Cisminin Küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! Şu görünen umumî âlemde her insanın hususî bir âlemi vardır.  Bu hususî âlemler, umumî âlemin aynıdır. Yalnız umumî âlemin merkezi şemstir. Hususî âlemlerin merkezi ise şahıstır.  Her hususî âlemin anahtarları o âlemin sâhibinde olup letâifiyle bağlıdır. O şahsî âlemlerin safveti, hüsnü ve kubhu, ziyası ve zulmeti, merkezleri olan eşhasa tâbidir.  Evet, ayinede irtisam eden bir […]

Daha fazla oku
Kuşlar nasıl ‘Lâ ilâhe illâ Hû’ diyor?

  Bismillahirrahmanirrahim Sonra, seyahat-i fikriyede bulunan o meraklı ve terakki ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir güldeste-i marifet ve İmân alıp gelirken, hayvanat ve tuyûr âleminin kapısı, hakikat-bîn olan aklına ve marifet-âşinâ olan fikrine açıldı. Yüz bin ayrı ayrı seslerle ve çeşit çeşit dillerle onu içeriye çağırdılar, “Buyurun” dediler. O […]

Daha fazla oku
Bayram namazlarındaki Allahu Ekber’ler

Bismillahirrahmanirrahim   Evet, eğer namazların arkasında, hususan bayram namazlarında, bir anda Allahu ekber diyen yüzer milyon insanların sesleri, -âlem-i gaybda ittihad ettikleri gibi, -âlem-i şehadette dahi birbiriyle ittihad edip içtima etse, -küre-i arz tamamıyla büyük bir insan olup, azametine nispeten büyük bir sadâ ile söylediği Allahu ekber’e müsavi geldiğinden, -o muvahhidînin ittihadıyla bir anda Allahu […]

Daha fazla oku
Hastalık, menfi ibadettir

Bismillahirrahmanirrahim   Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret. Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir.   Çünkü ibadet iki kısımdır.   Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir.   Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete […]

Daha fazla oku
Nur-u Muhammedî o alemin çekirdeği, semeresi

Bismillahirrahmanirrahim   İ’lem eyyühe’l-aziz!   Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nur-u Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir.   -Eğer o âlem-i kebir bir şecere tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi olur.   -Eğer dünya mücessem bir zîhayat farz edilirse, o nur onun ruhu olur.   -Eğer büyük bir […]

Daha fazla oku
Hz.Yunus’un (as) duasındaki büyük sır

Bismillahirrahmanirrahim BİRİNCİ LEM’A HAZRET-İ YUNUS İBNİ METTÂ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâmın münâcâtı, en azîm bir münâcattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır. Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülâsası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette, (Senden başka ilâh yoktur. Seni […]

Daha fazla oku
Dua eden, ‘Cenab-ı Hak işitir’ demeli

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına nümunedir. Tevhid ve ibadette lâzım olduğu gibi, dua eden kimse de, “Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenâb-ı Hak işitir” deyip Kadir olduğuna itikad etmelidir. Bu itikad, Allah’ın herşeyi bilir ve herşeye kadir olduğunu istilzam eder. Bediüzzaman Said Nursi (Mesnevi-i Nuriye, Hubâb)  

Daha fazla oku
Avamın, Siyasi Mes’elelere Merakla Meşgul Olmasındaki Zararları

Siyâsî memurların vazifesi olan siyasî mes’eleleri, bilhassa neşir vasıtasıyla efkar-ı ammeye arzederek merakları tahrik ile halkın meşgul edilmesinin, esas vazifelere ve manevi hayata verdiği zararlar… Sual: Bize verdiğiniz cevabda diyorsunuz: “Siyasî geniş daireleri MERAK İLE TAKİB eden, küçük daireler içindeki VAZİFELERİNDE ZARAR EDER.” Bunun izahını istiyoruz? Elcevab Üstadımız diyor ki: Evet bu zamanda MERAK İLE, RADYO […]

Daha fazla oku
Dinsizliğin Manevi Tahribatına Karşı, Yalnız Siyasî Müdahalelerin Çare Olmadığı ve Manevi Islahatın Lüzumu

Siyesetle Dine Hizmet Etmek, Müşkilatlı ve Hatarlı Olup, Kalplerin İman ile Islah Edilmesi Lazım … Denilmiş: “Ne için siyasetten çekildin? Hiç yanaşmıyorsun?” Elcevab: Dokuz-on sene evveldeki ESKİ SAİD, BİR MİKDAR SİYASETE GİRDİ. Belki SİYASET VASITASIYLA DİNE ve İLME HİZMET EDECEĞİM DİYE BEYHUDE YORULDU.. ve gördü ki; o yol meşkuk ve müşkilâtlı ve bana nisbeten fuzuliyane, […]

Daha fazla oku
Fısk ve Sefahetler, İnsanları Tahribci ve Müfsid Yapar

Fısk; haktan udûl, ayrılmak, hadden tecavüz, hayat-ı ebediyeden çıkıp terketmektir. Fıskın menşei; kuvve-i akliye, kuvve-i gazabiye, kuvve-i şeheviye denilen üç kuvvetin ifrat ve tefritinden neş’et eder. Evet ifrat veya tefrit, delillere karşı bir isyandır. Yani sahife-i âlemde yaratılan delail, uhûd-u İlahiye hükmündedir. O delaile muhalefet eden, Cenab-ı Hak’la fıtraten yapmış olduğu ahdini bozmuş olur. Ve […]

Daha fazla oku