Nefsin İdrak Kuvvetleri

‘Şimdi’ de nefsin idrâk kuvvetini görelim: İdrak kuvvetleri, bir tertibdahilinde kademe kademe en yüksek idrak kuvveti olan ve (kuvve-i) nâtıka denilen müfekkire kuvvetine kadar yükselir. Buna göre zahirdeki his kuvvetleri ve idrak halleri görme, işitme ve benzeri duyu organları vasıtasiyle bâtına çıkar. Bâtınî his ve idrâk organ­larının ilki “müşterek his”tir(commun sense). Bu, görülmüş, işitilmiş, dokunulmuş […]

Daha fazla oku
Mağlup

Mağlup, ebedi olarak galibin şiarını, kıyafetini, mesleğini, sair ahval ve adetlerini taklit etmeye düşkünlük gösterir: Bunun sebebi şudur: Nefs daimi surette, kendisine galip gelende, bir kemal bulunduğuna itikad eder ve onun hizmetine girer. Ya ona saygı göstermek içinde yer ettiği ve galibi kemal sahibi olarak gördüğü için veya kendisindeki inkiyad halinin, “tabii bir galebe”den değil, […]

Daha fazla oku
Ölenler öldü, kalan sağlar haindir!

Hayat’ta kişi ve toplumların yargılanması “…denmek istenilen” eylenene bağlıdır; “…denmek istenilen” eylenilmesi düşünülene değil; çünkü, -Ali Kuşçu’nun da dediği gibi- biz insanlar ancak ve ancak idrakimize konu olan bilfiil olgu ve olayları bilebiliriz; bilkuvve olanları değil; zira bilkuvve olan henüz icad edilmemiş, var olmamıştır; eyleme dökülmemiş bir niyet üzerine yargı ise Tanrı’ya mahsustur. Yukarıda çizilen […]

Daha fazla oku
Unutmak için Büyük Bir Hafıza

Postmodernizm, ta­rih anlayışını kayıtlı tarihsel olaylara hapseder. Bunu yapar­ken tarihi olayları, halk masallarını ya da efsanevi tarihi ay­nı kefeye koyar. Bütün bunlar bencil insan ifadesinin çalış­malarıdır. Algılarımız açısından tarafsızlık, tarihî duyarsızlaş­mamıza ezici bir etki yapar. Masal anlatıcılığı, mit yapıcılığı ya da doğru ve gerçek denemeciliği yapıldığında tarihin kay­naklarına bir sessizlik hakim olur. Sessizlik, tahtından edilmiş […]

Daha fazla oku
Modern Simya

Simya konusunda modernlerin bilgi­sizliğine gelince, en azından astroloji konusundaki bilgisizlikleri kadar büyüktür. Gerçek simya aslın­da kozmoloji alanına ait bir bilimdi fakat aynı za­manda, «mikrokozmun «mikrokozm»a, (büyük ev­ren’in küçük evren’e) benzerliği gereğince, beşeri alana da uygulanabiliyordu. Ayrıca simya, özellikle salt manevi alana geçişi sağlamak amacıyla kurul­muştu. Bu geçiş simya öğretimlerine simgesel bir de­ğer ve üstün bir […]

Daha fazla oku
Modern Bilim

Modern tarzda gelişen bilim, sadece derinliğini yitirmekle kalmadı, aynı zamanda ciddiyetini de yi­tirdi, çünkü ilkelere bağlılık bilime, konusunun el­verdiği ölçüde, bu ilkelerin değişmezliğine benzer bir nitelik kazandırıyordu, oysa bilim salt değişim dünyasına kapansa, orada sağlam, kararlı hiçbir şey, dayanabileceği hiçbir sabit nokta bulamaz. Artık hiç­bir mutlak doğrudan hareket etmediği için bilim, ih­timallere ve tahminlere ya […]

Daha fazla oku
Amentüyü Yeniden Okumak

Amentüyü yeniden yaşamaya başlamak. Islâm âleminin muhtaç olduğu ilk uyanış budur. Allaha inanmak, Kurân-ı Ke­rîme inanmak, Peygamberlerin doğruluğuna inanmak, getirdik­leri yolun eskimezliğine inanmak, İslâm hükümlerinin her za­man geçerli olduğuna inanmak, öteye inanmak, hattâ ötenin her zaman beride de bulunduğuna inanmak, hesaba inanmak, elde olmaksızın basa gelene sabretmek, İslâm ahlâkıvla ahlâklanmak,yani kısaca İslâmî toplumda elle tutulur […]

Daha fazla oku
İslam Medeniyetine Yabancılaştırılan,Türk Milleti

Dünyanın en orijinal medeniyetlerinden birinin sahiplerinin çocukları olan bizler, bugün o medeniyete, bütün dünyada en yabancı bir topluluk halinde bulunduğumuzun ürpertisini bile duymuyoruz. Bütün İslam dünyası kendi kültürüne kör ve sağır bir hale gelmiş veya getirilmiş.Üstelik biz bir de yazımızı terk etmişiz. O kültürle bağı koruyan yazı ortadan kalkınca, yani okullardan, devlet dairelerinden ve basından […]

Daha fazla oku
İslam Medeniyeti ve Ortadoğu

Gerçek Medeniyetin doğum yeri, bugün Orta Doğu dedikleri bölgemizdir. O medeniyetin tek devamcısı, tek varili de İslâm medeniyetidir. Batı Medeniyeti dediğimiz Avrupa Medeniyeti, Doğunun, hakikatin ve peygamberlerin medeniyeti olan İslâm medeniyetinin karşısına dikilmişse, bu, insanlığın doğuşundan bugüne ka­dar gelen savaşın süreğinden başka bir şey değildir. Yalan, doğ­runun, kötü, iyinin karşısına dikilmiştir her zaman. Kıyamete kadar […]

Daha fazla oku
İslam Alemi’nin Kurtuluşunun Temeli ”Birlik’tir”

Avrupa, Birinci Cihan Savaşında bizi, İslâm âlemini yere serdi. Şimdi de yok etmek istiyor. Bazı şartların bu isteğini bugüne ertelemiş olması bile onu çıldırtıyor. Şu veya bunu bahane ederek İslâm ülkelerini yemek, yutmak, en azından ezmek için ellerinden geleni yapacaklar­dır Avrupalılar. Rusya da bunu kendi açısından değerlendire­cektir şüphesiz. Bu durumda yapılacak ilk iş, uyanmak ve […]

Daha fazla oku