Hz.İsa ile Ahmak Hikayesi

Hz. İsa, sanki bir aslan kovalıyormuş gibi dağa doğru kaçıyordu. Birisi ardından koşup: – Ey Peygamber, dedi, hayrola, peşinde kimse yok, neden böyle kuş gibi kaçıyorsun? Hz. İsa öyle hızlı koşmaktaydı ki, acelesinden cevap bile veremedi. Adam da onun ardı sıra koşmaya başladı, arkadan bağırdı: – Allah rızası için biraz dur da söyle, neden kaçıyorsun? […]

Daha fazla oku
Bitmeyen Ağır Uyku..

Peygamberlerin bağırmaktan sesleri tükendi; sesleri taşa tesir etti de gene gafillere tesir etmedi; öylesine bağrıştan haberleri bile olmadı. Sel gibi bağırış, onlara serap göründü;  çünkü hepsi de uykuya dalmış-gitmişti: Erenler feryâd edip dururlar; uyuyanları Allah’a çağırırlar. Ama onlardan hiç kimse uyanmaz da uyanmaz; âh aman şu aman bitmeyen ağır uykudan, Yârabbi, bu zan, ne biçim […]

Daha fazla oku
Duymak Başka; İşitmek Başkadır

Duymak başka; işitmek başkadır. Bakmak başka, görmek yine başkadır. Bir çok defalar insan duyar, fakat işitmez; bakar, fakat görmez. İşitmek, görmek idrak iledir, kalb iledir, ruh ve irfan iledir. Peygamberimizi yanlız beşer gözü ile değil, Hak gözü ile görmeli. Beşeriyet gözü beşerin vasıflarını; Hak Nuru Hak Gözü, Hak’ka mahsus cemali, manevi güzelliği görür. Kenan Rıfai

Daha fazla oku
Kalb, İlim ve Marifet

KALB, ezeli nurdur; yüceliği özünde bir sırdır; bu kâinatın özüne konmuştur ki; Allah-ü Taâlâ onunla insana nazar eylesin.. Dersem bunun ne demeğe geldiğini anlamaya çalış.. Kur’anda: Âdem’in a.s. ruhuna üflenen, Allah’ın ruhu olarak anlatılmakta ve şöyle buyurulmaktadır: “Ona ruhumdan üfledim..” ( 15/29 ) Bu nura:- Kalb.. Adının verilmesi, iki manaya göredir ki; onları aşağıda anlatacağız. […]

Daha fazla oku
Kalp Nedir ?

Kalp dediğimiz şeyden kastımız, bir kan damlası veya bir et parçası değildir. Böyle bir kalbe bütün hayvanlar sahiptir. Öküz, merkep, deve gibi her hayvanın bir kalbi,ak ciğerleri ve bir kara ciğeri vardır. Bizim kalbden kastetdiğimiz şey, keyfiyeti tarif olunamıyan bir nurdur. İşte bir kan damlasından ibaret olan kalp, o nurun uğrağıdır. Bu nur; sonsuzdur. Göz […]

Daha fazla oku
Küfre razı olma küfürdür…

Dün mübahaseyi seven birisi, bana bir sual sordu. Dedi ki: “ Küfre razı olmak küfürdür.” Bunu Peygamber söyledi, onun söylediği söz de doğrudur, yerindedir. Sonra da yine “ Müslüman olan kişinin her türlü kazaya razı olması lazımdır” buyurdu. Kafirlik ve münafıklık da Allah’ın kaza ve kaderiyle değil mi? Fakat buna razı olursak( ilk hadise göre) […]

Daha fazla oku
Dünya Sevgisi

Doğumdan hemen sonra insanın ilk alemi başlar -ki hayvanlar alemidir.Bu alem onu yemeye,içmeye,helal ya da haram birleşmeye sevkeder.İnsan orada sebat eder,imana ve amele dönmezse dünya sevgisi ona galebe çalar,dünyadan her istediğini de pek tabii elde edemez,neticede yırtıcılar alemine girer. Kibir,kin,hased,intikam,mukadderse katil ile vasıflanır ve o insanın sireti yırtıcı hayvanlara döner.Eğer bundan da imana ve amele […]

Daha fazla oku
Kullara Zulüm Hakkında

Kullara zûlum; Allah’ın senin üzerine vacib kıldığı haklarını onlardan engellemendir. Bazen, kulun içinde bulunduğu sıkıntıları, müşahede etmekle onun, senin üzerine vacib kılınan haklarını görürsün… Ki, böylece onun bu haliyle, senin malındaki hakkını sana bildirdiğini idrak etmen lâzım… Zira, Allah, senin üzerine vacib olan hakkını, vermen için sana, onun hâlini müşahede ettirmiştir… Böyle anlamayıp da, onun […]

Daha fazla oku
Bu Ekim Dünyasının Yaratılış Hikmeti

Bu ekim dünyası, mahşere hazırlanmak, ahirette burada ektiğini toplamak, devşirmek için yaratılmıştır. Suyla topraktan mâna zuhur etsin diye cana ait adlar, harf ve nefes nikabiyle yüzlerini örttüler. Saf ruhun harflerden kurtulması için pek çok belâlar çekmesi, pek anlayışlı olması lâzımdır. Musa aleyhisselâm’ın Allah’a “Neden halkı yarattın, sonrada onları helak ediyorsun?” diye sorması ve Allah’ın cevabı; […]

Daha fazla oku
Benliği Yırtıp Atmak

Adem’in dış görünüşüne bakarak o nûru görmeyenler, ona ibadet etmekten çekindiler. Allah, Adem’i imtihan maksadıyla yarattı. Bazılarının kibri, büyüklüğü ve kendini onunla bir tutmak istemesi, ona ibadet etmesine, onun önünde eğilmesine mânı oldu. Fakat, kuvvetli bir asıldan gelen ve o aslî cevher kendisinde çok olan bazı kimseler, bu kibir ve benlik örtüsünü yırtar atarlar. İşte […]

Daha fazla oku