İslam Medeniyet Tarihinde İlim Yolculukları

Bir yerden diğerine seyahat etme anlamına gelen “rıhle” genelde âlimlerin, özelde muhaddislerin hadis öğrenmek, bildiklerini tevsik etmek için yaptıkları ilim yolculuklarını ifade etmek için kullanılır. Her şeyi bilen Allah Azze ve Celle, Hz. Âdem’i yaratınca, ona eşyayı öğretti, dilediği kullarına da murat ettiği kadar “ilim” verdi. İlmin gerekliğine inanan insanlar ilim sahiplerine ulaşıp onlardan istifade […]

Daha fazla oku
Dua silahtır, talimdir

“Dua müminin silahıdır, ibadetin temel direğidir, göklerin ve yerin nurudur”. Duanın silah olması iki anlama gelebilir. Birincisi, dua sayesinde mümin şeytan ve nefis düşmanlarına karşı Allah’tan destek alır ve Allah’ın desteğini alınca artık mağlup olmaz. İkincisi, dua ile kul Allah’ı hatırlar, O’na bağlanır, sırtını adeta Allah’a dayadığı için kendini güçlü hisseder. Tıpkı korkulan bir mekânda […]

Daha fazla oku
“Ümmetimin İhtilafı Rahmettir” hadis midir?

Bediüzzaman eserlerinde, “Ümmetimin ihtilafı rahmettir.” Rivayetini hadis olarak değerlendirmektedir. Fakat aşağıdaki iddia sahibi bunun hadis olmadığını ileri sürmektedir. Bizleri bu konuda aydınlatır mısınız? Yazar: Niyazi BEKİ (Doç. Dr.), İddia: «. إختلاف أمتي رحمةﺇ » Aliyyu’l-Kari bu hadis hakkında diyor ki: “İmamların çoğu bunun aslının olmadığını zannettiler. Fakat, Hattabî bunu Garibu’l-Hadis’te istitraden zikretti ve kendi kanaatine göre […]

Daha fazla oku
Ehli Sünnet vel Cemaat Hak Yol Üzerindedir

İsrâil oğullarının başına zaman zaman gelen belalar ~iki ayak­kabının birbirine hizâdarlığı gibi- ümmetimin başına da gelecektir. Şayet onlardan biri alenen anasına gelmişse, ümmetim de o İşin aynısını İşleyecektir. Şübhesiz İsrail oğulları yetmiş iki millete ay­rıldı. Halbuki ümmetim de yetmiş üç millete ayrılıp parçalanacaktır. Hepsi ateştedir, bir tek millet müstesnadır.” Ashab: “Bunlar kinlerdir ya Rasûlallah?” dediler. […]

Daha fazla oku
İman Etmeksizin İnkar Küfür; İmandan Sonra İnkar İrtidaddır

İkrar, imanın şartı veya cüz’ü olduğu gibi; dil ile inkar da, kasıdlı olsun olmasın, küfrün cüz’ü veya şartıdır. Bu itibarla Mevâkıf ve şerhinde küfür şöyle tarif edilmiştir: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu ve herkes tarafından bilinen hükümlerden birini inkar etmek, yani dille söylemek küfürdür.” Binaenaleyh Hazreti Ayşe radıyallâhu anhâ’ya dil uzatmak, hırsızın elinin […]

Daha fazla oku
Ümmetin En Büyüğü Dört Kiramdır

Şübhesiz ashab radıyallâhu anhum, ümmetin en büyükleridir. Onların da tertib üzere en büyüğü Hazreti Ebû Bekr Sıddîk radıyallâhu anhudur. Sonra Ömer-ul-Fâruk radıyallâhu anh; sonra Hazreti Osman radıyallâhu anh; sonra Hazreti Ali radıyallâhu anh’tır. Ve efdal evliyâ Sıddîk-ı Ekber ba’dehu Fâruk Ve Zinnûreyn’den sonra Alî’dir ol Velîyullah Ve evliyânın en üstünü, Sıddîk-i Ekber Hazreti Ebû Bekr’dir. […]

Daha fazla oku
Resulullah’tan (a.s) Tevatür Yoluyla Geldiği Bilinen Şer’i İlkelerden Birini İnkar Eden Kimseler Hakkında

Beşinci mertebede, açıkça yalanlamayı bırakan ancak Resûlullah’tan (s.a.s.) tevâtür yoluyla geldiği bilinen şer’î ilkelerden birini inkâr eden kimseler bulunur. Bu kişi, “Beş vakit namaz vâcip değildir” diyen kişi gibi, “Bu ilkelerin Resûlullah’tan geldiğini bilmiyorum” diyebi­lir. Bu kimseye Kur’ân âyetleri ve hadisler okunduğunda da “Ben bunla­rın Resûlullah’tan geldiğini bilmiyorum, belki bunlar yanlıştır ve değişti­rilmiştir” diye cevap […]

Daha fazla oku
Ehl-i sünnetin Sahâbe ve Hulefâ-i Râşidin Hakkındaki İnancını Açıklama

Üçüncü nokta, Ehl-i sünnetin sahâbe ve hulefâ-i râşidin hakkındaki inancını açıklama hususundadır. Bil ki; insanlar, sahâbe ve hulefâ-i râşidin konusunda bazı açılardan ileri gitmişlerdir. Bazıları onları aşırı överek imamların günahsızlığını (ismet) iddia etmiş, bazıları da sahabeyi kötüleme konusunda dilini serbest bırakıp eleştiriye kalkışmıştır. Sen asla bu iki gruptan olma ve itikadda orta yolu takip edenlerin […]

Daha fazla oku
Kabir Azabı ve Münker-Nekir Meleklerinin Suali

Kabir azabına gelince; şer’î hükümler onun vatlığına delâlet etmektedir. Zira Resûlullah’ın (s.a.s.) ve sahâbenin (a.s.) dualarında bun­dan sakınmaları, tevâtür derecesine ulaşmıştır. Peygamberin (s.a.s.) iki kabrin yanından geçerken içinde yatanların azap gördüğüne dair sözü de meşhurdur.(Buhârî, “Vudu”, 55;) Yüce Allah’ın “Firavun ailesini ise şiddetli bir azap kuşatıp yok etti. Bu azap, onların sabah akşam sokulacakları ateştir” […]

Daha fazla oku
Yüce Allahın Arşın Üstüne ‘İstiva’ Nitelenmekten Münez­zehtir

Yüce Allahın arşın üstüne kurulmakla (istivai) nitelenmekten münez­zeh olduğunu iddia ediyoruz. Çünkü, cisim üzerine yerleşen ve oraya kurulan her varlık, zorunlu olarak belirli bir ölçü ile belirlenmiştir. Bu durumda, bu varlık [üzerine yerleştiği ve kurulduğu] bu cisimden ya küçüktür ya büyüktür ya da ona eşittir. Bunların hepsi bir ölçü ile belir­lenmeyi (takdir) gerektirir. Şayet O’nun […]

Daha fazla oku