İslam
İnsan Kalbinin Özellikleri10 Haziran 2026
Arif
23:16 - 23 Mart 2015
Kişi ancak kendi emeğinin karşılığını mülk (temlik) edinebilir. Buradaki temlik kavramı, maddî olmaktan çok manevî kazananlara işaret eder. Bu anlamda salih amel, Marxizmin praksis, ya da kapitalizmin üretim kavramlarını da aşan bir şümûle sahiptir. Çünkü her iki kavram da, temelde maddî kazanımları ifade etmektedir; en fazla bu kavramlar insanın üretimsel eylemliliği içerisinde manevî yönlerinin de […]
Arif
22:58 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
İnsanoğlu bir beşer olarak dahil olduğu doğal sistemin ötesinde, (düşünsel anlamda) bilinç sahibi olan bir varlıktır (çünkü organik ve hatta inorganik bir bilinçten bahsetmek de mümkündür). Dolayısıyla bu tür bir değer içeren kâinatın tek varlığıdır. İşte bu tür bir değerin biyolojik bir sistematiğe katılımı (fazlalığı), insana ait tüm sistematiği etkilemekte, bu değerin mahiyeti tum beşeri […]
Arif
22:57 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
Kâinat da tıpkı Kur’an ayetlerinin birtakım kelimelerden oluşması gibi temelde kelimelere eş tutulabilecek fiziksel kimi ayetlerden oluşmuştur. Kâinattaki her olgunun aynı zamanda birer ayet olduğu Kur’an’da vurgulanmaktadır. Kur’an harf, kelime, ayet ve surelerden oluşmaktadır. Dolayısıyla Kur’an da bir açıdan, tıpta kâinat gibi bir değerler sistemi olarak görülebilir. Ama kâinat sistemini oluşturan içerik maddeseldir. Yani organik […]
Arif
22:54 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
Kapitalist sistemin babaları, suçu toplumsal bir vakıa olarak, önsel bir kabulle benimsediklerinden, bunların yaptıkları tek şey suçluyu evcilleştirmek ve toplumsal dengelerin karmaşıklığıyla suç olgusunu toplumsal dengelerle karşılamak yoluyla toplumsal bir gerçekliğe dönüştürmektir. Çünkü kapitalizmin ve beşerî sistemlerin temel hayat felsefeleri, suçu yadsımayı mümkün kılmaz. Bu sistemin egemenleri, maddî değerleri, sömürüyü, beşeri egemenleşme ve doyum isteklerini […]
Arif
14:51 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
İnsan boş bir uzayda değil, remizlendirilmış, donatılmış, hazır ve anlaşılır kılınmış bir uzayda yaşamaktadır. Bu uzay birçok değerler sistemi içermektedir. Her bin ortak ve farklı dilleri (temel dönüşüm ve çevrim elemanlarına) sahip olan bu değerler sistemleri, insan zihni ile de dönüşümsel bir anlaşılırlık çevrimbirimlerine haizdir. Yani insan zihni, kâinatı birtakım işaretler ve simgeler yoluyla tanımakta […]
Arif
14:16 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
Bundan önce geçtiği üzere her bir grup ve topluluk doğru yol üzere olduğu iddiasındadır. İddialarına göre her bir grupdan başkası ana yoldan çıkmış ve ara yollara sapmıştır. Bu itibarla gruplar arasında “doğru yol” un tanımı ve açıklaması hususunda görüş ayrılığına düşülmüştür. O derecede ki meseleyi her tetkik eden bir müşkil ile karşılaşmıştır. En […]
Yusuf Aslan
12:34 - 23 Mart 2015
0 Yorumlar
Evvelemirde burada “Sünnet” tabiriyle neyi kastettiğimizi ortaya koyalım: Bizim burada “Sünnet” tabiriyle kasdettiğimiz, Hz. Peygamber (s.a.v)’in, Din’in tebliği ve hayata aktarılması bağlamındaki söz ve fiilleridir. Konunun sağlıklı bir zeminde ele alınabilmesi için öncelikle Sünnet’in bağlayıcı olup olmadığının, doğrudan Kur’an’a dayanarak ortaya konması gerekmektedir. Ancak mesele bununla bitmemektedir. İkinci aşamada yapılması gereken, Sünnet’i bize nakleden unsurların […]
Arif
22:20 - 22 Mart 2015
0 Yorumlar
Veheb demiştir ki: “Bir abid Allah Teala’ya elli sene ibadet etti. Allah Teala, ona: “ben seni af ve mağfiret ettim” diye bildirdi. O da: “Ya Rabbi, benim için neyi mağfiret ettin, çünkü ben günah işlemedim” dedi. Bunun üzerine Allah Teala, onun boynundaki bir damara emretti, o da çarpmaya başladı. O abid uyuyamadı, namaz kılamadı, sonra […]
Arif
22:17 - 22 Mart 2015
0 Yorumlar
Allah Teala, kullarına bazı şeyleri emretmiş, bazı şeyleri de yasaklamıştır. Bir kimse, bunların ikisini de yaparsa, Allah’ın hem sevdiğini, hem de buğzettiğini yapmış olur. Fakat Allah katında sevilenin yapılması buğuz edilenen terkedilmesinden daha üstün olunca Allah Teala, sevilenin yapılmasıyla, buğuz edilenin şerrini o kimseden defeder. Cenab-ı Hakk, kulunun işlediği cinayeti, yaptığı taatı sebebiyle, bağışladığı gibi […]
Arif
22:15 - 22 Mart 2015
0 Yorumlar
Şüphe yok ki yasakların terkedilmesi, emredilenlerin yapılmasına yakın olmadıkça taat ve kurbet olamaz. İbn Kayyum Cezviyye buyuruyor; Şayet bir kimse, bütün yasakları terk etse, emredilmiş iman, bu terkedilmeye yakın olmadıkça yani yasakları terkederken iman bulunmadıkça Allah kimseye yasakları terketmesinden dolayı sevab vermez. Yine bir mü’min yasakları terkederken Allah için terk ettiğine niyet etmedikçe sevap kazanamaz. […]

0 Yorumlar