Tasavvufî bir terim olarak ”Rabıta”

    Dinler; “Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanma” veya O’nu taklîd (İmitatio dio) prensibini hedef almıştır. Bu gayeyi gerçekleştirmek isteyen insa­noğlunun, sürüp giden hayatında, canlı; ve müşahhas bir modele olan ih­tiyacı, “insanın insanı taklidi” (İmitatio hominis) realitesini ortaya çıkarmıştır. Bu yüzden tecrübî psikoloji, “beşer aymbiosis”nin üzerinde durmakta ve şahsiyetimizin başkalarının şahsiyeti ile karışarak şekillendiğine (ihtilat veya […]

Daha fazla oku
İnsan’ın Kendi İç (Nefs) Savaşı

İnsanı çevreleyen ilk ateş, nefstir. Bunu aşmak, sonra öbür nefslerin öldüğü ve şeytanın da durmadan gerginleştirip pekiştirdiği kötülük ağına takılmadan, öteye, ileriye, boyuna ileriye geçmek, müslüman olmanın, üstün insan olmanın biri­cik yoludur. Her engel, tasavvuf dilinde bir «Perde» dir. Bu savaşın büyüklüğünü anlatmak için yetmiş bin perdeden bahs­edilmiştir. Hatta o kadar incelik vardır ki, sadece […]

Daha fazla oku
Mucize ile Görüntü Olağanüstünlüğü Arasındaki Fark

Mucize ile görüntü olağanüstülüğü arasındaki fark, anla­şılıyor ki bir öz farkıdır. Ait oldukları alemlerin, varoluş dün­yalarının farkı. Hazreti Musanın Âsa mucizesinde büyücülerin marifeti, bugünkü Batı Medeniyeti harikalarının ilkel bir şekliydî. Ama olağanüstü deney, fizik dünyada yapılıyordu. Asa­ya geien can ve dirilikse, ötelerden, aklın ermediği bir bölge­den gelen bir soluk, bir canlılıktı. Bu müşahhasın (somutun) karşısına […]

Daha fazla oku
İslamiyet ”İzm,İst vb.” Gibi Kavramları Kabul Etmez

Bugün, İslâm dünyasında, modern dünyada olup biten her şeyin dikkatli bir eleştirisi ve A dan Z’ye incelenmesi eksiği vardır. Böyle bir eleştiri olmadan, Batıyla mücadelede ciddi hiçbir şey yapılamaz. Modernleşmiş Müslümanların, “İslam ve… bağdaştırmanın yolu” diye başlayan tüm sözleri, ve den sonra, bir başka vahyedilmiş ve ilham olunmuş dünya görüşü dışında ne gelirse gelsin, başarısız […]

Daha fazla oku
İnsan’ın Düşünce ve Eylemin’de Hz.Muhammed’i(a.s) Örnek Alınması

İnsanın manevî hayatının amelî ve pratik yönleri konusunda, düşünceyle eylem arasındaki en tam ve örnek ilişkiyi, her Müslüman için, bizzat kendisi Islâm’da manevî hayatın modeli olan Hz. Peygamber’in hayatımda aramak gerektir. Eğer modernizmin etkisiyle İslâm’da düşünce hayatının önemini küçümsemek isteyecekler çıkarsa, böylelerinin yapacağı tek şey, Peygamber’in hayatının hem peygamberlik görevine başlamadan öncesini, hem de yeryüzünde […]

Daha fazla oku
Modern İnsanın Sonsuzluk Arayışı

  Günümüzün karakteristiği haline gelen bu nefsi ruh yerine koyma yanlışlığı, insanın kendi dışsal deneyim dünyasının sınırlarını yok etme ihtiyacından kaynaklanan bir diğer güçlü eğilimle desteklenmektedir, Sûfîler her zaman, insanın Sonsuz arayışı içinde bulunduğunu ve maddî varlık sahibi olmak için harcadığı sınırsız çabaların ve sahip olduklarıyla yetinmemesinin, sonlu olanın asla gideremeyeceği Sonsuz’a duyulan bu susuzluğun […]

Daha fazla oku
Tasavvuf ve İslam

Tasavvufa gelince; doğrusunu söylemek gerekirse onu, tek başına bağımsız bir gelenek olmayıp Islâm’ın belli bir parçasını oluşturduğu için, Hinduizm ve Budizm gibi diğer bütüncül geleneklerle aynı kategoriye yerleştirmemeli. Bir gelenek olarak Hristiyanlık veya Budizm’den söz edildiği gibi Islâm’dan da söz edilebilir; ama tasavvuf, İslam geleneğinin yalnızca bir boyutu olarak ele alınmalıdır. Bu açık nokta üzerinde […]

Daha fazla oku
Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’u anlamak-1

19. ve 20. Yüzyıllar, günümüze kadar gelen süreçte, İslam Coğrafyası ve Orta Doğu açısından en talihsiz yüzyıllar olmuştur. Bu yüzyıllar, özellikle 93 Harbi’nden (1293/1877-78 Osmanlı-Rus Harbi) itibaren “Alem-i İslâmın Kışı” mesâbesindedir. 19. asırda Endonezya ve Hindistan’dan Mağrib’e kadar uzanan geniş İslam Coğrafyasında Batı Avrupalı denizci devletlerin hakimiyet tesis edip, sömürgeleştirme faaliyetlerini artırmaları, Batı Avrupa’nın yükselen […]

Daha fazla oku
Merhamet

Merhamete gelince, manevî bir erdem olarak o, bugün egemen bulunan nicel ve materyalist acıma değildir. Birçok kimse, Allah’a karşı bir saygı tavır olmaksızın, insanlara kar­şı merhametli görünmek ister. Böylece merhamet konusu olan insan, yalnız maddî ihtiyaçları göz önüne alınan, güzel­lik ve aşk gibi daha derin gereksinmeleri ihmal edilen veya gereksiz şeyler türüne indirgenen iki ayaklı […]

Daha fazla oku
Vahdet-i Vücud Tevhidin Bir Cilvesidir

Hakikatin nihai tabiatıyla ilgili merkezi doktrin,genellikle  vahdetul vücud veya varlığın aşkın birliği diye adlandırılmıştır.Bu ana doktrin bazı batılı müşteşriklerin söyledikleri gibi ne panteizm ne panteizm ve nede tabii mistizm değil,şehadetin doğrudan sonucudur.O katıksız, politeizm(şirk) sayılan,hakikatin veya varlığın tümüyle bağımsız iki düzenin olmayacağı ifade eder. Buna göre,bir şey var olduğu ölçüde,Mutlak Varlıktan başka bişey değildir.Gerçekten,Şehadet Hakikati […]

Daha fazla oku