Her kim kendisini Allah’a mal ederse

Bismillahirrahmanirrahim İ’lem eyyühe’l-aziz! Her kim kendisini Allah’a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah’a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah’a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve herşeyin O’ndan olduğunu ve O’na rücû ettiğini bilmekle olur. Bediüzzaman Said Nursî – (Mesnevi-i Nuriye-Hubâb)

Daha fazla oku
Hayvanata taksim edilen rızıklara dikkat lazım

Bismillahirrahmanirrahim   Gıda olarak mahlûkata, bilhassa hayvanata taksim edilen rızıklara dikkat lâzımdır ki, bu rızık vakt-i muayyeninde yetişir, vakt-i ihtiyaçta sevk edilir.   Ve derece-i ihtiyaç nisbetinde yapılan sevkiyatta büyük bir intizam vardır.   İşte, bu umumî rızık hakkında görünen geniş ve muntazam rahmet ve inayetler, ancak herşeyin mürebbîsi ve herşeyin müdebbiri ve herşey yed-i […]

Daha fazla oku
Kainatın sahibi, Hz.Muhammed ile konuştu

Bismillahirrahmanirrahim   Şu kâinatın Sahip ve Mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve herşeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faideleri irade ederek tedvir ediyor.   –Madem yapan bilir, elbette bilen konuşur.   –Madem konuşacak; elbette zîşuur ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak.   […]

Daha fazla oku
Şeytanın şerrinden Allah’a sığınmanın sırrı

Bismillahirrahmanirrahim   Sual: Şeytanların kâinatta icad cihetinde hiçbir medhalleri olmadığı, hem Cenâb-ı Hak rahmet ve inâyetiyle ehl-i hakka taraftar olduğu, hem hak ve hakikatin cazibedar güzellikleri ve mehâsinleri ehl-i hakka müeyyid ve müşevvik bulunduğu, hem dalâletin müstekreh çirkinlikleri ehl-i dalâleti tenfir ettikleri halde, hizbüşşeytanın çok defa galebe etmesinin hikmeti nedir? Ve ehl-i hak, her vakit şeytanın […]

Daha fazla oku
Hem gıybet, hem iftira, iki katlı çirkin günah

Bismillahirrahmanirrahim   Gıybet hakkındadır   بِاسْمِهِ – وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ   YİRMİ BEŞİNCİ SÖZÜN Birinci Şulesinin Birinci Şuaının Beşinci Noktasının, makam-ı zem ve zecrin misallerinden olan birtek âyetin, mu’cizâne altı tarzda gıybetten tenfir etmesi, Kur’ân’ın nazarında gıybet ne kadar şenî birşey olduğunu tamamıyla gösterdiğinden, başka beyana ihtiyaç bırakmamış. Evet, Kur’ân’ın beyanından sonra […]

Daha fazla oku
Rızık şükürle kaimdir, şükürle oluyor

Bismillahirrahmanirrahim   Şimdi, görüyoruz ki, herşey nasıl ki rızkın etrafında toplanmış, ona bakıyor. Öyle de, rızık dahi, bütün envâıyla, mânen ve maddeten, halen ve kalen şükürle kaimdir, şükürle oluyor, şükrü yetiştiriyor, şükrü gösteriyor.   Çünkü, rızka iştiha ve iştiyak, bir nevi şükr-ü fıtrîdir. Ve telezzüz ve zevk dahi gayr-ı şuurî bir şükürdür ki, bütün hayvânatta […]

Daha fazla oku
Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak yalandır

Bismillahirrahmanirrahim Yedinci cümleyi teşkil eden ﴾ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ ﴿’nin (“Söylemiş oldukları yalanlar sebebiyle..” Bakara Sûresi, 2:10.) vech-i irtibatı: Münafıkların azaplarının, mezkûr cinayetleri arasında yalnız kizb ile vasıflandırılması, kizbin şiddet-i kubh ve çirkinliğine işarettir. Bu işaret dahi, kizbin ne kadar tesirli bir zehir olduğuna bir şahid-i sadıktır. Zira kizb, küfrün esasıdır. Kizb, nifâkın birinci alâmetidir. Kizb, kudret-i […]

Daha fazla oku
Şeriat-ı İlâhiye ikidir

Bismillahirrahmanirrahim     Biri: Sıfat-ı kelâmdan gelen bir şeriattır ki, beşerin ef’âl-i ihtiyariyesini tanzim eder.   İkincisi: Sıfat-ı iradeden gelen ve “evâmir-i tekviniye” tesmiye edilen şeriat-ı fıtriyedir ki, bütün kâinatta câri olan kavânin-i âdâtullahın muhassalasından ibarettir. Evvelki şeriat nasıl kavânîn-i akliyeden ibârettir; tabiat denilen ikinci şeriat dahi, mecmu-u kavânin-i itibariyeden ibarettir. Sıfat-ı kudretin hassası olan tesir ve […]

Daha fazla oku
İnsandaki cihazlar baki hayat için verilmiş

Bismillahirrahmanirrahim   ÜÇÜNCÜ NÜKTE   İnsan, fiil ve amel cihetinde ve sa’y-i maddî itibarıyla zayıf bir hayvandır, âciz bir mahlûktur. Onun o cihetteki daire-i tasarrufâtı ve mâlikiyeti o kadar dardır ki, elini uzatsa ona yetişebilir. Hattâ, insanın eline dizginini veren hayvânât-ı ehliye, insanın zaaf ve acz ve tembelliğinden birer hisse almışlardır ki, yabanî emsallerine kıyas […]

Daha fazla oku
Mucize Dava-i İspat İçindir,İcbar İçin Değildir…

Bismillahirrahmanirrahim   ÜÇÜNCÜ NOKTA: Mu’cize, dâvâ-i nübüvvetin ispatı için, münkirleri iknâ etmek içindir, icbar için değildir. Öyle ise, dâvâ-i nübüvveti işitenler için, iknâ edecek bir derecede mu’cize göstermek lâzımdır. Sâir taraflara göstermek veyahut icbar derecesinde bir bedâhetle izhar etmek, Hakîm-i Zülcelâlin hikmetine münâfı olduğu gibi, sırr-ı teklife dahi muhâliftir. Çünkü, “Akla kapı açmak, ihtiyarı elinden almamak” sırr-ı teklif iktizâ […]

Daha fazla oku