Felsefe
Din ve Ahlak5 Haziran 2026
Arif
13:19 - 22 Şubat 2017
Kemalpaşazade Hamd, varlığın her bir noktasının her yaratılış sayfasına kalemiyle işlendiği yaratıcıya olsun. Mısra: Her şey gizlenemez mükemmelliktedir. Sonsuz şükür, yaratılışın her dairesinin kâinat levhasında takdir pergelinden ortaya çıkaran takdir ediciye olsun. Her şey dosdoğrudur, biz de böyle inandık. Yaratılış kalemi hata etmiş değildir; ister Hıtay’lı güzel olsun ister çirkin zenci, ister mescitteki zahit olsun, […]
Yusuf Aslan
00:32 - 5 Nisan 2016
0 Yorumlar
Bârekallâh gülsitân-ı bülbülândır Aspozi Cenneti tezkîr eder âlî-mekândır Aspozi Allah mübârek kılsın. Aspozi, bülbüllerin gül bahçesidir, cenneti andıran (hatırlatan) pek yüce bir mekândır. Mutedil âb u hevâ hem müctemi’ envâ’-ı zevk Mecma’-ı bezm-i safâ-yı ârifândır Aspozi Aspozi, hem mutedil (ne soğuk ne de sıcak) su ve havasıyla, hem türlü zevki içinde barındıran özellikleriyle, âriflerin huzur […]
Arif
21:18 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
Ona bu sıfatı çağdaşları veriyor. Aslında bizim cemiyetle hikâye ve romanın yeri yoktur. Hele romanın çıkışı, daha çok batının etkisi ile olmuştur. Tanzimatla başlayan yabancılaşma hareketi, romanda da kendini göstermiş, kendi öz aile hayatımıza ters düşen, doğrudan doğruya “adapte” bir roman türü ortaya çıkmıştır. Kahramanımızın esas veçhesi roman ve hikâyede ortaya çıkıyorsa da biz daha […]
Arif
20:48 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
Son devrin adamlarının kafa yapısı bozuktur. Kafaları içinde bulunan şeyler birer sürpüntüdür. Çünkü yol geçen hanı gibi Batıdan ne gelmişse Doğu’ya, onların kafalarında bir yer bulmuştur. Bundan dolayı da son devirde yazar-çizer adamlarımızın çoğu düşünce, dil ve edebiyat alanında millî hayata cephe almışlardır. Bunlardan biri de tarihçi Hammer’in “Osmanlı Tarihini dilimize çeviren Ata Bey’in oğludur. […]
Harun Selçuk
01:42 - 21 Haziran 2015
0 Yorumlar
Dava Anadolulu gençlerden, her biri «portö-ulvî aşıyı taşıyıcı ve bulaştıncı» bir aşk kadrosuna maya tutturabilmekti. Ceplerde kaybedilen ve asırlardır dışarıda aranılan güneşi bulup çıkaracak, yerine oturtacak, her şeyi ilk saffet ve asli- yet vâhidine irca’ edecek, hasis ferd kadrolarında eskitilmiş ve pörsütülmüş mânalarla hiç bir alâka kabûl etmiyecek, mutlak hakikat ölçüsiyle akim hakkını akla ve […]
Arif
14:16 - 31 Mayıs 2015
0 Yorumlar
İslam sanatlarında gerçekliği aşma düşüncesiyle aşk arasındaki ilgi, bir bakıma, gerçeklik kaygısıyla trajik arasındaki ilginin yerini alır. Aşk’ta hamleler, trajikte düzenli bir gelişme, yani olaylar serisi vardır. Gerçekçilik illiyet (causalité) ilkesini de beraberinde getirdiği için, belirli bir yönde gelişen olayların arasında zorunlu bir sebep netice münasebeti düşünülür. Bu yüzden kahraman kaçınılmaz sona varmak zorundadır. Oluşun […]
Arif
01:52 - 17 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Tüccar bir baba konuşma arasında şöyle dedi: -Bizim oğlana dünyanın parasını harcayarak bir iş yeri kurdum. Ama işletip adam olmadı. Ben de bunun üzerine ne hali varsa görsün diye okula yolladım. Suçlayalım mı bu tüccarı? Adam olmak diye anladığı model pek mi fena? iyice maddileştirilen bir dünyada, okuyanlar yarı aç yan tok gezmeye başlayınca ne […]
Arif
01:21 - 17 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Mücerret öğütler kâfî gelseydi, elle tutulur sıkıntı ve belalara gerek kalmayacaktı. O zaman tekdüze bir hayat biçimi insanları belki de bunaltacak ve hayat bu kadar değerli olmayacaktı. Sanat eserlerinin çıkış noktalarında da bu var. Mutlu bir zemini olan eserlerde, mutlu zamanların sanat eserlerinde de gizli gizli bir felaket esintisi sezilir. En azından okuyucu, bu mutluluk […]
Arif
00:06 - 3 Mayıs 2015
0 Yorumlar
Gerçek İslâmî edebiyat, Franz Kafka veya en iyi biçimde Dostoyevskinin yazılarında gördüğümüz öznel edebiyat türünden bütünüyle farklıdır. Bunlar ve bunlar gibi daha başka yazarlar, kuşkusuz modern Batı edebiyatının en önemli simalarıdır; fakat daha pek çok batılı modern edebiyatçı gibi, hepsi de İslâm’ınkinden farklı, hattâ bütünüyle İslam’ın ruhuna aykırı bir bakış açışı taşımaktadırlar. İslâmî bakış açısına […]
Arif
22:55 - 2 Mayıs 2015
0 Yorumlar
İnsan okudukça neler öğreniyor. Yıllarca merhum Cemil Meriç’in yanında bulundum. Kendisine koca koca kitaplar okudum. Mesela Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi’nin o meşhur eserini –ki yedi yüz sayfadan fazladır – kıraat ettim. Özel sohbetlerini büyük bir zevkle dinledim. Sert bir üslupla yaptığı eleştirilere kulak verirken yeni yeni bilgilere ulaştım. Merhum, hem batı kültürüne, hem doğu […]

0 Yorumlar