Şeytan Zeki,Melekler Saf mı ?

Meleklerin Sâf olduklarına dâir inâncımız vârdır, eyvAl­lah melekler saftır/tertemizdir ama “saftirik” değildir. Ama meleklerin saf , Şeytanın ise “zeki” olduğu inanışı yaygındır. Halbuki zekâ ve akıl en temelde gerçeği olduğu gibi gör­me yetisi ise melekler zekâ ve akıl sembolü olmalıdır, Şey- tan’sa akılsızlık sembolü. Burada esas amacımız Şeytan’ın ve meleklerin zekâsını ölçmek, karşılaştırmak değil. Sorun […]

Daha fazla oku
Sen İstisnai Varlıksın

* İstisnai olan her şeyi sıradanlaştırıyoruz, sıradanlaştırdığımız oranda hayretimizi de kaybediyoruz, yaşamın tadını da kaybediyoruz. * Yüce Yaradan hiçbir insanın göz irisinin desenini başkasınınkiyle aynı yaratmamış. * Hiç kimsenin parmak izi diğerlerininki gibi değil. * Bu türden örnekleri saymakla bitiremeyiz. * Yüce Yaradan her insana Kendi Rûh’undan üflemiş. (Kur’an-ı Kerim, Hicr suresi, 15/29) * Sözün […]

Daha fazla oku
Hüzün İnsanın İçini Yeniler

Mevlana gam/hüzün konusunda sıradışı bir yorum ya­par: Mevlana’ya göre gam/hüzün gönül dalındaki sararmış, kurumuş yaprakları ayırır, daldan yeni ve yeşil yapraklar bit­mesine yardım eder, insanın içini yeniler: Her gün, gönüle gelen düşünce o gün, sabah çağt gelen ko­nuğa benzer, ev sahibine hükmeder, huysuzlukta bulunur. Ev sahibi olmanın şanı, konuğu görüp gözetmek, ağırlamak ve nazını çekmektir. […]

Daha fazla oku
Duyularımız,Aklımız ve Nihayet Kalbimiz;Hangisi Hangisinin Alternatifi Olabilir?

Duyularımız gerekli mi gerekli, gözümüz olmadan gö­remeyiz, kulağımız işitemeyiz. Ama gördüğümüz ve işittiğimiz şeyin ne olduğunu bil­mek için duyularımız yetmez akla ihtiyacımız vardır. Aklımız var, lazım mı lazım, aklımız olmasa düşüne­meyiz. Düşünemezsek hayvanlardan bir farkımız kalmaz zaten. Duyularımız aklımızın, aklımız duyularımızın yerine geçebilir mi? – Kesinlikle hayır. Duyularımız fiziksel âlemde işe yarar, nesneleri görü­rüz, çiçekleri […]

Daha fazla oku
Ah ! , Allah Hu !

ÂH! Allah isminin ilk ve son harfi bir araya getirilirse, “Âh” meydana çıkar. Âh, Allah isminin kısa yazılış şeklidir. O hal­de “Âh”, Allah demektir. Sûfi’nin “Âh” demesi, Allaha sığın­ması demektir. Fuzûlinin divanının gazeller kısmında “Âh”ın geçtiği ilk beyitte Allaha seslenir: Yok bende bir amel sana şâyeste Âh eğer amalime göre vere bişâret-i afv-i hatâ bana […]

Daha fazla oku
”Eline,Diline,Beline Sahip Ol”

  Hacı Bektaş Veliye ait “Eline, diline, beline sahip ol!” sözü, Sûfi Yolunda çok önemli bir ilkedir. Bu sözde geçen “el”in esi (elif) harfi, “dirin dsi (dal) harfi, “berin b’si (be) harfi Arapça’ya göre bir söz oyunuyla bitiştirilirse ortaya “edeb” kelimesi çıkar. Sûfi Yolunda edebin çok özel bir yeri vardır. Bunun için “Edeb Ya Hû” […]

Daha fazla oku
Lale,Hilal,Allah

Arapça’da lâle ve hilâl sözcükleri, Allah lafzı ile aynı harflerden oluşur. Her üçünde de bir elif, iki lâm ve bir gözlü he harfi yer alır. Arapça esas olan sessiz haflerdir. Ebced hesabına göre, “Allah” lafza-i celâl’inin sayısal karşılığı 66 dır. Elif: 1, iki adet lâm: 30+30=60, he: 5. Bunun için lâle ve hilâl, Allah ismini […]

Daha fazla oku
Sufiler Dünya İşlerinden Uzak mı Durur ?

Sûfiler, “dünyayı kınarken dünyanın amaç haline geti­rilmesini eleştirmişlerdir. Yoksa dünyanın araç olarak kulla­nılması zaten kaçınılmazdır. Kuranda da bir yanda semavat (göklerde) ve arzda ( yeryüzünde) olanların “Allah’ın ayetle­ri” (varlığının tanıkları) olduğu vurgulanırken öbür yandan dünya hayatının (el-hayatu’d-dünya) “oyun ve eğlence” ol­duğu vurgulanır. Eğer dünya yalnızca bir araç olarak kulla­nılırsa, insan için Allah’ın ayeti olur. Ama […]

Daha fazla oku
Dört Mezhebden Birine Taklid Vacib Birinden Diğerine Geçiş Caizdir

  Asrı saadette ashabdan her biri,Râsulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işitmiş olduğu Kur’an ve hadisle hükmederdi.Kendileri vahyi müşahade ettiklerinden dolayı,karşılarına çıkan herhangi bir hükümle müşkül çekmezlerdi. Allah’ın Rasûlü sallallâhu aleyhi ve selem de ümmetin, ashabın arkasında gitmesini emretmiştir.Tâbiîn ve tebei tâbiîn devresinde heva ve hevesler çoğalınca,en itimadlı müctehidlerin arkasında gitmenin vacib olduğu hakkında, Ehli Sünnet […]

Daha fazla oku
İstiğfar, Dua ve Sadakalarımız Ölülerimize Ulaşır

  Malum olduğu üzere ölüm, yok olmak değildir; yeni bir varlığın, hayatın kapısının açılmasıdır. Nasıl ki dünyada varlıklı .bir kimse, muhtaç olanı faydalandırırsa, ölü kimseyi de faydalandırmak mümkündür. Bunu inkar eden Ehli Sünnetten değildir. Ehli Sünnet vel Cemaatin ittifakıyla, ölüler iki sûretle dirilerden fay­dalanırlar: Birincisi, kendi bıraktığı eserden faydalanır; salih evlad, ilim ve vakıf­lar gibi.. […]

Daha fazla oku