Tasavvuf
“İşi Kolay Kılmak”12 Ekim 2026
Arif
13:16 - 23 Şubat 2017
el-Gazzâlî Selçuklu Sultanı Alparslan (ö. 465/1072)’ın saltanatı ele geçirerek Mutezile taraftarı olan vezir Muhammed b. Mansur el-Kunderî (ö. 455/1063) yerine Nizâmu’l-Mülk’ü (ö. 485/1092) tayin etmesi Eş’ariyye’nin daha da canlanmasına ve süratle yayılmasına yol açmıştır. Nizâmu’l-Mülk kuvvetli bir Eş’arî taraftarı olduğu gibi, ilme ve ilim adamlarına da büyük değer veren bir kişiydi. Cüveynî (ö. 478/1085) […]
Arif
13:05 - 23 Şubat 2017
0 Yorumlar
el-Eş’arî Şayet birileri: “Niçin kulların kesbleri Allah’ın mahlukudur, diye iddia ettiniz?” şeklinde sorarlarsa, onlara şöyle denir: Çünkü Allah Teâlâ, şöyle buyurdu: “Allah, sizi ve yaptıklarınızı yarattı” (Kur’ân 37: 96) ve yine şöyle buyurdu: “Yaptıkları amellere karşılık” (Kur’ân 46:14). Karşılık (ceza) amelleri karşılığında vaki olunca, onların amellerini yaratan (Allah) olur. Yine denirse ki, Allah şöyle buyurmadı […]
Arif
12:57 - 23 Şubat 2017
0 Yorumlar
İslam Kelamında en çok tartışılan konulardan biri de İman- İslam, dolayısıyla amelin imandan bir cüz/parça olup olmaması konusudur. Ebû Hanife’ye göre amel imandan bir cüz değildir; bu nedenle de imanda artma ve eksilme söz konusu değildir. Netice olarak, iman eden aynı zamanda Müslümandır; Müslüman olan da mümindir. Aşağıdaki metinde bu husus delilleriyle açıkça ele […]
Arif
12:53 - 23 Şubat 2017
0 Yorumlar
Kâdı Ebû Bekir el-Bakıllânî (kimdir)(ö. 403/1013), Basra’da doğmuş ve orada bulunan zamanın meşhur âlimlerinden ilim tahsil etmiştir. Özellikle kelam ilminde şöhret bulmuştur. Daha sonra ilim tahsiline Bağdat’ta devam etmiş ve nihayet orada vefat etmiştir. Kâdılık görevinde bulunması sebebiyle Kâdı ünvanı ile anılmaktadır. Bakıllânî, Eş’ari ekolünü sistemleştirip geliştiren kişidir. Akılcı bir kelam yolu kurmuş ve […]
Arif
12:49 - 23 Şubat 2017
0 Yorumlar
Dünya, din yolunun duraklarından biri; yolcuları Allah’ın huzuruna götüren bir yol ve çölde yolcuların azıklarını aldıkları bir çarşıdır. Dünya ve ahiret iki halden ibarettir: ölümden öncesine –bu sana daha yakındır– “dünya” denir, ölümden sonrasına da “ahret” denir. Dünyanın amacı ahiret azığıdır. Zira insan ilkin yalın ve eksik yaratılmıştır; fakat kemale ermek, Allah’a layık olmak, […]
Arif
13:44 - 22 Şubat 2017
0 Yorumlar
(Kitâbu’t-Tevehhum) HARİS el-Muhasibi (k.s) … Elinizdeki “Kitabu’t-Tevehhum” adlı hacmi küçük, fakat değeri çok büyük olan bu eser, son derece nefis ve emsalsiz bir kitaptır. Bir insanın, dünyaya gözünü yumduğu andan itibaren nelerle karşılacağını gayet akıcı ve etkili bir üslupla anlatmaktadır. Eserin dikkatleri çeken en önemli bir özelliği de “havf ve reca=korku ve ümit”dengesini hemen her satırında korumaya […]
Arif
13:05 - 22 Şubat 2017
0 Yorumlar
Telif: Muhammed Zâhid el-Kevserî Çev.: Osman Güner** İsrailiyat konusu, öteden beri hadis ilmiyle uğraşanların en temel tartışma konularından biri olmuştur. Yahudi ve Hıristiyanların dinî kaynaklarından aktarılan “efsane,kıssa, olay veya bilgi” anlamında kullanılan İsrailiyat’ın, İslamî literatüre kimler tarafından ve nasıl sokulduğu konusu dün olduğu gibi bu gün de gündemi hala meşgul etmektedir. Özellikle henüz sahabenin hayatta […]
Arif
12:56 - 22 Şubat 2017
0 Yorumlar
Kudret’in karşıtı olan “acz” kökünden if’al babında “i’caz” masdarından türetilen bir ism-i fail olarak “âciz bırakan, karşı konulamayan, benzeri yapılamayan, hârika” anlamında bir terim. Kur’ân-ı Kerim’de, “mucize” anlamında çok defa, “âyet, âyât, beyyine, delil ve delâil” kelimeleri kullanılmıştır. Âyet; belli olan bir alâmet, bir şeyi ispat eden delil veya işaret demektir. O halde genel […]
Arif
15:21 - 18 Şubat 2017
0 Yorumlar
Kur’an’da Noklunan Yusuf (a.s.) Kıssası Işığında Görev İsteme Meselesi Ve Molla Hüsrev Fâtih Sultan Mehmed’in hocalarından olan Molla Hüsrev (885 / 1480) âlim, fâdıl ve mütedeyyin bir zat idi. Bilhassa fıkıh ilminde temâyüz etmiş, hadis ve tefsir ilimleriyle de meşgul olmuş, çok sayıda talebeye hadis ve tefsir dersi vermiştir. Molla Hüsrev müstakil bir Kur’an tefsiri […]
Arif
14:03 - 7 Şubat 2017
0 Yorumlar
1 Sürekli bu tarz konular hakkında yazmamdan bıktınız belki. Fakat ne çare? Tekrar tekrar karşıma çıkıyor. Ben de çenesini tutamaz bir adamım. İster istemez haklarında karalamak zorunda kalıyorum. Bu defa yazımın girizgâhını oluşturacak soruyu müdakkik abim Hamdi Akyol sordu. Facebook’ta yaptığı bir fotoğraf (sol köşede gördüğünüz) paylaşımının üstünde şunlar yazıyordu: “Fotoğraftaki rivayet Ebu Davud’dan. 1617 […]

0 Yorumlar