Marifetin Cevabını Beyan Eder

Alemin kutbu buyurur: Gönül büyük bir şehirdir.Noksan sıfatlardan uzak olan Yüce Allah, (yerden) arşa değin neyi yarattı ise o şehirde vardır ve o şehre sığar. Hem o büyük şehirde iki sultan vardır. Birisi Rahmânî, birisi Şeytanîdir. Rahmânî sultanın adı akıl, vekili îmândır, komutanı miskinliktir. Kalbin sağ tarafında yedi kale vardır. Her kalede Yüce Allah bir […]

Daha fazla oku
Marifetin Aslı

Şerîatın ilk makamı, iman getirmektir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “… Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe iman etmenizdir.”   Her kim ki imanın ten üzre olduğunu söylerse hatadır. Eğer can üzredir derse yine hatadır. O halde şöyle bilmek gerekir ki, arifler katında iman akıl üzredir. Ancak marifet gönül üzredir ve Allah’a gönülden şehâdet edip inanmazsa […]

Daha fazla oku
Şeytan’ın Halleri

  İkinci sultan şeytandır. Nefis ise şeytanın vekilidir. Komutanları ise kibir, hased, buhl (cimrilik) açgözlülük, öfke, kahkaha ve maskaralıktır. Sözü geçen bu yedi fiil muhafızlardır. Bundan dolayı kalbin sağ tarafında yedi kale vardır. Her kalede bir muhafız görevlendirilmiştir. Her bir muhafızın yüz bin komutanı vardır. Şimdi, hased ve buhul, dünyayı terk etmekle; bunların tamamı sabr […]

Daha fazla oku
Fazilet, Sevap ve Tövbe

Nur Suresi,31.Ayet Bil ki Hak Teâlâ bütün insanlara tövbe etmelerini bu­yurdu: Yani, her kim kurtulmayı ümit ediyorsa tövbe etsin. Resulallah (a.s.): “Her kim güneş batıdan doğmadan önce tövbe ederse tövbesi kabul edilir.” dedi. Resulallah (a.s.): “Pişman olmak tövbedir.” dedi. Resulallah (as): “Halkın yolu ve uğrağı olan meskenle­rin bulunduğu yerde bazı kimseler olur ki orada durarak […]

Daha fazla oku
Dilin Âfetleri

  Bil ki söz, dört kısımdır: Bir kısım vardır ki tamamı za­rardır. Bir kısım vardır ki bunda hem zarar hem yarar vardır. Bir kısım da vardır ki bunda ne yarar ne zarar vardır. Bunlar; fuzuli sözlerdir. Zaman kaybettirmesi, fuzuli sözlerin zararı için yeter. Dördüncü kısım odur ki yalnız yarardır, hiç zararı yoktur. Semin üç kısmı […]

Daha fazla oku
Selefilik Neyin Devamı

Yatağından ayrılan nehir suyu gibi, vahyin aydınlık yolundan uzaklaşan insan zihni de saf halini kaybeder. İdeolojiler mahşerine dönüşen zihnin, hakikati yanlışlardan ayıklayabilmesi, vahyi bozulmamış bir akılla okuması ile mümkündür. Peygamberler farklı renk, dil ve iklimlerin egemen olduğu zihinleri yanlışlardan ayıklayıp “hakikat” etrafında yek vucût olmaya çağırdılar. Her peygamber ümmetini Allah’a ve ahiret gününe iman etmeye […]

Daha fazla oku
İslâm Akılcı Mı?

İslâm’ın akılcı bir din olduğunu işitmek sanıyorum bazılarımızın hoşuna gidiyor. Fakat acaba böyle bir niteleme yerinde midir? Islâm bazılarımızın sandığı gibi “akılcı” bir din midir? “Akılcılığın” ne olduğu hususunda ortak bir anlayışa varmadan bu sorunun cevabını alamayız. İlkin “akla uygun” olanla “akılcılık” arasındaki sınırı belirlememiz gerekiyor. Çoğu kez, akla uygun olanla akılcılık arasında karıştırmalar yapıyoruz. […]

Daha fazla oku
Gerçek Özgürlük

“Nedir öyleyse özgürlük? Mücerret bir istiğna halinden başka ne olabilir? Allah ve Resulünden başka her şeye müstağni kalmaktan başka ne ile açıklayabiliriz özgürlüğü? Bir gaza için,varını yoğunu getiren, kendisine çocukları için ne bıraktığı sorulduğunda: “Allah’ı ve Resulünü bıraktım” cevabı alınan Hz. Ebu Bekir’dir özgür (hür) olan.   Kelime-i şahadet: Kişinin Allah ve Resulünden (İslâm) başkasından […]

Daha fazla oku
Rızık ve Rızkı Elde Etmenin Sebepleri

  Bu âyet-i kerimede kalbin rızık hususunda sebeplere taalluk etmesinin ca­iz olduğuna ve bunun tevekküle aykırı olmadığına delil vardır. Her ne ka­dar rızık takdir edilmiş ve Allah’ın emir ve paylaştırması yerini bulacak ise de, Allah rızkı hikmete mebni sebeplere bağlı kılmıştır. Böylelikle yüce Al­lah sebeplere taalluk eden kalpler ile rabblerin Rabbine tevekkül eden kalpleri birbirinden […]

Daha fazla oku
Ölümün Mahiyeti

Müslim’in, Enes b. Malik yoluyla gelen rivayetine göre, Rasulullah (sav) Bedir’de (müşriklerden) öldürülenleri üç gün terkettikten sonra onların bulundukları yerde ayakta olduğu halde onlara seslenip şöyle dedi: “Ey Ebu Ce-hil b. Hişam, Ey Ümeyye b. Halef, Ey Utbe b. Rabia, Ey Şeybe b. Rabia, Rabbinizin size va’dettiğini gerçek olarak buldunuz değil mi? Şüphesiz ki ben, […]

Daha fazla oku