İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
19:01 - 16 Mart 2015
Lozan’da esas başarının İngiltere başta olmak üzere müttefiklere ait olduğu ortadadır. İngiltere ne istediyse onu elde etmiştir. Boğazlardan geçiş serbestisi, Batı Trakya’nın Yunanistan’a bırakılması, Yunanlılardan savaş tazminatı alınamaması, Antakya ve İskenderun’un sınırlar dışında kalması, Musul Meselesi’nin hallinin sonraya bırakılması ve netice İttifak İngilizlere terki, Türkiye tarafının verdiği hiç de küçük olmayan tavizlerdir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar […]
Arif
18:59 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
Hind müslümanlarının Türkiye’de yürütülen Milli Mücadele yardımları ve bu yardımların kullanılış şekli tartışmalara yol açmıştır. Hind müslümanları, bu yardımları açıkça Osmanlı Hilafet’inin ve hatta Saltanatı’nın kurtarılması için yapmışlardır. Mustafa Kemal de Millî Mücadele boyunca bundan başka bir şey söylememiştir. Hind müslümanları büyük bir samimiyet ve ümitle müslüman olmayan kesimleri de etkileyerek mitingler düzenlemişler, boykotlar yürütmüşler. […]
Arif
18:57 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
İstiklâl Mahkemeleri, temel adalet icapları ile hukukun genel prensiplerine uyma bakımından bir gayret içinde olmadıkları gibi, kanunla ve Meclis kararıyla kurulmuş olmalarına rağmen kanunlara uyma hususunda da hassasiyet göstermek ihtiyacını hissetmiyorlardı. “Şark İstiklâl Mahkemesi’nde Savcı Süreyya Bey’le tartışırken, üyelerden Müfit Bey’in ‘Bizim belli, millî bir amacımız vardır. Ona varmak için arasıra kanunun üstüne de çıkarız’ […]
Arif
18:54 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
Cumhuriyetin ilânına kadar bütün inkılâp kararları, günlerce münakaşa edilerek Meclis’e verilirdi. Cumhuriyetin ilânında ve ondan sonraki bazı mühim inkılâp kararlarında böyle hareket edilmemişti. Mevzu Meclis sahnesine getirilmezden evvel kulislerde hazırlanıyor, şahsi idare taraf darları bundan haberdar edilerek vazifelendiriliyordu. Meclis ekseriya fikir adamlarının bulunmadığı bır zamana tesadüf ettirilerek mevzu emrivaki şeklinde meclis heyeti umumi (genel kuruluna) […]
Arif
18:53 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
Cumhuriyet yönetiminin antidemokratikliği birinci derecede laiklikle bağlantılı bir meseledir.Cumhuriyet öncesinde 1. Dünya Savaşı sonrasında yer yer işgale uğrayan Türkiye, kendini savunmak için halkın doğrudan katılımını gerektiren bir mücadele yürütmüştür. Halkın yönetime katılması bu dönemde sonraki yıllarda görülmeyecek seviyeye yükselirştir. 1920’de TBMM’nin Cuma namazından sonra ve dualarla açılması gibi şeklî unsurlar dışında, Meclis içinde yer alan […]
Arif
18:50 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
İslâmî harflerin okuma yazmayı güçleştirdiği, Latin harflerinin kabulü sırasında en fazla ileri sürülen bir iddia olmuştur. Hatta Mustafa Kemal, bütün vatandaşların bir kaç yıl içinde Latin harfleri sayesinde okur yazar olacaklarını öne sürmüştür.Bir ülkedeki okuma yazma oranının tek başına alfabe ile ilgili olmadığı, Latin harfleri uygulamasından sonra daha iyi anlaşılmıştır. Latin harflerinin kabulündan sonra da […]
Arif
18:48 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
Kemalizm, hedef olarak dini ve dinî kurumlan seçtiğinden, iştigal alanı bu olduğundan, kendisi toplumda daralttığı kutsallık alanına yerleşmiştir. Mustafa Kemal, türbeleri kapatmış, fakat Türkiye’de bütün zamanların en büyük türbesi (adı türbe olmaksızın, mozole denilmesi tercih ediliyor) onun adına yapılmıştır. Hiç bir Osmanlı sultanının mezarı, Türkiye’nin ilk cumhurreisinin mezarıyla kıyaslanamaz. Belki de Anıtkabir’in alanına altı yüz […]
Arif
18:44 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
Menemen Vak’ası, ülkeyi yönetenlerin yönetim tarzı, halka, dindarlara, basın ve yayın araçlarına bakışları konusunda çok ilgi çekici ipuçları vermektedir. Bizzat M. Kemal Paşa, halkın gözünün korkutulması için mahkûm olanların birer ikişer tecziye edilmesi, hepsinin nihayete bırakılmaması gerektiğini söylemekte ve cezalandırılmayan halkın sürülmesini istemektedir. Çünkü hadiseye karışsın karışmasın bütün halk suçludur. Bazı gazeteler yayınlarıyla hükümetin korkulacak […]
Arif
18:41 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
CHP’nin altı okunun 1937’de Anayasa’ya sokulması ile Parti prensipleri devletin temel ilkeleri hâline getirildi. Altı Ok’la oluşturulan yapının demokrasi ile, katılımcılıkla ilgisi yoktur. Kemalizmin altı oku, cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, milliyetçilik, laiklik ve inkılâpçılıktır. Bunlardan devletçiliğin, inkılâpçılığın ve laikliğin kesin olarak totaliterliği öngördüğünü söyleyebiliriz. Türkiye’de laiklik, yalın bir siyasi laiklik/din-devlet ayrımının ötesinde, dinî kurumların toplum hayatındaki […]
Arif
18:37 - 16 Mart 2015
0 Yorumlar
Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası temel metni olan Lozan Andlaşması’nın Batılı sömürgecilerin daha önce kurmak istedikleri çerçeve ile tetabuk noktalarının ciddi olarak araştırılması lâzımdır. Bu tetabuk sadece kuru metin üzerinde değil, Türkiye’nin Cumhuriyet’ten sonra yaşadığı cebrî değişikliklerde de aranmalıdır. Mesela, Türkiye Cumhuriyeti Medenî Kanun’u İsviçre’den gerçekten bize söylenen gerekçelerle mi iktibas etti? Bu sorunun cevabı “batılıların adlî […]

0 Yorumlar