Fazilet ve Edep:Yücelmenin Anlamı

Eğer akıl başdayısa gönülde ol tuşdayısa İkisi bir işdeyise düşman bana kâr eylemez Yunus Emre Türkçede erdem kelimesiyle karşıladığımız fazilet kelimesi, Arapçada fazlalık ve üstünlük anlamlarına gelir. Dolayısıyla bir kimsenin faziletli olduğunu söylediğimizde onun hangi hususta faziletli ise o hususta bir üstünlüğe sahip olduğunu ifade etmiş oluruz. İslam ahlâk düşünürleri, böylesi bir üstünlüğün iki şeye […]

Daha fazla oku
Ameli Hakk’a Taşımak ve Amelle Hakk’a Yaklaşmak

Zühd ile çok istedik hiç müyesser olmadı Terk idübetı küllisin gümânt yağmaya verdik Yunus Emre İslam düşüncesi geleneğinde sûfiler ve işrâkî filozofların, kelamcılardan ve Meşşâî filozoflardan farklı olarak amelle yet­kinleşmeyi savunduğu belirtilir. Amelle yetkinleşmek ise genel olarak riyazet kapsamına giren uygulamalar sayesinde metafi­zik idrake ulaşmak demektir. Bilhassa tasavvuf geleneği, “Hz. Peygamber’in (sav) sünnetine ittiba ederek […]

Daha fazla oku
Savaş Ş.Barkçin – Yön ve Yol Adlı Kitaptan Alıntılar

Dost ile ettiğin ahdi unutma Gel gönül dost illerine gidelim Sakın bu fanide sen vatan tutma Gel gönül dost illerine gidelim Aziz Mahmud Hüdayi(k.s) ———————————————————- Dostluğun başka bir edebi, yanlışını görünce onu güzelce uyarmaktır. Dostumuzda bir yanlışı gördüğümüzde onu edebince uyarmak, onun eteğini tutup ateşe düşmekten muhafaza etmeliyiz. Bir hayrı ise kimde görürsek görelim o […]

Daha fazla oku
Riya ve Onunla İlgili Hükümler

Riya rü’yet *, süm’a * ise sima’ kelimesinden türemiştir. Riya, bir kişinin, üstün bir niteliğe sahip olmamasına rağmen, başkalarının o niteliğin kendisinde bulunduğuna inanmalarını sağlamak için bu niteliği göstermek anlamına gelmektedir. Bil ki, bu hal bazen dünyevi bazen de dini konularda meydana gelir. Örneğin, ilk durumda insanın zengin olmadığı halde kendisinin çok mala sahip olduğunu […]

Daha fazla oku
Ahlâkın Merkeziliği Neden Yeteri Kadar Görülmez?

Hakikatin  ele  geçirilecek  bir  meta  olarak görüldüğü  Batı’da  ahlâkın  bilgiye  ve  anlama  sürecine  renk  verecek  kadar  bile  tesir etmediğini  özellikle  vurgulayanların  olması  iç  şaşırtıcı  değildir. Onlardan  birisi  şöyle  der: “İnsan  olarak  bizlerin  sürekli  ve  kaçınılmaz  bir şekilde  ahlâki  seçimlerle ve  yargılarla  karşı  karşıya bulunduğumuz  kesinlikle doğru  olsa  da,  bundan  bu hususun  mutlaka  bizim aklı yargılarımızı  […]

Daha fazla oku
Mû’minin Niyeti Amelinden Hayırlıdır” Hadisinin Şerhi

Hz. Peygamber (s.a.s)’in: “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır”(Taberani)hadisinin izahı hakkındadır. Alimler bu hususta birkaç açıklamada bulunmuşlardır: a) Niyet gizli, amel ise aşikârdır. Gizlide itaat etmek, açıkta itaat etmekten daha efdaldir. Bu tutarlı bir izah değildir. Çünkü bu namazın niyetinin bizzat namazdan daha hayırlı olmasını gerektirir. b) Niyet amelin (ibadetin) bitişine kadar sürer. Ameller ise devam etmez. […]

Daha fazla oku
İman-İslam ve Amel Meselesi

  İslam Kelamında en çok tartışılan konulardan biri de İman- İslam, dolayısıyla amelin imandan bir cüz/parça olup olmaması konusudur. Ebû Hanife’ye göre amel imandan bir cüz değildir; bu nedenle de imanda artma ve eksilme söz konusu değildir. Netice olarak, iman eden aynı zamanda Müslümandır; Müslüman olan da mümindir. Aşağıdaki metinde bu husus delilleriyle açıkça ele […]

Daha fazla oku
İnsanî Eylemin/İtibâr Belirli Bir Süreklilik İçinde Hakikatleşmesi,Nesnelleşmesidir

İnsanın irâde ve ihtiyârının sonucu olarak ortaya çıkan eylemin/amelin tahakkuku, taayyünü, tecessümü, nesnelleşmesi, söz konusu var-olanların, varlık illetidir. Aynîleşme, yani taayyün, yalnızca doğal nesnelere yüklenilen bir sıfat (vucûd-i aynî) iken, artık, insan irâde ve ihtiyârının yönlendirdiği eylemlerin sonucunda ortaya çıkan beşerî üretimin/yapıların da bir tür sıfatı hâline gelmiştir; böylece insanın eylemi (amel) sonucunda tahassul eden […]

Daha fazla oku
İslam ve Amel

Eğer dine (İslâm) hayatımızın her şeyi diye bakmıyorsak, onu kendisiyle amel edeceğimiz bir hükümler bütünü olarak görmüyorsak, dini bir zihin fantezisi olarak kabul ediyoruz demektir. Din, bir kez, bir zihin fantezisi olarak kabul edilince, bu fanteziye yüklenmek istenen değer ne kadar yüce ve yüksek olursa olsun, o artık kendisiyle amel edilen bir hükümler bütünü olmaktan […]

Daha fazla oku
Sünnet’e Uymak (İttibau’us Sunne)

  İmam el-Evzâînin (u. 157) sahâbe neslinin karakterini ve bir ölçüde de ayrıcalığını oluşturan özelliklere yönelik beşli tesbitinin İkincisi ‘Sünnet’e uymak’tır. Burada, asli İfadesiyle “ittihâü’s sünne” özelliği ve güzelliği üzerinde bazı tespitlerde bulunmak istiyoruz. Genel anlamda sahâbe nesli, dünyada sünnet, âhirette cennet ehli olarak dikkat çekmektedir. Çünkü sahâbîler,Hz. Peygamberin önderliğinde onun sohbet/bilgilendirme ve yönlendirmesiyle yetişmiş, […]

Daha fazla oku