Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
15:57 - 28 Haziran 2016
Bir yerden diğerine seyahat etme anlamına gelen “rıhle” genelde âlimlerin, özelde muhaddislerin hadis öğrenmek, bildiklerini tevsik etmek için yaptıkları ilim yolculuklarını ifade etmek için kullanılır. Her şeyi bilen Allah Azze ve Celle, Hz. Âdem’i yaratınca, ona eşyayı öğretti, dilediği kullarına da murat ettiği kadar “ilim” verdi. İlmin gerekliğine inanan insanlar ilim sahiplerine ulaşıp onlardan istifade […]
Harun Selçuk
19:36 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
“Dua müminin silahıdır, ibadetin temel direğidir, göklerin ve yerin nurudur”. Duanın silah olması iki anlama gelebilir. Birincisi, dua sayesinde mümin şeytan ve nefis düşmanlarına karşı Allah’tan destek alır ve Allah’ın desteğini alınca artık mağlup olmaz. İkincisi, dua ile kul Allah’ı hatırlar, O’na bağlanır, sırtını adeta Allah’a dayadığı için kendini güçlü hisseder. Tıpkı korkulan bir mekânda […]
Arif
19:27 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
Bediüzzaman eserlerinde, “Ümmetimin ihtilafı rahmettir.” Rivayetini hadis olarak değerlendirmektedir. Fakat aşağıdaki iddia sahibi bunun hadis olmadığını ileri sürmektedir. Bizleri bu konuda aydınlatır mısınız? Yazar: Niyazi BEKİ (Doç. Dr.), İddia: «. إختلاف أمتي رحمةﺇ » Aliyyu’l-Kari bu hadis hakkında diyor ki: “İmamların çoğu bunun aslının olmadığını zannettiler. Fakat, Hattabî bunu Garibu’l-Hadis’te istitraden zikretti ve kendi kanaatine göre […]
Arif
18:55 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
İsrâil oğullarının başına zaman zaman gelen belalar ~iki ayakkabının birbirine hizâdarlığı gibi- ümmetimin başına da gelecektir. Şayet onlardan biri alenen anasına gelmişse, ümmetim de o İşin aynısını İşleyecektir. Şübhesiz İsrail oğulları yetmiş iki millete ayrıldı. Halbuki ümmetim de yetmiş üç millete ayrılıp parçalanacaktır. Hepsi ateştedir, bir tek millet müstesnadır.” Ashab: “Bunlar kinlerdir ya Rasûlallah?” dediler. […]
Arif
18:44 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
İkrar, imanın şartı veya cüz’ü olduğu gibi; dil ile inkar da, kasıdlı olsun olmasın, küfrün cüz’ü veya şartıdır. Bu itibarla Mevâkıf ve şerhinde küfür şöyle tarif edilmiştir: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu ve herkes tarafından bilinen hükümlerden birini inkar etmek, yani dille söylemek küfürdür.” Binaenaleyh Hazreti Ayşe radıyallâhu anhâ’ya dil uzatmak, hırsızın elinin […]
Arif
18:27 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
Şübhesiz ashab radıyallâhu anhum, ümmetin en büyükleridir. Onların da tertib üzere en büyüğü Hazreti Ebû Bekr Sıddîk radıyallâhu anhudur. Sonra Ömer-ul-Fâruk radıyallâhu anh; sonra Hazreti Osman radıyallâhu anh; sonra Hazreti Ali radıyallâhu anh’tır. Ve efdal evliyâ Sıddîk-ı Ekber ba’dehu Fâruk Ve Zinnûreyn’den sonra Alî’dir ol Velîyullah Ve evliyânın en üstünü, Sıddîk-i Ekber Hazreti Ebû Bekr’dir. […]
Arif
16:31 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
Beşinci mertebede, açıkça yalanlamayı bırakan ancak Resûlullah’tan (s.a.s.) tevâtür yoluyla geldiği bilinen şer’î ilkelerden birini inkâr eden kimseler bulunur. Bu kişi, “Beş vakit namaz vâcip değildir” diyen kişi gibi, “Bu ilkelerin Resûlullah’tan geldiğini bilmiyorum” diyebilir. Bu kimseye Kur’ân âyetleri ve hadisler okunduğunda da “Ben bunların Resûlullah’tan geldiğini bilmiyorum, belki bunlar yanlıştır ve değiştirilmiştir” diye cevap […]
Arif
16:27 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
Üçüncü nokta, Ehl-i sünnetin sahâbe ve hulefâ-i râşidin hakkındaki inancını açıklama hususundadır. Bil ki; insanlar, sahâbe ve hulefâ-i râşidin konusunda bazı açılardan ileri gitmişlerdir. Bazıları onları aşırı överek imamların günahsızlığını (ismet) iddia etmiş, bazıları da sahabeyi kötüleme konusunda dilini serbest bırakıp eleştiriye kalkışmıştır. Sen asla bu iki gruptan olma ve itikadda orta yolu takip edenlerin […]
Arif
16:20 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
Kabir azabına gelince; şer’î hükümler onun vatlığına delâlet etmektedir. Zira Resûlullah’ın (s.a.s.) ve sahâbenin (a.s.) dualarında bundan sakınmaları, tevâtür derecesine ulaşmıştır. Peygamberin (s.a.s.) iki kabrin yanından geçerken içinde yatanların azap gördüğüne dair sözü de meşhurdur.(Buhârî, “Vudu”, 55;) Yüce Allah’ın “Firavun ailesini ise şiddetli bir azap kuşatıp yok etti. Bu azap, onların sabah akşam sokulacakları ateştir” […]
Arif
16:16 - 26 Haziran 2016
0 Yorumlar
Yüce Allahın arşın üstüne kurulmakla (istivai) nitelenmekten münezzeh olduğunu iddia ediyoruz. Çünkü, cisim üzerine yerleşen ve oraya kurulan her varlık, zorunlu olarak belirli bir ölçü ile belirlenmiştir. Bu durumda, bu varlık [üzerine yerleştiği ve kurulduğu] bu cisimden ya küçüktür ya büyüktür ya da ona eşittir. Bunların hepsi bir ölçü ile belirlenmeyi (takdir) gerektirir. Şayet O’nun […]

0 Yorumlar