Muhyiddin İbn Arabi
İnsan Seçiminde Belirleyici Unsur:İstidad27 Eylül 2026
Arif
12:26 - 19 Mart 2015
Yüce Allah buyurdu: Allah selamet evine çağırır. (Yunus, 25). Allah, kullarını sıfatlar ve zat tevhidine davet eder. Bunların tevhidi, bütün afetlerden selamet evidir. O, fiiller tevhidine Kelime-i Tevhid, namaz, zekât, oruç, hac gibi emredilen; şirk, adam öldürme, zina, haram yemek ve bunun gibi yasak kılınan şeylerden men etmek gibi çeşitli ibadetler ve nehiylerle davet eder. […]
Arif
12:23 - 19 Mart 2015
0 Yorumlar
Ezel gününde kısmetine bir ulu rehber çıkarak, onu bu dünyanın çirkeflerinden çekip çıkarmak üzerine: “Ey ezel dostum! Ne gözlerin iyi görüyor, ne de kulağın yeterince tam duyabiliyor, Onun için bana gel, sakın elini elimden çekmeye kalkışma. Zira yeryüzünde öyle uçurumlar, çukurlar mevcuttur ki, senin o az gören gözün ve sağırlaşmış kulağın ile o girdapları görmen […]
Arif
18:46 - 17 Mart 2015
0 Yorumlar
Zan ve şüphe içinde olanlar gerçeği anlayamazlar. Onlara manevî terbiye ve hakikatleri görecek göz verilmemiştir, inanmak için elle tutulacak delil ararlar. Gönül gözüyle görülebilen delilleri ve gönül kulağıyla duyulabilen sesleri göremez, duyamazlar. Gönül gözleri görmeyenlerdir ki istidlâl yolunu körün değneği gibi kullanmak zorunda kalırlar. Bu değnek onların taşlara çarpıp yuvarlanmalarını önleşe de bu gidiş elbette […]
Arif
06:53 - 15 Mart 2015
0 Yorumlar
Sır, ancak sırrı bilenle eşittir. Sır, onu inkar eden kişinin kulağına söylenmez. Fakat Allah’dan davet etme emri gelince artık halkın kabul edip etmemesiyle ne işimiz var? Nuh, tam dokuz yüz yıl kavmini davet edip durdu. Her an da kavminin inkarı arttı. Fakat söylemeden vazgeçti mi? Hiç sükut mağarasına çekilmeye kalkıştı mı? Köpeklerin havlaması ile kervan, […]
Arif
14:09 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Müşrikler, Efendimizi anlayamadıklarından (zaten mü’mînler de tam anladı denemez ya!) bu idrak eksikliklerini “Bu bizim gibi bir insan, yiyor içiyor, pazarda dolaşıyor, Nasıl peygamber olur?” (Furkan-7) diyerek boş sözleriyle mânâdan gafletlerini gösteriyorlardı. Kur’ân-ı Kerîm’de bıı husustaki âyetler hakîkaten dikkati celbedicidir. Aynı zamanda Kur’ân-ı Kerîm’de, bir başka âyet-i kerîmede ‘sıbgatullah’, ‘Allah boyası’ ifadesi geçmektedir. (“Allah’ın boyasına […]
Arif
13:53 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
İnsan her şeye meyil duyulabilir. Bazen aslımıza, bazen aslımızın aslına, hariçten içeriye dahil ettiklerimize ya da aslımıza yakın olan ârâzlara. Bu durum şuna benzer: Bir arazi düşünün; bir tarafı ormanlık ve yeşillik, bir diğer tarafı deniz, başka bir tarafı şehir, bir başka tarafı da tarlaların, ahırların bulunduğu hayvancılık yapılan büyük bir mevki. Ortada bir yerde […]
Arif
13:46 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Kalp nefse dedi ki; “Akıl da bana tâbidir. Dolayısıyla sen ona değil aslında bana tâbisin. Zaten his olarak bana daha yakınsın. Benimle irtibatım unutma. Ey nefs-i İnsanî! Senin muharrikin (seni hareket ettiren) rûh-i insanîndir. O akıl da benden. Ben, aklın vehimlerinden uzak, müşahede makamındayım.” Akıl, nefis, kalp alâkasından anlaşılıyor ki kalp tam orta yerdedir. Hem […]
Arif
13:33 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Eğer herkes gönüldeki manevî dikenleri görebilseydi kişi gam ve kederlerin pençesinde kalıp bunlara karşı mağlûb olur muydu? Bu beyitlerin îzaha ihtiyaç duyulmayacak şekilde anlattıklan âşikârdır. Lâkin tefekkür etmeden geçilmemesi îcab ediyor. Bir yerden bir yere gitmek için ayaklarımızı kullanırız. Vücûdumuzun yükünü ayaklar taşır. Daima bu yükü taşıdıkları hâlde ayağımıza bir hastalık ârız olmadan hamallık yapan […]
Arif
13:22 - 8 Mart 2015
0 Yorumlar
Kimi insan sabır ve şükür bilmez. Bunun sebebi câhillik, kocamışlıktır. Allah’a şükretmez, Hakk’ın emirlerine ve emrettiği ibâdete sabrı ve tahammülü yoktur. Kocamış ruh, bütün miskinlerde olduğu gibi buna da bir sebep bulur. Der ki: Eğer Allah benim ibâdet etmemi isteseydi, bana ibâdet için şevk ve arzu verir, yol gösterirdi. Böyle söyleyerek; rûhunun değil, nefsinin emirlerine […]
Arif
23:59 - 7 Mart 2015
0 Yorumlar
Nefsine dürüst davranmadıkça Allah’a dürüst ve samimi davranmış olamazsın. Nefsini bilmedikçe de ona karşı dürüst davranmış olamaz ve onu araştırmadıkça ve (ara sıra) ölüme sunmadıkça, ölümü düşündürmedikçe,onu tanımış olamazsın. Bu, Allah’a sunuş anlamına gelir. Ve böylece, onun hallerine muttali olmuş olursun. Onu itham ettiğin zaman,kontrol elmiş; kontrol ettiğin zaman hallerine muttali’ olmuş, muttali’ olduğun zaman […]

0 Yorumlar