık ve tembellik karıştırmayın. Ruzbârî İnsan ile “İslam” arasına giren engellerin kaldırılarak, fertlerin fıtrî yapı ve yaratılışlarına en uygun nizama kavuşturulması cihad; insan ile “ihsan” arasındaki maniaların bertaraf edilerek, müminlerin kâmil bir iman ile şuurlu bir hayat yaşamalarını temin etmek de “tasavvuf”tur. Bunlar Cenab-ı Hakk’ın cihad emr-i celilinin […]
Arif
23:46 - 8 Haziran 2015
0 Yorumlar
İmam Ebû Abdullah Ahmed bin Muhammed Ibni Hanbei-i Şeybânî aslın Mervli’dir. Hicri yüzaltmış dört yılında (M. 780) Bağdad’da dünyaya geldi. Ikiyüz kırk bir (M. 855) de yine Bağdad’da vefât eyledi. Yetmiş yedi yıl yaşadı. Fıkıh ve hadîste, Zühd, vera’ ve İbâdette imam idi. (Din ve sünnetin imâm-ı mezhebin ve milletin öncüsü, ilim, amel ve […]
Arif
23:39 - 8 Haziran 2015
0 Yorumlar
İmam Ebû Abdullah Muhammed bin idris bin Abbâs ibni Osman bin Şafiî’ bin Sâib bin Ubeyd bin Abd-i Yezid bin Hâşim bin Muttalib İbni Abd-i Menâf Kureyşlidir. Dedesi Şâfi’ delikanlılığında Resûlullah (salla)- lahü aleyhi ve selem) ile görüşmüş, şerefli sohbetine kavuşmuştur. Onun babası Sâib (radıyalahü anh) Bedir günü islâma gelmiştir. Bu harbin başında Benî […]
Arif
23:35 - 8 Haziran 2015
0 Yorumlar
İmâm-ı Mâlik bin Enes bin Mâlik bin Amir-i Esbahidir. Künyesi Ebû Abdullahdır. Doksanbeş (m. 713) yılında tevellüd etti. Doksan dört, doksanüç, hattâ doksan yılında dünyaya geldi diyenler de vardır. Yüz yetmiş dokuz (m. 795) veya yetmiş sekiz yılında Medine-i münevverede vefat etti. Seksendört yıl yaşadı. Vâkidî der ki, vefâtında doksan yaşında idi. Medine-i münevverenin imâm […]
Arif
23:22 - 8 Haziran 2015
0 Yorumlar
Yezîd bin Hâruna; «Kişinin ne zaman fetvâ vermesi halâl olur? diye sorduklarında: «Ebû Hanîfe gibi olunca» buyurdu. Bu sözü sen mi söylüyorsun? dediler. «Ben ondan âlim ve vera’ sâhibi görmedim» dedi ve sonra, yukarıda geçen, alacaklısının duvarının gölgesinde serinlenmeme hikâyesini anlattı. İmâm, fıkıhda bir mes’elede takılsaydı, derhal istiğfâr ederdi ve: Elbette bir kusûr işledim, bu […]
Arif
23:11 - 8 Haziran 2015
0 Yorumlar
-Muhammed bin Mukatilden anlatılır: Bir kimse İmama:«Cenneti ümid etmiyen, Cehennemden korkmıyan, Alahü teâlâdan korkmıyan, ölü eti yiyen, rukû’suz ve secdesiz namaz kılan kimse hakkında ne dersiniz? diye sordu. Ve devâm edip, görmediği şeye şâhidlik eden, hak olan emre, ya’ni işe buğz eden, fitneyi seven kişi hakkında ne buyurursunuz? diye erz etti. Eshâbı bu suâli duyunca, böyle […]
Arif
22:41 - 8 Haziran 2015
0 Yorumlar
Hârun bin Satı, Imam-ı Şâfiiden anlatır: Ben Ebû Hanifeden fakıh bir kimse görmedim. Fıkıh öğrenmek, fakıh olmak istiyen, Ebû Hanifenin ve Eshâbının huzurunda bulunsun. Muhakkakki, bütün insanlar, fıkıhda,Ebû Hanifenin çoluk çocuğudurlar» buyurdu. Imâm-ı Şâfinin, ben ondan fakih kimse görmedim demekten maksadı, görmek anlamında olmayıp, ondan daha fakıh kimse bilmem demektir. Çünkü Şâfiî, İmamın vefatı […]
Arif
22:17 - 6 Haziran 2015
0 Yorumlar
1-İbn Mes’ûd anlatıyor: “Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: “Yeryüzünde haksız yere öldürülen bir insan yoktur ki kâtilin günahından bir misli, Hz. Âdem’in ilk oğluna (Kabil’e) gitmemiş olsun. Çünkü o, öldürmeyi sünnet kılan (haksız öldürme yolunu ilk açan)dır.’ (Buhârî, Diyât 2, Enbiyâ, 1, İ’tisam 15; Müslim, Kasâme, 27; Tirmizî, İlm, 14.) 2-“Her kim İslâm’da güzel bir […]
Arif
22:15 - 6 Haziran 2015
0 Yorumlar
Aşağıdaki hadîslerde Allâh, insanı niteleyen lafızlarla zikredilmiştir. Bu halleriyle hadîsler, “Onun benzeri hiçbir şey yoktur” şeklindeki âyete ters düşmektedir. Gerçekten bu hadîsler Allah’ı cisimleş- tirmekte, insana mı benzetmektedir? Konuyla alakalı pek çok örneği Tüm Yönleriyle Akaid Hadîsleri adlı çalışmamızda zikrettik ve yorumladık. Burada birkaç örnekle hadîslerin nasıl anlaşılacağını göreceğiz ancak şu ilke üzerinde ehemmiyetle durmak […]
Arif
22:13 - 6 Haziran 2015
0 Yorumlar
İmamlar Kureyş’tendir” (İbn Hanbel,Müsned,3)şeklindeki hadîsin şu âyetlere aykırı olduğu ileri sürülmektedir: “Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allâh katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. ” (Hucurât, 13) “Ey îmân edenler! Eğer küfrü îmâna tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve […]

0 Yorumlar