Allah Resulü’nün (s.a.v.) Beşeriyetine Dengeli Bakış

  ilk yazı: Allah Resulü’nün (s.a.v.) Beşeriyeti   Ömer Özpınar: Peygamber’in ve sünnetinin anlaşılmasında, onun insan ve peygamber olma gibi iki önemli sıfatının olduğunu, sahabenin yaptığı gibi, göz önün­de tutmaktır. Zira, biraz sonra geniş bir şekilde ele alacağımız üzere, Hz. Peygamber (s)’in davranışlarının ve buyruklarının dinî konumu ve bağlayıcılık derecesi belirlenirken, onun peygamberlik vasfıyla mı yoksa bir beşer olarak […]

Daha fazla oku
Allah Resulü’nün (s.a.v.) Beşeriyeti

(4917)- İbnu’z-Zübeyr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Ensar’dan bir erkek, hurma ağaçlarını suladıkları Harre’nin su arkı yüzünden Zübeyr (radıyallahu anh)’le ihtilafa düşüp Resulullah’ın huzurunda murafaa oldular. Resulullah (ihtilaflarını dinledikten sonra) Zübeyr’e: “Ey Zübeyr (önce) sen sula, suyu sonra da komşuna sal!” buyurdular. Ensari bu hükme kızdı ve: “Böyle hükmetmen, o senin halaoğlun olmasındandır!” dedi. Resulullah bu söze […]

Daha fazla oku
Vahyin Hakikati

“Vahiy” kelimesi (VHY) fiilinin mastarı olup lügatte, gizli konuşmak, emretmek, îma ve işaret etmek, acele etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak ve ilham gibi anlamlara gelmektedir.(1) “Vahiy” kelimesi (VHY) fiilinin mastarı olup lügatte, gizli konuşmak, emretmek, îma ve işaret etmek, acele etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak veilham gibi anlamlara gelmektedir.(1) Bu kelime, Kur’an’da Allah’a ait bir fiil olarak kullanıldığı […]

Daha fazla oku
Deve İdrarının İçilmesi Hakkındaki Hadis-1: Edip Yüksel’e Cevap

Edip Yüksel: Zalim sultanları, valileri ve kumandanları peygamberin hayatından örnekler ile desteklemek için “Peygamber şair kadını iki atın üzerine koyup ikiye yardı” veya “Şifa için deve sidiği içmelerini tavsiye ettiği kişiler çobanını öldürünce onları yakalatıp gözlerini kızgın çivilerle oydu” gibi hadisler uydurdular. (1) Cevap: Hadisteki müsle uygulaması mensuh olmakla birlikte hadisten çıkarılan en önemli sonuç kısasın meşruluğudur. Yani […]

Daha fazla oku
İsra ve Miraç hususunda Mealcilerin büyük çelişkisi

  İsra ve Miraç hususunda Mealcilerin büyük çelişkisi..Miraç var mı? Peygamber Efendimiz bedenen göklere yükseldi mi? Mescid-i Aksa nerede?: İsra ve Miraç hususunda Ehl-i Sünneti eleştirmekte ittifak halinde olan mealciler kendi içlerinde herhangi bir fikir birliğine varamadılar..Oysa Kuran ayetlerinin açık, anlaşılır ve kolaylaştırılmış olduğunu savunur ve bu yüzden de Kuran tefsirinde hadisleri lüzumsuz görürler. Kuran’ın […]

Daha fazla oku
Hakikat Nerede ?

İmam Şâfiî günümüze gelen ilk usul eseri olma özelliğini taşıyan er-Risâle adlı eserinde Arap dili ve sünnet ile ilgili –önemi halâ yeterince kavranmamış olan- iki önemli tespitte bulunur: a) Arap dili, her bir Arap tarafından bütünüyle bilinmese de bir bütün olarak Araplar tarafından bilinmektedir. b) Sünnet, her bir âlim tarafından bütünüyle bilinmese de âlimlerin bütünü […]

Daha fazla oku
İslam Modernizminin Allah ve Vahiy Tasavvuru

Hasan Hanefî’den İlhami Güler’e, Fazlur Rahman’dan Hasan Elik’e, Nasr Hamid Ebu Zeyd’den Montgomery Watt’a ve Mustafa Öztürk’e kadar, Modernistlerin Allah ve Kur’ân Tasavvuru hakkında bilgilendirici ve eleştirel bir yazı… İsIam modernizmi, İslam’ın modern hayata uyarlanması, liberallik, laikIik, seküIerIik, hümanizm ve rasyonalizm gibi çağın hâkim değerIerinin ışığında yeniden yorumIanması demektir ve asIen askerî, siyasî, idarî ve […]

Daha fazla oku
Madolyonun İki Yüzü:Mana ve Anlam

  Birbiri yerine sıkça kullandığımız iki kelimedir “anlam” ve “mana”. İlk bakışta eş anlamlı gibi gelse de bu iki kelime arasında önemli bir fark vardır. Kökeni itibarıyla mana kelimesi, konuşanın sözüyle kastettiği şeydir. Mesela “Mana, şairin aklındadır” denir ki bu şiirle ne kastettiğini en iyi şairin kendisi bilir demektir. Anlam (mefhum) ise sözü söyleyenin kastettiği […]

Daha fazla oku
Bazı hadislerde, anasız kalasıca, eli toprak olasıca, canın çıksın şeklinde geçen ifadeleri nasıl anlamamız gerekiyor?

Bazı hadislerde, muhâtabına “ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ” denilen ve Türkçe’ye “annesi kaybedesice” şeklinde çevrilebilen bu söz, Arapların gelenek olarak kullandıkları bir ifadedir. (bk. Aynî, Umde, VI, 88). “Sükl/ثُكْل” kelimesi, annenin veya babanın çocuğunu kaybetmesi (İbnu’l-Esîr, Nihâye, I, 217), ya da çocuğun annesini kaybetmesi mânâsındadır. Bu ifade, kötü fiillerinden ve sözlerinden dolayı kişinin aleyhine beddua gibi olsa da […]

Daha fazla oku
Muhkem-Müteşabih Meselesine Selefin Bakışı (1)

Fahreddin ER-RÂZÎ Çeviren: Celalettin DİVLEKCİ(2) Özet Muhkem-müteşâbih meselesi, tefsir literatüründe üzende çokça durulmuş bir konudur. Fahreddin er-Râzi de bir müfessir, kelamcı ve en önemlisi bir usul âlimi olarak bu meseleyi ele alır. Râzi konuya, Kur’an’da bilinmesi imkânsız şeylerin bulunması mümkün müdür? sorusuyla girer. Konuyla ilgili tarafların görüşlerini, dayandıkları aklî ve naklî delilleri verir. Kelimelerin Kur’an’daki […]

Daha fazla oku