Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
17:33 - 21 Haziran 2015
Alemin kutbu buyurur: Gönül büyük bir şehirdir.Noksan sıfatlardan uzak olan Yüce Allah, (yerden) arşa değin neyi yarattı ise o şehirde vardır ve o şehre sığar. Hem o büyük şehirde iki sultan vardır. Birisi Rahmânî, birisi Şeytanîdir. Rahmânî sultanın adı akıl, vekili îmândır, komutanı miskinliktir. Kalbin sağ tarafında yedi kale vardır. Her kalede Yüce Allah bir […]
Arif
17:19 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
Şerîatın ilk makamı, iman getirmektir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “… Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe iman etmenizdir.” Her kim ki imanın ten üzre olduğunu söylerse hatadır. Eğer can üzredir derse yine hatadır. O halde şöyle bilmek gerekir ki, arifler katında iman akıl üzredir. Ancak marifet gönül üzredir ve Allah’a gönülden şehâdet edip inanmazsa […]
Arif
17:11 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
İkinci sultan şeytandır. Nefis ise şeytanın vekilidir. Komutanları ise kibir, hased, buhl (cimrilik) açgözlülük, öfke, kahkaha ve maskaralıktır. Sözü geçen bu yedi fiil muhafızlardır. Bundan dolayı kalbin sağ tarafında yedi kale vardır. Her kalede bir muhafız görevlendirilmiştir. Her bir muhafızın yüz bin komutanı vardır. Şimdi, hased ve buhul, dünyayı terk etmekle; bunların tamamı sabr […]
Arif
16:41 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
Nur Suresi,31.Ayet Bil ki Hak Teâlâ bütün insanlara tövbe etmelerini buyurdu: Yani, her kim kurtulmayı ümit ediyorsa tövbe etsin. Resulallah (a.s.): “Her kim güneş batıdan doğmadan önce tövbe ederse tövbesi kabul edilir.” dedi. Resulallah (a.s.): “Pişman olmak tövbedir.” dedi. Resulallah (as): “Halkın yolu ve uğrağı olan meskenlerin bulunduğu yerde bazı kimseler olur ki orada durarak […]
Arif
16:30 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
Bil ki söz, dört kısımdır: Bir kısım vardır ki tamamı zarardır. Bir kısım vardır ki bunda hem zarar hem yarar vardır. Bir kısım da vardır ki bunda ne yarar ne zarar vardır. Bunlar; fuzuli sözlerdir. Zaman kaybettirmesi, fuzuli sözlerin zararı için yeter. Dördüncü kısım odur ki yalnız yarardır, hiç zararı yoktur. Semin üç kısmı […]
Arif
15:38 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
Yatağından ayrılan nehir suyu gibi, vahyin aydınlık yolundan uzaklaşan insan zihni de saf halini kaybeder. İdeolojiler mahşerine dönüşen zihnin, hakikati yanlışlardan ayıklayabilmesi, vahyi bozulmamış bir akılla okuması ile mümkündür. Peygamberler farklı renk, dil ve iklimlerin egemen olduğu zihinleri yanlışlardan ayıklayıp “hakikat” etrafında yek vucût olmaya çağırdılar. Her peygamber ümmetini Allah’a ve ahiret gününe iman etmeye […]
Arif
01:15 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
İslâm’ın akılcı bir din olduğunu işitmek sanıyorum bazılarımızın hoşuna gidiyor. Fakat acaba böyle bir niteleme yerinde midir? Islâm bazılarımızın sandığı gibi “akılcı” bir din midir? “Akılcılığın” ne olduğu hususunda ortak bir anlayışa varmadan bu sorunun cevabını alamayız. İlkin “akla uygun” olanla “akılcılık” arasındaki sınırı belirlememiz gerekiyor. Çoğu kez, akla uygun olanla akılcılık arasında karıştırmalar yapıyoruz. […]
Arif
01:12 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
“Nedir öyleyse özgürlük? Mücerret bir istiğna halinden başka ne olabilir? Allah ve Resulünden başka her şeye müstağni kalmaktan başka ne ile açıklayabiliriz özgürlüğü? Bir gaza için,varını yoğunu getiren, kendisine çocukları için ne bıraktığı sorulduğunda: “Allah’ı ve Resulünü bıraktım” cevabı alınan Hz. Ebu Bekir’dir özgür (hür) olan. Kelime-i şahadet: Kişinin Allah ve Resulünden (İslâm) başkasından […]
Arif
17:09 - 19 Haziran 2015
0 Yorumlar
Bu âyet-i kerimede kalbin rızık hususunda sebeplere taalluk etmesinin caiz olduğuna ve bunun tevekküle aykırı olmadığına delil vardır. Her ne kadar rızık takdir edilmiş ve Allah’ın emir ve paylaştırması yerini bulacak ise de, Allah rızkı hikmete mebni sebeplere bağlı kılmıştır. Böylelikle yüce Allah sebeplere taalluk eden kalpler ile rabblerin Rabbine tevekkül eden kalpleri birbirinden […]
Arif
16:26 - 19 Haziran 2015
0 Yorumlar
Müslim’in, Enes b. Malik yoluyla gelen rivayetine göre, Rasulullah (sav) Bedir’de (müşriklerden) öldürülenleri üç gün terkettikten sonra onların bulundukları yerde ayakta olduğu halde onlara seslenip şöyle dedi: “Ey Ebu Ce-hil b. Hişam, Ey Ümeyye b. Halef, Ey Utbe b. Rabia, Ey Şeybe b. Rabia, Rabbinizin size va’dettiğini gerçek olarak buldunuz değil mi? Şüphesiz ki ben, […]

0 Yorumlar