İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
17:42 - 3 Ekim 2015
Meleklerin Sâf olduklarına dâir inâncımız vârdır, eyvAllah melekler saftır/tertemizdir ama “saftirik” değildir. Ama meleklerin saf , Şeytanın ise “zeki” olduğu inanışı yaygındır. Halbuki zekâ ve akıl en temelde gerçeği olduğu gibi görme yetisi ise melekler zekâ ve akıl sembolü olmalıdır, Şey- tan’sa akılsızlık sembolü. Burada esas amacımız Şeytan’ın ve meleklerin zekâsını ölçmek, karşılaştırmak değil. Sorun […]
Arif
17:36 - 3 Ekim 2015
0 Yorumlar
* İstisnai olan her şeyi sıradanlaştırıyoruz, sıradanlaştırdığımız oranda hayretimizi de kaybediyoruz, yaşamın tadını da kaybediyoruz. * Yüce Yaradan hiçbir insanın göz irisinin desenini başkasınınkiyle aynı yaratmamış. * Hiç kimsenin parmak izi diğerlerininki gibi değil. * Bu türden örnekleri saymakla bitiremeyiz. * Yüce Yaradan her insana Kendi Rûh’undan üflemiş. (Kur’an-ı Kerim, Hicr suresi, 15/29) * Sözün […]
Arif
17:25 - 3 Ekim 2015
0 Yorumlar
Mevlana gam/hüzün konusunda sıradışı bir yorum yapar: Mevlana’ya göre gam/hüzün gönül dalındaki sararmış, kurumuş yaprakları ayırır, daldan yeni ve yeşil yapraklar bitmesine yardım eder, insanın içini yeniler: Her gün, gönüle gelen düşünce o gün, sabah çağt gelen konuğa benzer, ev sahibine hükmeder, huysuzlukta bulunur. Ev sahibi olmanın şanı, konuğu görüp gözetmek, ağırlamak ve nazını çekmektir. […]
Arif
17:15 - 3 Ekim 2015
0 Yorumlar
Duyularımız gerekli mi gerekli, gözümüz olmadan göremeyiz, kulağımız işitemeyiz. Ama gördüğümüz ve işittiğimiz şeyin ne olduğunu bilmek için duyularımız yetmez akla ihtiyacımız vardır. Aklımız var, lazım mı lazım, aklımız olmasa düşünemeyiz. Düşünemezsek hayvanlardan bir farkımız kalmaz zaten. Duyularımız aklımızın, aklımız duyularımızın yerine geçebilir mi? – Kesinlikle hayır. Duyularımız fiziksel âlemde işe yarar, nesneleri görürüz, çiçekleri […]
Arif
17:12 - 3 Ekim 2015
0 Yorumlar
ÂH! Allah isminin ilk ve son harfi bir araya getirilirse, “Âh” meydana çıkar. Âh, Allah isminin kısa yazılış şeklidir. O halde “Âh”, Allah demektir. Sûfi’nin “Âh” demesi, Allaha sığınması demektir. Fuzûlinin divanının gazeller kısmında “Âh”ın geçtiği ilk beyitte Allaha seslenir: Yok bende bir amel sana şâyeste Âh eğer amalime göre vere bişâret-i afv-i hatâ bana […]
Arif
17:07 - 3 Ekim 2015
0 Yorumlar
Hacı Bektaş Veliye ait “Eline, diline, beline sahip ol!” sözü, Sûfi Yolunda çok önemli bir ilkedir. Bu sözde geçen “el”in esi (elif) harfi, “dirin dsi (dal) harfi, “berin b’si (be) harfi Arapça’ya göre bir söz oyunuyla bitiştirilirse ortaya “edeb” kelimesi çıkar. Sûfi Yolunda edebin çok özel bir yeri vardır. Bunun için “Edeb Ya Hû” […]
Arif
17:04 - 3 Ekim 2015
0 Yorumlar
Arapça’da lâle ve hilâl sözcükleri, Allah lafzı ile aynı harflerden oluşur. Her üçünde de bir elif, iki lâm ve bir gözlü he harfi yer alır. Arapça esas olan sessiz haflerdir. Ebced hesabına göre, “Allah” lafza-i celâl’inin sayısal karşılığı 66 dır. Elif: 1, iki adet lâm: 30+30=60, he: 5. Bunun için lâle ve hilâl, Allah ismini […]
Arif
17:29 - 2 Ekim 2015
0 Yorumlar
Sûfiler, “dünyayı kınarken dünyanın amaç haline getirilmesini eleştirmişlerdir. Yoksa dünyanın araç olarak kullanılması zaten kaçınılmazdır. Kuranda da bir yanda semavat (göklerde) ve arzda ( yeryüzünde) olanların “Allah’ın ayetleri” (varlığının tanıkları) olduğu vurgulanırken öbür yandan dünya hayatının (el-hayatu’d-dünya) “oyun ve eğlence” olduğu vurgulanır. Eğer dünya yalnızca bir araç olarak kullanılırsa, insan için Allah’ın ayeti olur. Ama […]
Arif
17:14 - 2 Ekim 2015
0 Yorumlar
Asrı saadette ashabdan her biri,Râsulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işitmiş olduğu Kur’an ve hadisle hükmederdi.Kendileri vahyi müşahade ettiklerinden dolayı,karşılarına çıkan herhangi bir hükümle müşkül çekmezlerdi. Allah’ın Rasûlü sallallâhu aleyhi ve selem de ümmetin, ashabın arkasında gitmesini emretmiştir.Tâbiîn ve tebei tâbiîn devresinde heva ve hevesler çoğalınca,en itimadlı müctehidlerin arkasında gitmenin vacib olduğu hakkında, Ehli Sünnet […]
Arif
17:08 - 2 Ekim 2015
0 Yorumlar
Malum olduğu üzere ölüm, yok olmak değildir; yeni bir varlığın, hayatın kapısının açılmasıdır. Nasıl ki dünyada varlıklı .bir kimse, muhtaç olanı faydalandırırsa, ölü kimseyi de faydalandırmak mümkündür. Bunu inkar eden Ehli Sünnetten değildir. Ehli Sünnet vel Cemaatin ittifakıyla, ölüler iki sûretle dirilerden faydalanırlar: Birincisi, kendi bıraktığı eserden faydalanır; salih evlad, ilim ve vakıflar gibi.. […]

0 Yorumlar