İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
14:26 - 16 Mart 2015
Atatürk’le ilgili birinci elden otantik bir belge niteliğinde olan Nutuk incelenirse, görülecektir ki, Atatürk cumhuriyetçidir, fakat onun cumhuriyeti demokrasiyi öngörmez ve bu kelimeyi Atatürk Nutuk un hiçbir yerinde telaffuz etmez. Atatürk için çok genel bir halk tasvibi daha sonra yapılacaklar için yeterlidir. Nitekim, daha Lozan müzakereler» tamanlanmamışken, içinde “İkinci grup” olarak adlandırılan muhalif unsurları ihtiva […]
Arif
14:22 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
Atatürk demokratik gereklere uymak için değil, diktatör görüntüsü vermemek ve teşkilatlı bir siyasetin sağladığı imkânlardan dolayı kurullara, kuruluşlara önem vermiş, bunun için kongre, Heyet-i temsiliye, Millet Meclisi ve siyasi parti teşkil etmiştir. Fakat sistemi içinde başka grup ve partilerin muhalefetine yer vermemiştir. Lider, onun partisi, halk için gereken her şeyi yaptığından, muhalefete ihtiyaç yoktur. Bu […]
Arif
14:19 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
Bütün tek parti yönetimi boyunca halk adına hükmeden bürokrasi olmuştur. Bu yönetimin yasama organında diğer güç odaklarının, mesela büyük toprak sahiplerinin, tüccarların temsil edildiği de bir gerçektir. Ama bunlar, devlet desteğine mazhar olmayı yeterli bularak bir siyasî güç olmaya çalışmamışlardır. Ancak uluslararası konjonktür gereği çok partili siyasî hayata geçişle birlikte bürokrasinin hakimiyeti başka güç odaklarıyla […]
Arif
12:19 - 15 Mart 2015
0 Yorumlar
Gerek Kanun-ı Esasi, gerekse Teşkilat-ı Esasiye görünüşte halk için yapılmış olmalarına rağmen ne yapılışlarında, ne uygulamalarında ve ne de değiştirilmelerinde halkın rolünden söz etmek mümkün değildir. Nitekim 1923’ten sonra, yani egemenliğin kayıtsız şartsız halka ait olduğu öne sürülen bir dönemde, Teşkilat-ı Esasiye Kanun’u muhtelif değişikliklere uğratılmış (laiklik maddesinin eklenmesi gibi) en sonunda adı da «Anayasa»ya […]
Yusuf Aslan
01:06 - 13 Mart 2015
0 Yorumlar
Tarihten günümüze kadar insanın bulunduğu her yerde az veya çok medenileşme hareketinin görüldüğü bilinen bir gerçektir. Zira toplu yaşayışın doğurduğu medeni ilerlemeler, insanın yeryüzünde var olduğu günden beri devam edegelmektedir. Bu bakımdan, gününüze gelinceye kadar birbirinden farklı kaç medeniyetin geldiği kesin olarak bilinememektedir. Toynbee, bunlardan 16 medeniyetin öldüğünü, beşinin de Batı Medeniyeti tarafından yok edilme […]
Arif
13:47 - 12 Mart 2015
0 Yorumlar
Kâzım Karabekir Paşa bu görüşlerini 2 Mart 1923 tarihinde İzmir İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmada belirtmiştir. Daha sonra hayli tartışmalara konu olan Paşa’nın bu görüşlerini biz 3 Mart 1923 tarihli Vakit, Tanin ve Akşam gazetelerinden derledik. Bu mesele maarife taalluk ettiği için bizim kongremiz iştigal edeceği mesailin haricindedir. Fakat çok zamandan beri bu mesele zaman zaman […]
Arif
13:26 - 12 Mart 2015
0 Yorumlar
Maddî zaferlerin arkasında manevî sebepleri aramayanlar, zafer kelimesini tarihlerine yazdıramazlar. Zira Allah müsaade etmeyince duyan kulaklar duymaz ve isteyen gönüller istemez oluverir. Bu mânâyı hisseden ve yaşamaya çalışan müslüman ecdadımız da duanın ehemmiyetini idrâk etmişler ve kazandıkları zaferlerini Allah’ın ihsanına borçlu olduklarını hiç bir zaman unutmamışlardır. “Gölgelerin bile yerlere kapanışı sahiplerinin değil, Allah’ın emrine bağlı […]
Arif
07:39 - 9 Mart 2015
0 Yorumlar
Cumhuriyet idaresinin kuruluşu İstiklal Harbi’nin verilmesine bağlıdır. İstiklal Harbi’nin kazanılması İslâm’ın bu topraklarda hükümran olacağının işaretidir. İstiklal Harbi’ni veren kadro elbette ki İslâm’ın en önemli temsilcileri vasfındadır. Müslümanların İslâm’ı bu topraklarda yaşatmaya matuf mücadeleyi veren kadroya “koşulsuz” desteği, bağlılığı ve açık çeki vardır. Çünkü İslâm lehine ölümü göze alan kadronun “yanlış” eylemler içine girmesi söz […]
Yusuf Aslan
18:00 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Tarih ilminin konusu, zaman içerisinde meydana gelen hadiselerin sebeplerini, vesilelerini ve sonuçlarını tahlil etmekle sınırlıdır. Ancak tarih kitaplarında yer alan bilgilerin izafi olduğunu, yani o tarihin yazılmasını sağlayan güçlerin ‘resmi yorumlarını’ da beraberinde getirdiğini unutmamak gerekir. Osmanlı toplumunda; Tanzimat ile başlayan, Meşrutiyet ve Cumhuriyet döneminde yaygınlaşan asrileşme (muasır medeniyet seviyesine ulaşma) ideali ile aydınlanma felsefesini […]
Arif
17:00 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Müslüman Türkler yazıyı, eski İslâmî adiyle hat sanatını, Hüsn-ü Hattı, sevmişler ve koca imparatorluk devrinde isimsiz ferdinden, sultana kadar herkes güzel yazı yazmak için uğraşmıştır. İslâmî yazı san’atının gelişmesinde hattatların örf ve ananelerine pek bağlı oluşlarının payı olduğunu selahiyet sahipleri kabul etmektedirler. Esasen Osmanlı devletinde bütün esnaf loncalarında geleneğe sıkı bir bağlılık vardı. Bu bağlılık […]

0 Yorumlar