1-Alimlerin İlim Uğruna Zorluklara Katlanmaları ve Uzun Yollar Katetmeleri

SÖZ O’NUN (A.S.) SÖZÜ OLUNCA   Hatib el-Bağdâdî tâbiînin önde gelenlerinden Ebü’l-Âliye Rüfey’ b. Mihrân er-Riyâhî el-Basrî’den (ö. 93) şöyle rivayet etmiştir:   “Biz, Basra’da iken Resûlullah’ın ashabından gelen rivayetler dinliyorduk. Bineğimizle Medine’ye yola koyulup da hadisi bizzat sahâbenin ağzından dinlemedikçe duyduğumuza gönlümüz razı olmuyordu. ”(1)   Hâfiz b. Kesîr tâbiînin büyüğü, Medîne-i Münevvere’nin âlimi […]

Daha fazla oku
Tasavvuf Nedir? Tarikat Nedir? İslamda Yeri Nedir?

Tasavvuf, farz ve vacibleri hakkıyla edadan sonra nafi­lelerle manevi makamatta kat-ı meratip ile Allah’a yakınlık kesbetmektir. Tasavvuf, Kur’an ve sünnetten süzülmüş bir sızıntı ve bir hakikattır. İslam’ın özü ve ruhudur. Tasavvuf, kitap ve sünnete tam ittiba ile ahlak-ı İlahîyye ile tahalluk; yani. Kur’an ahlakıyla ahlaklanmak, masivayı terk ederek rıza-i Bârî’yi tahsile müteveccih olmak ve bu […]

Daha fazla oku
Mizân’ın Ve Amellerin Tartılmasının Mahiyeti

  Tartıdan kasıt, kutların amellerinin Mizan ile tartılmasıdır. İbn Ömer der ki: O gün kulların amel sahifeleri tartılacaktır. Sahih olan budur. İleride ge­leceği üzere haber de böylece vârid olmuştur. Şöyle de denilmiştir: Mîzan, kulların amellerinin içinde bulunduğu hitap­tır. Mücahid ise, şöyle açıklamaktadır: Mizan, bizzat hasenatın ve seyyiatın kendileridir. Yine Mücahid’ten, ed-Dahhâk ve el-A’meş’den de şöyle […]

Daha fazla oku
Dinlerini Parça Parça Edenler

159- Dinlerini parça parça edip fırka fırka ayrılanlar var ya, senin – onlarla hiç bir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a aittir. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Hz. Ali, şöyle derdi: Allah’a yemin ederim, onlar dinlerini parça parça et­mediler. Kendileri dinlerinden ayrıldılar. Diğerleri ise, “re” harfini şeddeli olarak (“fe”den sonra “elif koymaksızın) okumuşlardır. Şu […]

Daha fazla oku
Uymamız Gereken Dosdoğru Yol

Yüce Allah’ın: “Şüphesizki bu, Benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun”(En’am 153)   Bununla yüce Allah, Peygamberi Muhammed (sav) vasıtası ile açıklamış ve açmış olduğu geniş bir yol olarak teşri buyurduğu, sonu da cennete ula­şan yoluna tabi olmayı emretmektedir. Bu yoldan bir çok yollar ayrılmıştır. Kim o doğru yolu izlerse kurtulur, kim bu ayrılan yollara […]

Daha fazla oku
Allah’ın Görülmesi Hakkında

Gözler O’na erişemez. O İse bütün gözleri kuşatmıştır. O, lütuf sahibidir, herşeyden haberdardır.(En’am 103.ayet meali) Yüce Allah: “Gözler O’na erişemez” buyruğu ile, kendisinin yaratılmış-lığın niteliklerinden münezzeh olduğunu beyan etmektedir. Bu niteliklerden birisi de kuşatmak ve sınırlandırmak anlamı ile diğer yaratıkların görülüp id­rak edildiği gibi idrak edilmektir. (O bundan münezzehtir). Ama rü’yet (mü’minlerin ahirette Allah’ı görmeleri) […]

Daha fazla oku
Bid’at Sahiplerine Karşı Takınılması Gereken Tavırlar

  Hüccet olan imamlarla onların peşinden gidenlerin, takiye olmak üzere fasıklarla beraber oturup kalkabileceklerini ve onların görüşlerinin doğrulu­ğunu ifade edebileceklerini iddia edenlere karşı bu âyet-i kerimede aziz ve celil olan Allah’ın Kitabındaki bu âyette açık bir red bulunmaktadır. Taberî, Ebu Cafer, Muhammed b. Ali (r.a)’dan şöyle dediğini zikretmek­tedir: Çeşitli davalar ileri sürerek birbirine düşmanlık eden […]

Daha fazla oku
Bir Eser Okunacağı Zaman Dikkat Edilmesi Gereken Husus

Bir eser okunacağı veya bir söz dinleneceği zaman, evvela: Men kâle, ve li-men kâle ve Limâ kâle ve Fima kâle. Yani: Kim söylemiş? Kime söylemiş? Ne için söylemiş? Ne makamda söylemiş? Olan bir kaideyi esasiyeyi, nazan itibara almalı. Evet, kelamın tabakatının ulviyeti, güzelliği ve kuvvetinin menbaı, şu dört şeydir: Mütekellim, muhatap, maksad ve makam. Yoksa, […]

Daha fazla oku
İnsanın İhtiyârî Fiillerdeki Mes’uliyeti

  İhtiyârî (irademizle yaptığımız fiiller) ve ızdırarî (irademiz dışındaki filer) fiiller bir tutulamaz: İnsanda tezahür eden fiiller iki kısma ayrılır. Bunlardan bir kısmı tamamen irademiz dışında meydana gelir. Iztırarî fiiller dediğimiz bu fiiller için herhangi bir mesuliyet veya mükâfat sözkonusu değildir. Bunlara misâl olarak, göz kapaklarımızın çalışması, kanımızın dolaşımı, cinsiyetimiz, ırkımız verilebilir. Diğer kısım ise,kendi […]

Daha fazla oku
Zatî güzellik ve neticeleri itibariyla güzellik

  Gül bizzat güzeldir. Gübre ise neticesi itibariyle güzeldir. Gübre zatında pis olduğu gibi, nefis de, mahiyeti itibariyle kötülüğü emreder. Gübreden güller yetiştiren Fâtır-ı Zülcelâl, nefsin terbiyesiyle de nev-i beşerde evliya ve asfiyaları yetiştirmiştir. Evet, Kâinatta her şey ve her hadise ya bizzat güzeldir veya neticeleri cihetiyle güzeldir. Allah’ın bütün isimleri güzel olduğundan her şey […]

Daha fazla oku